Dünya büyük bir köy haline geldi. Ülkelerin iç

sorunlarının bile mutlaka bir dış bağlantısı söz konusu. Özellikle ülkemizde

dâhil etrafımızdaki ülkelerin iç çatışmalarını sadece kendi iç meseleleri

olarak görmek ve değerlendirmek mümkün değil. Bu arada terör örgütleri ve

eylemlerinin de arkasında bir taktım dış güçler bulunduğunu bilmeyen kalmadı.

Kısacası, ülkemizdeki terör örgütlerinin adının ne olduğu fazla bir anlam ifade

etmiyor. Hepsi de bir takım dış destekler ve bağlantıları sebebiyle ayakta

kalabiliyorlar. Bu dış desteklerin hangi ülkeler ve istihbarat örgütleri olduğu

bilinmesine rağmen bir şey yapılamıyor, terör örgütlerinin dış destekleri ile

bağları kesilemiyor. Bununla da kalınmıyor bir de terör örgütlerini kurup

harekete geçiren ülkelerle anlaşma masasına oturmak zorunda kalınıyor. Bunun da

ötesinde ülkeleri karıştıranların dost ve müttefik olarak nitelendirilmesi bir

zaruret olarak ortaya çıkıyor.

Özellikle İslam dünyasını karıştıran ülkeler kendilerini

demokrat ve özgürlükçü olarak sunan ve dünyayı bu söylem ile aldatmayı beceren

sömürgeci güçlere karşı ortak bir cephe oluşturulamadığı için köpeksiz köyde

değneksiz gezmeyi sürdürüyorlar. İşin garip tarafı oluşturulan bir takım

uluslararası örgütlerin içinde de bu sömürgeci güçler başköşede yer buluyorlar.

Çünkü onların onayı olmadan çıkarlarını engelleyecek örgütler oluşturmak kolay

olmuyor. Çünkü daha işin başında sömürgeci güçler BM gibi dünyaya hâkim örgütleri

kendi çıkarlarına göre dizayn etmişler.

Lafı fazla dallandırdım diye düşünülebilir. Derdim

özellikle çevremizde cereyan eden çatışmalara ve olaylara dikkat çekmek.

Bölgemizdeki ülkeleri önce karıştırıp ardından da o ülkeleri güya korumak adına

sömürgeci güçler askerlerini gönderiyorlar. Çoğu zaman da İslam ülkeleri

sömürgeci güçlere müracaat ederek iç çatışmalarının önlenmesini onlardan talep

ediyorlar. Kurda kuzuyu emanet etmek gibi bir şey.

Yemen de yaşananlara ve ardından Suudi Arabistan ın öncülük

ettiği koalisyon güçlerinin hava harekâtının hedefi İran ın bölgedeki

yayılmacılığını önlemek olarak takdim edildi. İşi organize edenlerin başını ABD

çekiyor. Aynı ABD ve yandaşları yıllardan beri İran ile nükleer çalışmalarını

sınırlandırmayı öngören müzakereler yapıyorlar. Yani bir yandan İran a karşı

harekete geçiliyor öbür yandan uzun süren müzakerelerin ardından İran, dünya

onaylı barışçıl nükleer güç(!) haline geliyor. Anlaşmaya varıldığı gün

Yemen den Aden in düştüğü haberleri geliyordu. Sanki müdahaleden maksat

Yemen de Şii Husilerin ilerleyişini engellemek değilmiş gibi söylenenler ile

sonuçlar birbirine ters düşüyor.

Yemen de Aden in düşmesi Husilerin istedikleri hedefe

ulaşmaları anlamına geliyor. Ve bu sonuç ABD nin başını çektiği Suudi Arabistan ın

öncülük ettiği koalisyon güçlerinin günlerden beri Yemen deki Husi hedeflerini

bombalamalarına rağmen İran ilerleyişini sürdürüyor. Yani bombardıman daha çok

insanın ölmesinin ötesinde bir sonuç vermiyor. Bu arada Yemen de ilerleyişini

durdurmak için birlikte hareket edenler nükleer görüşmeler konusunda İran ile

el sıkışıyorlar. Bunu da kapalı kapılar ardında yapmıyorlar. Dünyanın özellikle

de Müslüman ülkelerin gözünün içine baka baka yapıyorlar ama bir türlü İslam

dünyasının işin gerçeğini görmesi mümkün olmuyor. Böyle bir dünyada mücadele

etmenin, yazıp çizmenin de sanki fazla bir anlamı kalmıyor. Ama buna rağmen biz

üzerimize düşeni yapmanın gayretini sürdüreceğiz.