Mesele konuşmaktan ibaret olsa, konuşurken her daim siz haklısınız!

Ama işin sonunda neredeyse hiçbir şey sizin dediğiniz gibi olmuyor.

Önce bi sevinç çığlıkları atıyorsunuz.

Sonra da dönüp etrafınızda suçlayacak birilerini arıyorsunuz.

Yürüyen ifrat ve tefritsiniz!

Başlıkta saydığımız ülkeler din kardeşimiz ve aynı zamanda ülkemizin güvenliği açısında hayati önemi haiz topraklardı.

Topraklardı diyoruz çünkü bugün artık hiçbiri işgalden ve tarumardan beri değil maalesef…

Bu saydığımız ülkelerin bir diğer özelliği ise Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye’den önce parçalanacak ve işgal edilecek olmaları.

Yani el kadar bebeğin anlayacağı dilden konuşacak olursak; düşman geldi sınıra ya da kapıya dayandı.

Aslında en önemli soru da bütün bunlar olurken biz ne yaptık, kimin yanında durduk ve kiminle sevinip kiminle ağladık?

Bugüne kadar yaptıklarımız doğru muydu?

Gelmek istediğimiz nokta tam olarak burası mıydı?

En önemli mesele ülkemizin güvenliği ise bugün dünden daha mı güvendeyiz?

 İnsanları diğer canlılardan ayıran en büyük özellik, akıl ve muhakeme kabiliyeti.

Allah, bu özellikleri bizlere ziyadesiyle bahşetmiş.

Kullanıp kullanmamak da bizlere kalmış.

İşin sonunda ceza ve ödül var.

O sebeple yukarıda sıraladığımız soruların cevabı epeyce önemli.

 Evet, son 20 yılda Irak’ta Saddam idam edildi, Libya’da Kaddafi dövülerek öldürüldü, Suriye’de Esad ülkeyi terk etti. Mısır’da ise Mursi zindanda şehit oldu.

Kim neyi kaybetti artık siz karar verin ama bizim ne kazandığımız konusu biraz muallak.

Aslında muallak demek de doğru olmayabilir, basbayağı elimiz avcumuz boş kaldı.

Belki de bizim kazancımızı hesaplamak da doğru değil ama bugün bu pencereden bakalım istedik.

Yani ülkemizin âli menfaati için dahi olsa yukarıda saydığımız kardeş ülkelerin parçalanmasına göz yumamayız.

Ancak en azından bugün ellerimizi başımızın arasına alalım ve son 20 yılın muhasebesini tekrar yapalım.

Önemli değil; biz yanlış konuşmuş olalım, hatta yanlış işlere tevessül etmiş de olalım…

Hadi Irak’ı, Libya’yı Mısır’ı, Suriye’yi koruyamadık…

Gazze’yi ise koruyamıyoruz.

Elimizde kalan son İslam coğrafyalarından ülkemize sahip çıkalım.

Zira artık BOP geldi kapıya dayandı.

Bizim ise külüne dahi muhtaç olacağımız bir komşumuz, kardeşimiz kalmadı.

 Nokta

 Gazze’de sivil yok, katledilme sırasını bekleyen insanlar var.

 İsrail’le komşu olmak değildi bizim hayalimiz

 Siz isterseniz sabaha kadar atın tutun…

Kafamızı kaldırınca karşımızda İsrail var artık.

Hem de en büyük sınır komşumuz olmasına bir iki adım kaldı.

Geldiğimiz noktada İsrail, aynı anda 3 Müslüman ülkeyi dilediği şekilde bombalıyor…

Kim zalim, kim diktatör, kim bilmem ne?

Beni çok da fazla ilgilendirmiyor artık.

İSRAİL İLE KOMŞU OLDUK!

Aslında onu da biz olmadık, “İsrail bizimle komşu oldu” dersek daha doğru bir tanımlama yapmış oluruz.

Bizim böyle bir hayalimiz yoktu.

Bu durum, hayalin gerçekleşmesinden ziyade kâbus görmek olarak da yorumlanabilir.