Kendinden emin olan insanın duruşu rahat olur.
Yolcuysanız yol emniyeti önemli. Yol bilmek, yol deneyimi, çileye ve yola hazırlıklı olmak tedbir gibi kimi durumlar önemli. Gözü kara bilinmeyen bir yola çıkmanın neler getireceği bilinmez. Bundandır ki hazırlıklı olmak, ona göre de yola çıkmak gerekir.
Her insan önce kendisinden, yakınlarından sonra da çevreden sorumludur. Atılan her adım, her eylem insan için bağlayıcı olur.
Bir insanın hayat yolculuğu başlangıcından bulunduğu ana değin kendisini bağlayan olumlu ya da olumsuz her şey onun için belirleyicidir. Olumluluklar yol açıcı, güven verici olur. Olumsuzluklar ise ayak bağıdır her zaman.
Kritik zamanlarda, dönemlerde insanın kendisi nasıl bir tutum içinde olacağını geçmişi, yapıp ettikleri belirler. Kendinden emin olanlar rahat olur, endişeleri olmaz, verecekleri kararlarda sağlıklı olurlar. Verilen her karar kişinin hem kendisi hem de çevresi için önem kazandırır. Her yanlış adım, davranış ve eylemler geleceğini de belirler insanın.
Düşünce bağlamında kendinden emin ve rahat olanların varlıkları insanlar için de güven verir. Her eser, her söz ve fiili eylemler insanlar üzerinde hem etkili hem de yönlendiricidir. Düşünce insanları kendilerini bağımlı, bağlı hale getiren, tutuklaştıran durumlardan kaçınmadıkça özgün olamaz. Bağımlılık her insan için bir ayak, gönül ve ruh bağı olur. Düşüncesini sınırlar, söyleyecek sözü var ise söyleyemez. Kendini tutar, dolaylı olarak konuşur. Bunlar da kitleler tarafından ya anlaşılmaz ya da ciddiye alınmaz.
Bir toplumu yönetenlerin durumu ise çok daha ciddiyet, dikkat ve duyarlılık gerektirir. Çünkü onlar sadece kendilerinden değil, toplumdan, ülkesinden, insanlıktan da sorumludurlar. Kendilerini bağlayan geçmişlerindeki eylemleri, tutumları, ahlâkları, insanlara karşı olan davranışları, varlıklarıdır. Eğer bunlar sağlıklı ise kendisini rahatlatır.
Yönetenlerin verdiği kararlar, yapıp ettikleri de bu bağlamda belirleyici olur. Kendinden emin olanlar korkak olmaz, vereceği her sağlıklı karar hem kendisine hem de topluma güven verir. Uluslararası tutumlar, kararlar belirleyici olur.
Bir insanın geçmişi, geleceğidir.
Bir insanın geleceği de geçmişidir.
Coğrafyamız kaynayan bir kazan. Emperyalizm kendine göre ateşi artırır, harlandırır, belli bir düzlemde tutar. Müslümanlar başsız ve lidersiz olduklarından, güçlü bir devlet konumuna sahip olmadıklarından, dağınık ve hemen tamamının ayak bağları olduğundan ne yetkindirler ne de güçlü bir iradeye sahipler. Emperyalizm geçmişte olduğu gibi, nasıl Müslümanları çok parçalı, etkisiz, güçsüz hale getirmişse bugün de durum ondan farklı değildir. Yöneticilerin kendi iradelerinin yoksunluğunun nedeni gene kendileridir.
Bir göreve talip olmak, razı olmak için bir kişinin önce kendisinden emin olması gerekir. Günün, yaşanmış olanların kimi heyecanları, yönlendirmeleri yanıltıcı olabilir. Geleceğe dönük bir adım atmaya niyetlenen kişinin kendinden, geçmişinden emin olması, geleceğini de emin kılabilmesi için hem her adımını özenle atması gerekir. Zaman hızlı akıyor, yapılanlar insanın birikimi olduğundan olumlu ya da olumsuz önüne çıkıyor.
İnsanın yolunu kesen, etkileyecek olan o kadar çok şey vardır ki. Mal ve servet edinme, yer ve konum kapma, bunlar olup biterken etrafında bulunanların, yönlendirenlerin de sağlıklı olması gerekir. Şeytanların insanları çok yönlü etkiledikleri, büyüledikleri bilinir. İnsanların mal varlıkları koşullarına göre geçmişleri ve içinde bulundukları anlarıyla değerlendirilirler. Müslümanlar geçmişte kendilerine öncü olanları örnek alırlar. Yol gösterici olan Peygamber’in hayatı, geçmiş ve geleceği bir bütündür. İnsanlığın sahih yolu bulması bundan.
Dünyayı yönetenlerin de geçmişleri bellidir. Geçmişte nasıl bir tutum içinde olmuşlarsa onlardan yeni ve değişik bir şey beklenemez.