Doğru ve sağlıklı iletişim o kadar önemli ki anlatamam ama deneyebilirim. Mesela bu tezin karşısına şu cümleyi koyarak deneyelim; “insan bilmediği şeyin düşmanıdır.” İnsan bilmiyorsa düşmanlık eder. Öyle tanıdık, akraba, arkadaş, eş, dost, dava kardeşi falan dinlemez. Eğer insan bilmiyorsa düşmanlık eder. İnsan, başlı başına enteresan bir varlık. Ayetlerden, hadislerden, âlimlerden her yönünü öğrenebilirsiniz insanın. Hüsrandadır, unutkandır, ölümü çok az hatırlar, dünya ve içindekilere düşkündür, iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister, kırılgandır, duygusaldır. İnsan ne gariptir. Bilir ama yapamaz, okur ama anlamaz, anlatır ama uygulamaz. İnsan işte, çok azı müstesna hep zarardadır, hep ziyanda.
İnsana ne zaman konuşsan o hep etrafına bakar, hiç kendi üzerine alınmaz. Kendini sadece aynada görür ama aslında aynalara bakarak kendisi ile konuşması gerektiğini hep unutur. Kendine anlatmadan, kendini ikna etmeden, kendine gelmeden, kendini bulmadan yürüdüğü yolun çıkmaz sokak olduğunu hep gözden kaçırır. İnsan işte, hiç bitmeyecekmiş gibi yürür durur. Düşmanlığı da aslında bilmediğinden, gerçekten tanımadığındandır. Aslında hayat tanıdıkça güzelleşir, önyargılardan kurtuldukça huzur bulur insan. Mutluluk daha fazla tanışmak, iletişim kanallarını açmakla mümkündür. Yaşanılabilir bir Türkiye ancak dava kardeşiyim diyenlerin birbirine samimiyetle sarılması ile mümkündür. He bir de kucaklaşma bittikten sonra güzel konuşmaya devam etmeli, gıybetten uzak durmalı. İnsan tanımadığından, bilmediğinden dolayı da çok gevezelik yapar. İnsan işte, ne garip bir düşünendir.
İnsan düşünür ve düşündüğünden olsa gerek her şeyi düşündüğü gibi zanneder. İşte bu zanlar insanı mahveder. Düşünmek güzeldir ama bu durum düşündüğünüz şeylerin aslında sizin düşündüğünüz gibi olduğunun kesin delili değildir. İnsan bilmediğinden düşmanlık eder, düşünmediğinden değil. İnsan işte, insan ne de kolay düşmanlık eder.
İletişim demiştik. İnsanın bilmediğine karşı olan düşmanlığı ancak sağlıklı bir iletişim ile çözülebilir. İnsan selam vermeye başlar ve alışırsa, gülümsemeyi öğrenirse konu çözülmüş olur. Tüm iletişimler tek bir kelime ile başlar. Selam verin, espri yapın, kahkaha atın, ortama bir nefes verin yeter. Bir nefes nice sorunların çözülmesine katkı sağlayacaktır. İnsan, insana, kendini anlattıkça kalpten kalbe köprüler kurulur ve sonra bu köprüler gönül köprülerine dönüşür. Kalpten kalbe kurulan köprüler hasar görebilir ama gönülden gönle kurulan köprülere kimse zarar veremez. Çünkü o köprüler görülmez ve sarsılmaz bir manevi güce sahiptir. Gönül köprüleri iyi niyetle, tebessümle ve güzel sözlerle inşa edilir.
Anlatırken ne kadar kolay değil mi? Kulağa ne kadar hoş geliyor. İnsan diyorsun, gönül, kalp, tebessüm, muhabbet, aşk, mutluluk ve huzur diyorsun. Hepsi kulağa çok hoş geliyor. Ama maalesef insan kulağa hoş gelen şeyleri düşünüyor, konuşuyor, hatta yazıyor ama maalesef yapamıyor. Yapmak yolda olmak demek, yolu bilmek değil. Dedik ya, insan bilmediğinin düşmanıdır diye. Bazen bilmenin de yetmeği anlar olmuyor değil.
Haliyle yoruluyor insan. Bazen de bilinmek istiyor. Tanınmak değil. Kimse tanımasın ama sadece iyi insan olduğu, kimseye zarar vermek istemediği, iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştığı hatta iyi niyetle birlikte bir şeyler yapmaya çalıştığı bilinsin istiyor, hepsi bu. Kimsenin tanımasına da gerek yok. Önemli olan üretilen şey, yapılan iş değil mi? O zaman insanın ne önemi var ki! İnsan işte, insan ne garip bir varlık, insan, çeşit çeşit.