Bir ülke, topraklarından bir bölümünü, azını çoğunu fark etmez, başka bir ülkenin askeri varlığının kullanımına açmışsa, vatanın bölünmezliğinden, ülkenin bağımsızlığından bahsetmek ne derece doğru olur?
Aralık 1943 yılında, Kahire anlaşmasıyla, Amerika’ya, gel burada üs aç denilmiş. 2. Dünya Savaşı’nda, üssün inşasına başlanmış, 1954 yılında, anlaşma yapılmış, l957 yılında faaliyete başlamış.
Peki, bu üsse neden ihtiyaç duyulmuş?
Komünizmi önlemek, yayılmasını durdurmak için Amerika öncülüğünde yürütülen proje kapsamında bize yutturulmuştu. Soğuk savaş günlerinin yüz kızartıcı resimlerinden biridir İncirlik Üssü.
Amerika orada neler yapmaktadır? İncirlik Üssü’nden kalkan uçaklar nerelere gitmektedir? Hangi toplulukları, hangi ülkeleri gözetlemektedir? Kimleri vurup kimleri korumaktadır?
Bu sorulara cevaplarımız var mıdır, yok mudur?
Topraklarımızı kullanarak yaptığı eylemleri, önceden bize bildirmekte midir?
Bağımsızlık, sadece sözle olmaz. İstiklal içinde olduğumuzu gösterir işaretler, nişaneler vardır. Kendi geleceğimizle ilgili kararları, birilerinin dayatması olmadan verebilme kabiliyetine sahip miyiz?
Ey Amerika, ne işin var Adana’da diyebiliyor muyuz?
Vatan parçası İncirliği keyfince kullanmaya devam eden Amerika, ne yazık ki, Suriye bataklığında, bizim perişan olmamızı beklemektedir.
Irak yönetimini bize karşı kışkırtan Amerika’dan başkası değildir?
Kukla İbadi, ne diye efelenmektedir? Görüntü İbadi iken, ses Amerika’nındır. Bu gerçeği görmeden, hadiseleri yorumlayamayız, teşhisler üretemeyiz.
Suriye’de, PKK’yı kendine müttefik seçen Amerika için, sadece tek dost vardır, o da çıkarıdır. Diğer söylemler, NATO etrafındaki dostluklar, sahte müttefik teraneleri aldatmacadır.
İşine geldiğinde, kimi ülkeleri, insan haklarını çiğnemekle suçlayıp yatırımlar yapan Amerika, kimi ülkelerin derebeyliğini, kralca işkencelerini, insanlık dışı muamelerini, sırf menfaati uğruna görmezden gelmeyi bilen bir yönetimdir.
Amerika için hepimiz potansiyel suçluyuz. Bir toplulukta, antiamerikancılık yayılmışsa, oraya şu ya da bu şekilde, farklı araçlarla müdahale etmekten geri durmaz.
Bir coğrafyada demokrat, bir coğrafyada faşist yönetimleri destekler.
Duruma, hale, çıkara göre yön belirler.
İncirlik Üssü’nün de bu zaviyeden değerlendirilmesi icap eder. Ülkemizi yönetenlerin, gelecek adına kendinde söz söyleme hakkı bulanlar, bu vatan topraklarının bir karışını dahi, başka bir güce, sebebi ne olursa olsun tahsis edilmemesi gerektiğini bilmelidirler.
İstikbalimize yazık etmeyelim.
Dünya gerçeklerini bilmek, buna göre çizgi geliştirmek ayrıdır, güce ram olmak ayrıdır. Milli ruh, dün, şartlar daha ağırken bile, vatan toprağının bir karışını dahi, hiçbir emperyalist güce terk etmemişlerdi.
Komünizme karşı kale diye sunulan İncirlik Üssü, komünizm çöktüğüne göre, hangi izm için amerika’nın ayak oyunlarına terk edildi?
Bu topraklarda bulunan yabancı askerler, kendi evlerine dönmelidirler.
Misafir olarak bulunan insanlara evimiz, hanemiz, gönlümüz sonuna kadar açıktır. Lakin eli silahlı askerlerin, topraklarımızda barınması, züldür, sefilliktir.
İncirlik Üssü, bağımsızlığımızı tehdit eden unsurlardan biridir.
Böyle görüyorum.