Geçen günkü (25.07.2016) yazımda şunları kaleme aldım;

“İmam Hatip Liseleri dahil tüm liselerden mezun olanların Harp Okullarına, askeri okullara alınmaları yeterli mi, peki? Bence yetmemeli;

1) Genelkurmay Başkanlığı’nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlamak şart!

2) Kışlaların şehir dışına çıkarılması şart!

3) Profesyonel ordu şart!

4) Askeri liselerin kaldırılması şart!

5) Askeri eğitim müfredatından, “Bir askerin nihai hedefi ülkeyi yönetmek, Cumhurbaşkanı olmak!” mantalitesinin kaldırılması şart!

6) Ordunun siyasetten arındırılması şart!”

***

“669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” ile yukardaki maddelerin büyük çoğunluğu hayata geçirildi.

* Artık İmam Hatip Lisesi mezunları da subay olabilecek.

* Kuvvet Komutanları Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandı, Genelkurmay Başkanlığı ile MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) muhtemelen direk Cumhurbaşkanına bağlı olarak çalışacak.

* Kışlalar şehir dışına taşınıyor.

* Askeri liseler kapatıldı.

Şu kadarını ifade etmek istiyorum; Bunlar son derece olumlu adımlar…

Önemli bir adım daha atılmalı!

Yeni düzenlemeler hayati derecede önemli.

Bunlar elbette çok kritik adımlar…Ama atılması gereken bir adım daha var. O da şu;  Subay ve Astsubay lojmanları ile Orduevlerinin yeniden dizaynı…

Biliyorsunuz ve görüyorsunuz, subay ve astsubaylar dikenli tellerle çevrili kampüslerde, toplumdan adeta kopuk yaşıyor, yıllardır.

Nasıl ki Ankara Or’an semtindeki milletvekili lojmanları elden çıkarıldıysa subay ve astsubay lojmanları da özelleştirilmeli.

Asker-halk iç içe yaşamalı. Ordu ile milleti ayıran duvarlar kalkmalı. Klan sistemine son verilmeli…

O gece TBMM başkanı Kahraman neler yaptı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman o akşam (15 Temmuz 2016) TBMM konutundaydı…

Yemek saatiydi. Sofradaydı.

Bir anda kulak patlatırcasına sesler duydu. Pencereden baktı. Uçaklar alçaktan uçuyordu. Bir daha… Ardından bir daha…

Bir “anormallik” olduğu aşikardı!

Oracıkta kararını verdi; çalışma arkadaşlarını çağırdı.

“Hemen TBMM’yi açmamız lazım.” dedi. 

“Gemiyi ilk önce fareler terk ederler. Ben geminin kaptanıyım. Gemimde ölürüm. Haydi Bismillah! Meclis’e gidiyoruz. Meclis açık olacak. Haber verin herkese…” diyerek…

“Önemli” ve bir o kadar “hayati” dakikalardı…

***

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın tarihi çıkışıyla birlikte milletvekilleri birer ikişer TBMM’ye geldi.

İsmail bey o gece Başkanlık resmi kıyafetini giymedi, sadece kravatla çıktı kürsüye.

Ak Parti, MHP, CHP milletvekilleri de Genel Kurul’a ulaştı.

Parti temsilcileri sırayla konuştu.

Fakat en son bombalamadan sonra Genel Kurul salonu toz duman içinde kaldı.

Bu sahneler canlı yayında ekranlara da yansıdı, o gece…

Hep beraber TBMM sığınağına girdiler... 

Girdiler sığınağa ama sığınak sığınaktan başka her şeye benziyordu.

Nasıl olmuşsa, koca TBMM sığınağı kütüphanenin arşivi olmuş…

Su deposu yok. Bakımsız… Adeta harabe vaziyette!

***

İsmail bey şimdi ilk olarak sığınağı yaptırıyor.

O geceye ilişkin üç not daha aktarayım;

* İsmail Kahraman şunu söyledi: “Milletvekillerinin dava açma hakkı var. Müdahil olma hakkı var. Onun için TBMM’ye bir savcı davet ettik. Bir oda tahsis ettik. Müracaatları alacak.”

* İkincisi, Gazi Meclis’in 15 Temmuz’da yaşadıkları TBMM tarafından belgesel ile anlatılacak.

* Son olarak, TBMM bahçesine düşen bomba ile TBMM binası arasında “Demokrasi Yolu” oluşturulacak. Geceye dair fotoğraf, otomobil parçaları, eşyalar orada sergilenecek.

***

Tüm bunlar yaşanırken TBMM Genel Sekreter Yardımcıları Muhammet Bozdağ, Kemal Kaya ve Mustafa Tamirci görevlerinden alındı. Tahmin ediyorum, “sığınakta geçen dakikalarla” bu görevden almalar arasında yakın bir bağlantı bulunuyor.

Fakat daha sonra İsmail Kahraman bir adım daha attı; Meclis Genel Sekreteri İrfan Neziroğlu’nu da görevden aldı. Yerine Devlet Personel Başkanı Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nu atadı. Önemli bir inisiyatifti…

Genel Sekreter Yardımcıları neyse ama işte bu son “görevden alma’yı fazla anlayamadım…

Bizim Ahmet’e rastlarsam soracağım…

Ordudan atılan Milli Görüşçü subaylar

Saadet Partisi Kütahya İl Başkanı Ali İhsan Oturak aradı. Şunları anlattı;

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılan, orduyla ilişiği kesilen, vatanını ve milletini seven bir kesimden söz etmek istiyorum. Bunlar Milli Görüşçü subaylar. Daha önce, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) marifetiyle TSK’dan atılan subaylara biliyorsunuz bazı haklar tanındı. Bunların bir kısmı döndü, bir kısmı memur oldu, kısmen de olsa haklarını aldılar.

Ama benim anlatmak istediğim, YAŞ kararları dışında ordudan atılanlar. Bu kardeşlerimiz 3 bin kadar ve haklarının iadesi için de bugüne kadar herhangi bir düzenleme yapılmadı. Mağdurlar.

Şu anda bu arkadaşların bir kısmı Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) çatısı altında. Dileğim odur ki, bu kardeşlerimize de hakları iade edilsin, mağduriyetleri giderilsin. İktidar, TSK’dan atılan 3 bin kadar Milli Görüşçü subayı orduya almalı.”

Bunları biliyor musunuz?

* 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişimi gecesi, twit sayısının normal günlere göre 35 kat arttığını, 4 saatte toplam 495 bin tweet atıldığını, bu sayede meydanların hızlı dolduğunu, Twitter’in kullanımına yönelik o gece bir rekorun kırıldığını, atılan tweetlerin dakikada 2 bin 62, saniyede ise 34.3 adede denk geldiğini, paylaşımlarda en çok kullanılan cihazların akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlar olduğunu, İstanbul’daki Boğaz köprülerinin işgalci darbeciler tarafından kapatılmasıyla başlayan saat 22.00 ile 24.00 arasında ise konuyla ilgili gönderilen tweet sayısının 71 bin 938 olduğunu, biliyor musunuz?