Roma Zafer Takı, Colosseum, Kral Yolu, Mısır Firavunlarının Piramitleri, Babilin Asma Bahçeleri, Çin Seddi, İskenderiye Feneri gibi kalıcı eserler yapabilir insan.
Bunların bir kısmı Piramitler gibi yüz binlerce kölenin karın doyurma karşılığı yapılmış zulüm anıtları olarak insanlığa sırıtmaktalar.
Devamlı çalışan yüz bin insandan ölenin yerine devamlı alınıyor ve kırbaç altında inşaat devam ediyor.
Bir tek adamın kabri olsun diye yapılmış bunca zulüm.
Roma’nın en güçlü krallarından Sezar’ı, tarih kitapları, filmler, romanlarla bir varmış bir yokmuş hikâyeleri olarak anlatılır.
Ama Hazreti İbrahim, Hazreti Musa, Hazreti İsa, Hazreti Muhammed (Sallallahü aleyhim ve sellem) hâlâ salatü selamla anılmaya ve Hazreti Muhammed’in yolundan onların da yolu olan İslam yolunda gidilmeye devam ediliyor.
Sevgili Peygamberimizin ümmetinden İmam Ebu Hanife, Şafi, Malik, Hanbelî, Cafer-i Sadık gibi müçtehit imamların (Allah hepsine rahmet etsin) medreselerinin temelleri bile günümüze gelmemiştir ama eserleri hâlâ milyarları etkilemeye devam ediyor.
Medrese binasının haşmetine değil, yapılan eğitimin özüne önem veriyorlardı.
Eğer bu müçtehit imamlar, Yunanlı Aristo’nun, Persli Mubazan’ın, Hintli Buda’nın öğretilerini okumuş olsalardı şu andaki etkilerini yakalayamazlardı.
Çünkü bu düşünürler bir tek aklın düşündükleridir.
Ama müçtehit imamların okudukları kitabın başında Hazreti Adem’den beri bütün peygamberleri, filozofları, ilim adamları, şairleri, sanatçıları yaratanın kelamı Kur’an-ı Kerim gelir.
İkinci sırada o Kur’an’ın kendisine indiği, âlemlere rahmet, Hazreti Muhammed’in sözleri, davranışları ve onayları olan hadisleri ve peygamber eğitiminden geçen ashabı kiramın eserleri gelir.
Bu asırda bile dünyanın yedi yüz yerine üslerini kuran, gökyüzünde uzay istasyonlarına sahip olan, insansız hava araçlarıyla cinayetler işleyenlerin çok yakın bir zamanda tarih kitaplarında, filmlere, romanlarda yaşamaya bir varmış bir yokmuş diye hatırlanmaya başlayacaklar ama Kur’an ve sünnete sarılanlar kıyamete kadar devam edecekler.
Kur’an’dan ve hadisten çok delil getiririm ama seküler mantığın kabul edeceği delili söyleyeyim:
Bütün bu soygun aletlerine sahip olan, ülkeler işgal eden insanların dilini öğrenen mazlum insanlar, onların dinine girmiyorlar, tam aksine kendini medeni diye yutturan bu soyguncu devletlerin halkı arasında Müslümanlık süratle yayılıyor.
Bunun üzerinde biraz düşünüp bütün gücümüzü İslami eğitime verelim, Hazreti Âdem’in torunlarının cehenneme giden
yolunu cennete çevirmek için çalışalım.