Bismillâhirrahmanirahîm!
BİLİNDİĞİ üzere iktidarların asıl amacı; halkın sorunlarını çözmek amaçlı icraatlar yapmaktır. Dış politikada Türkiye’nin çıkarlarını korumak, millî güvenliğimiz konusunda etkili “diplomasi” yürütmektir. 27 aydır, Kudüs ve Mescid-i Aksa gibi kutsal mekânlarımızın da bulunduğu Filistin bölgesi ciddi sıkıntılar yaşamaktadır.
Gazze Savaşı sırasında bugüne kadar yardımlar toplandı; basın açıklamaları, miting ve yürüyüşler yapıldı; farklı şekillerde tepkiler ortaya konuldu. Bunlar özellikle sivil toplum kuruluşlarının öncülük ettiği etkinliklerdir. Gazze’de yaşanan soykırım ve insanlık faciasını Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan eylemlerdir.
Aaaa! O da ne? Bir de gördük ki, iktidar desteğiyle Gazze için yürüyüşler yapılıyordu. Bu kaçıncısı olmuştu! İktidarın “yürüyüş” yapması da ne oluyordu? Yapılan bu kadar çok etkinlikten sonra verilen mesajı hâlâ anlamamışlar mıydı? Yoksa, diplomatik yollar mı tükenmişti? Biz iktidarın Gazze’ye insanî yardım girişinin sağlanması, Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve Gazze’ye uygulanan soykırımın durdurulmasıyla ilgili ciddi bir diplomatik girişim yürüttüğünü görmedik.
Gazzeli kardeşlerimiz bu sert kış soğuğu, yağış ve fırtınaların etkisiyle, göl haline gelmiş çadırlarda varlık yokluk mücadelesi veriyorlar. Türkiye, bu insanî sıkıntıların aşılması için hangi ülkeyle, ne gibi bir diplomatik girişim içine girdi? Yine, Gazzelilerin başına gelenler, meselâ İsviçre’nin başına gelseydi; Türkiye ve Batılı ülkeler aynı sessizliklerini korurlar mıydı? Gücü elinde bulunduran ülkelerin yaptığı bu ayrımcılığın sebebi ne?
İKTİDAR, MUKTEDİR Mİ?
TÜRKİYE, 2026 yılına İstanbul Galata Köprüsü üzerindeki Gazze Yürüyüşü’yle başladı. Yürüyüşün çatısı, “İnsanlık İttifakı ve Millî İrade Platformu” adını taşıyordu. “Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz” temalı yürüyüşe 400 STK, bakanlar, milletvekilleri, belediye ve spor kulübü başkanları, organize edilmiş halk katıldı. Platformu, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Bilal Erdoğan yönetti.
Platform’da devlet gücünün etkisi hemen fark ediliyordu. Dev posterler, dekorlar, ışıklandırmalar, ses sistemleri, ülkenin pek çok yerine otobüsler gönderilip para verilerek programa insan taşınması bunun örneğiydi. Bilal Erdoğan, konuşmasında, “Yeni yıla Filistin için duayla giriyoruz” ifadesini kullandı. Yürüyüş’e “Millî İrade Platformu” organize ediyordu. Bilal Erdoğan “millî irade”yi temsil edebilir miydi?
Programda “soru işareti” özelliğinde ayrıntılar vardı. Biliyoruz ki, İsrail’e atılan bir taş bile kıymetlidir. İsrail’le normalleşeceksiniz; sonra Filistin’e sahip(!) çıkacaksınız. Yapamazsınız; efendileriniz de buna izin vermez. Bilal Erdoğan, dua etmeyi de unutmadı: “Rabbim, bu millet için gecesini gündüzüne katarak çalışan ‘BAŞTA BABAM’ olmak üzere bütün yöneticilerimize güç kuvvet versin!”
Galata Köprüsü Yürüyüşü’nü Sinop kökenli, Münih’te yaşayan gurbetçilerden Şaban Turhal, “Bu Bir Gazze Mitingi Değil; Retorik Mitingidir” başlıklı yazısıyla başarılı analizler yaptı. Yazar, bu miting konusunda, “Siyasi gelecek için hazırlanmış bir vitrin mi?” sorusunu yönelterek, Trump’ın “Sonuna kadar Erdoğan’ı destekliyorum” sözüyle ilgili çarpıcı analizler yaptı.
TURHAL’IN ANALİZİ
SAYIN Turhal, Trump’ın Erdoğan için verdiği destek sözünü, “Türkiye siyasetine dışarıdan verilmiş açık bir meşruiyet mesajı” olarak değerlendirdi. Cumhurbaşkanı’nın yasal sebeplerle aday olamaması halinde, cumhurbaşkanlığı sonrası siyasal dengenin İstanbul gibi stratejik bir şehir için yeni bir siyasi figürün ortaya çıkması olarak gördü, Galata Köprüsü Yürüyüşü’nü!..
Gözlemini şöyle açıkladı: “Her halükârda İstanbul için hazırlık yapıldığı izlenimi güçlüdür.” Gazze mitinginin bu denli tek merkezli, tek figürlü ve tek dilli sunulmasını, Bilâl Erdoğan’ın siyasal vitrine çıkarılması olarak açıkladı. Bu miting, Bilal Erdoğan için İstanbul Büyükşehir Belediyesi yolunda bir hat döşenip döşenmediği sorusunu meşrulaştırdı, diye yazdı.
Sayın Turhal, şu soruyu yöneltti: “Bu miting bir vicdan çağrısı mıydı, yoksa vicdanın üzerine kurulmuş bir PR organizasyonu mu?” Galata Köprüsü mitingiyle, yapılmayanların üzeri yüksek sesli ifadelerle örtüldü, görüşüne yer verdi. Son söz olarak da, “Asıl sorunun, Gazze adına konuşulup Gazze için bedel ödenmemesi” gerçeğini anlattı.
Gazze mitingi gibi “toplumsal vicdanın sesi” olarak yapılan toplantılarda çok ama çok dikkatli olmak zorundayız. Gazze mitingine katılan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Görevlerini yaptılar. Yöneticilerimiz içinse… Bundan sonraki gelişmelerin hangi yönde seyredeceğini bekleyip göreceğiz. Kişisel olarak, bu mitinge harcanan paralar, çadırları sular altında kalan Gazzelilere “prefabrik ev” olarak dönseydi, Gazzeliler için daha çok makbule geçecekti, diye düşünüyorum.