Biyolojik olarak 1986’da ama şiirle çok evvelinden doğmuş. Dünyaya, ne hali varsa onu görmeye gelmiş. Yaşamaz denilen bir çocuk olarak geçersiz bedenin hesabını tutmuş. Büyümüş ve şimdi o hesabın zekâtını verir olmuş. Yeşili sevmiş ve hep onunla olmuş. Öğrenmek için öğretmen, sevmek için baba olmuş. Yetmemiş, daha çok susmak için de şiiri seçmiş. Evet, bu da onun ilk susuş niyeti belki de “Boşluğa Kuş Duası”.

Vahdettin Oktay Beyazlı “Dünyanın Repliği” adını verdiği ilk şiir kitabında kendisini bu satırlarla tanıtıyor.

Octavia Paz, “Şairlerin hayat hikâyeleri yoktur, şiirleri vardır.” der. Cemal Süreya ise, “Şairin hayatı şiire dahildir” diyerek bahçeyi arkadan dolanır. Düz yazı şiirin olmasa da şiiri kendine birinci dereceden muhatap kılmak isteyenlerin bir aracı olabilir. Poetika ile şairin yapmak istediği şey de biraz bu değil midir?

Her iyi şeyin ilki yüksek bir samimiyet taşıması dolayısıyla masumdur. Şiirin dua ile kurduğu ilişkiyi ancak böyle anlayabiliriz. Paul Valery, “İlk dize Tanrıdandır” derken ilkin sorgulanamazlığını da ifade ediyordur sanırım. Bir adım daha ileri giderek ilk şiir kitapları da bu masumiyetten nasibini almış mıdır diye sormadan edemiyor insan.

“Dünyanın Repliği” üç bölümden oluşuyor. Kitabın ismini aynı zamanda birinci bölümün de başlığı olarak kabul edecek olursak, II. Bölüm “Eksilir Bir Çocuk Sesi”, III. Bölüm ise “Bazen Hüzün de Yakışıyor Gülmek Kadar Gözlerine” başlığını taşıyor.

Şunlar okurken teşehhüt miktarı durduğum dizeler:

“faizi yok sayan bu şiir kime gelsin/ elleri yüzüne mazgal olanlara gelsin/ şehrin kokusuna acısını banan kimse/ vursun tekmeyi de metropolün cümle kapısına.”, “Allah ağrısı omzumda plato düzlüğü”

Şu dizelerde oturduğum yerden kalktım, doğruldum:

“boşluğa değdi başım aklım selim değil/ bu kaçıncı şair yenilgisi gül dikenine/mevsimsiz göç telaşında kuş duası/ çalınır huş ağacından bakış konmayan dalıma.”

Şu dizelerde uzaklara doğru alıp başımı gitme arzusu depreşti:

“görülmemiştir aşksız bir insanın/ dünyayla yunulması/ hem fenadır her yaşta /kendisiyle düşmesi toprağa.”

Şu dizelerde içimden yüzümü toprağa vurmak geçti:

“ölüm binenlerin hiç/ inenlerin hep olduğu/ son durağıdır ömrün/ ah bu başlamadan biten yaşamak.”

Şu dizeler bana harcandığımı hatırlattı:

“Şiir vakti bildim kırkikindiyi

alesta bekler dirim ölüme kesmek için

biliyorum harcadıkça kazanır sözcükleri

harcandıkça şair.”

Vahdettin Oktay Beyazlı’ya nice güzel şiirler ve müteakip kitaplar dileğiyle…

(Dünyanın Repliği-Vahdettin Oktay Beyazlı-Okur Kitaplığı)

BÖYLE UZAKTA

Ahmet Tepe, şiirlerini Temmuz, Yedi İklim ve Hece dergilerinden aşina olduğumuz bir şair. 2020 yılında Temmuz Yayınları’ndan çıkan “Ağrının Ulağı” isimli bir şiir kitabı var. Ahmet Tepe, üç yıl sonra bu kez ikinci şiir kitabıyla okuyucularını selamladı. Orada Olanlar, Arada Kalanlar, Burada Olanlar gibi üç bölümden oluşan kitabın ilk dikkat çeken yanı konuşkan karakterde olması. Aşk Gibi Işık Gibi şiirinde görüleceği üzere birikmiş bir sessizliğin dışavurumunu görüyoruz:

“Uzanıyorum gururla sıcak şiltelerin üstüne tarlalara her şeyi yeniden yapan ışık gibi”

Ahmet Tepe şiirinde ikinci dikkat çeken nokta umudun, öfkenin ve acının geri çekilmiş tedirgin bir dille verilmesidir.

“Ben de sustum, sus dedi yüzünde çiçek açmış rüzgârlar/baykuşlar gelip derisini yüzdü gecenin.”

Anlamı, sözü ve söylemi bozan ses ve ritme iltifat etmeyen bir özelliği daha var Ahmet Tepe şiirinin. Bunun bilinçli tavır olduğu kanaatindeyim:

Cennet vaadi ırmaklardan geldim/Kızıl sakallı aklım bu bir intihar kalkışı değil/ İşte geldik dünyanın sonu.”

Mümin mütevekkil bir şiir Ahmet Tepe şiiri. Şiirindeki inanca dayalı ruh bu yüzden şu dizedeki fotoğrafa çok benziyor:

“İki dal gibi uzanır sonsuza Tanrı’nın rahmeti, bu güzelliği”

Ahmet Tepe şiirinden bir hayat devşirebilmek için onun dizelerinin ayak izlerini çok sıkı ve dikkatle takip etmek, yani iz sürmek gerekiyor.

Şiirle samimiyet kurmak diye bir şey var; bunun yolu müşterek bir yaşamsal tecrübeye sahip olmaktır geçiyor galiba.

Ahmet Tepe “Böyle Uzakta” ile okuyucusuna içten içe güzel şiirlerin ve şiir kitaplarının derin muştusunu fısıldıyor. Tebrikler.

(Böyle Uzakta-Ahmet Tepe-Hece-Şiir)