Demokrasilerin vazgeçilmezi seçim sandığının vatandaş önüne gelme zamanı yaklaştıkça iktidarda olanlar o sürece kadar aksattıkları her işi yapmaya çalışırlar. Değişmiyor bu durum. Sınava son gün çalışan öğrenciler gibi. Bir dönem boyunca el ense yapan, sınav zamanı yaklaştıkça bir yandan notları toplamaya çalışarak diğer yandan bir hızla derslerin içeriğine vukufiyeti kazanmadan sınavdan geçecek kadar not almaya çalışan öğrenciler gibi. Bu durumun ortaya çıkmasında siyasetin tabana yayılmamasının, seçmenin verdiği oyun hesabını soracak seviyeye gelmemesinde muhakkak etkisi var.
Bunları bir yana koyalım. RTÜK’ten yapılan, yalan haber ve dezenformasyona geçit verilmeyeceği ve kurallara uymayanlar hakkında yasal işlem başlatılacağına dair yapılan açıklama önümüze düştü. Açıklamada, RTÜK’ün, “Türk aile yapısını zedeleyen, toplumsal ve kültürel değerlere saygısız yayınları önlemenin görevleri olduğunu” belirtiliyor. Bu açıklamayı okurken içimizden tam, “Gözünü sevdiğim seçim! Sen nelere kadirsin?” geçerken açıklamanın devamında da, “RTÜK olarak bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bilhassa seçim dönemine yaklaştığımız bugünlerde…” ifadesinin geçmesine tevafuk deyip gülüyoruz. Bu kadar aşikâr söylenmezdi.
RTÜK Başkanı, “Realty şovlar, haberler ve tartışma programları ile dizilerde Türk aile yapısına aykırı örf ve adetlerimize ters içerikler artış göstermektedir. Net olarak belirtiyorum ki, değerlerimize aykırı yayınlara müsaade etmeyeceğiz. Türk aile yapısını zedeleyen, toplumsal ve kültürel değerlerimize saygısız yayınlara ‘dur’ demek 6112 sayılı Kanun’un bize emrettiği görevimizdir” ifadeleri de yer alıyor.
Yine söylemeden geçemeyeceğiz, “Gözünü sevdiğim seçim” toplumun altına dinamit koyan sabah kuşaklarının kalkmasına sebep olacak gibi duruyor. Milli Gazete ve Maaile olarak yıllardır konuyu gündeme taşıyarak birçok dosyalar hazırladık. Sadece ülkemizde yayın yapan programlara da dair değil. Aile yapımıza uymayan, toplumumuza aykırı, insanlığı zedeleyen, inanç değerlerimize ters düşen hem ülkemizde üretilen yerli yayınlara hem de yabancı yayınlara dikkat çektik.
RTÜK’ün görev kapsamında olan konulara dikkatinin seçim dönemi de olsa yoğunlaşması yine de sevindirici. Ama şu soruları sorma hakkımız mevcut. Toplumun temel ahlâk kurallarına aykırı yayın yapan, nesilleri -sadece gençleri de değil- dejenere eden programlar yıllardır ekranlarımızda. Duyarlı insanlarımızın da sık sık şikâyet ettiği ve zaman zamanda kaldırılması için şikâyette bulunulan bu programlar günümüze kadar devam etmesinin sebebi iktidar destekçisi kanallarda olduğu için midir? Özellikle sabah kuşağında yayınlanan programlar toplumda her alanda güvensizliği açığa çıkaran, çarpık aile ilişkilerini gündemde tutarak toplum bazında duyarsızlaşmaya bir adım sonrası meşrulaşmasını sağlarken görevli, etkili, yetkili kişiler neredeydi? İnsan bir yanlış gördüğünde bunu düzeltmesi esas iken ve kanunlarda yeni neslin korunması, ailenin korunması maddeleri mevcutken bugüne kadar niye beklenildi? Daha fazla yıkım, daha fazla şiddet, daha fazla aile içi karışıklık, daha fazla boşanma, daha fazla kul hakkına girilsin diye mi? Bu sabah kuşağında yayınlanan program sebebiyle bir gencimiz annesini katletmişti. Böyle dehşet verici örneklerin yaşandığı ülkede televizyonlarda yayınlanan bu tür programlara tedbir almak için seçimi, seçimleri mi beklemek gerekiyor?
Vatandaş olarak korkumuz da bu tür programlar kaldırıldıktan sonra daha beterlerine maruz kalmak. Hatırlayacağınız gibi bir zamanlar evlendirme programları vardı. Gelen tepkiler sebebiyle yayını yasaklandı. Fakat yerine yapılan yayınlar evlendirme programlarından beter oldu.
İletişim ve kitle iletişim araçlarına yönelik yapılan araştırmalar insanların yaşam biçimlerini değiştirmede hâlâ en etkili kitle iletişim aracının televizyon olduğunu göstermekte. Toplumda her alanda gitgide artan şiddet ve kötü örneklerin çoğalmasında şüphesiz televizyon yayınlarındaki bu tür içeriklere sahip dizi, reality şovlar, haberler ve tartışma programlarının etken olduğu gerçeği de ortada.
İktidarlar için medyayı kendi menfaat ve çıkarları doğrultusunda halkın gerçek gündemini halktan kaçırmak için kullandığı bir apart olduğu herkesin bildiği diğer bir gerçek. Fakat şu konular unutulmamalı ve sorulara cevaplar bulunmalı: Birilerinin birkaç senelik iktidar nimetlerine sahip olması pahasına bir ülkenin maddi ve manevi açıdan batırılmasına göz yummak kime ne kazandırır? Resmen toplumda yıkım oluşturulan yayınlara göz yummak ne kazandırdı? Günümüzde ilkokullarda bile birbirine şiddet uygulayan çocuklarımız var. Çocuk bu! Şiddeti, arkadaşına zorbalık yapmayı nereden öğrendi, öğreniyor?
Seçime gidilen bugünlerde medyada yer alan yalan uydurulmuş haberler, toplum yapımımızı tehdit eden, nesillerimizi kuşatma altına alan yayınlar hakkında konuşulan meseleler umarız emeklilikte yaşa takılanlara ( EYT) üretilen çözümler gibi olmaz.