Ben ve benim gibi düşünenler başörtüsü yasağını insan haklarına, özgürlük ve demokrasiye aykırı buldukları için her ortamda bu yasağın kaldırılmasını ister ve savunurken bazıları da yasağın devamından yanadırlar. Bu tavırlarının demokrasi ile bağdaşmadığı, insan haklarına müdahale anlamına geldiğini bu yazıda tartışacak değilim. Zaten tartışsak bile muhataplarımıza bunu anlatmamız da mümkün değildir. Ancak belli zihniyetin mensupları elbette kendileri icad edip uygulamaya koydukları yasağı yandaşları ile birlikte savunacaklardır. Her konuda olduğu gibi bu meselede de işin  ölçüsü kaçırılmamalı, devlet benim ya da benim gibi düşünenlerindir dayatması sergilenmemelidir. Böyle bir düşüncenin kimseye yararı olmaz.

Özellikle bazı rektörlerin, "Mahkeme kararları varken türban yasağını kaldırmaya kimsenin gücü yetmez" biçimindeki açıklamaları ideolojik saplantıdan öte bir anlam ifade etmez. Hatta, böyle bir yaklaşım sahiplerinin ideolojik vurgun yediklerini düşünmek bile mümkündür.

Dünyanın hiçbir ülkesinde hiç kimse kendisini herşeyin üzerinde göremez. Belki darbe dönemlerinde gücü elinde bulunduranlar benzer bir tavır sergilemiş olabilirler ama böyle bir tavırın doğru olduğunu söylemek mümkün değildir.

Söz gelimi TBMMnin gerek duyduğunda mevcut yasaları iptal, değiştirme ve yenilerini kabul etme yetkisi ve imkanı olmayacaksa o zaman seçimlere ne gerek kalır Bazı rektörlerin kendilerini tüm kurumların üzerinde görmek gibi yetkileri olabilir mi

Gelinen noktada görünen o ki, başörtüsünün rejim için tehlike oluşturduğu iddiaları bazı çevrelerin ideolojik saplantısından ibarettir. Bazılarının vehimleri uğruna temel insan haklarının kullanılmasının engellenmesi düşünülemez, düşünülmemelidir. Eğer, bazı kişiler yedikleri ideolojik vurgun sebebiyle sağlıklı düşünemiyor, kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayanları insan haklarından yararlanmaya değer bulmuyorlarsa bu onların sorunudur. Bunlar başörtülüleri birer öcü gibi gösterme gayreti yerine dönüp kendilerine bakmak, yaptıkları işin mahiyetini çözmeye çalışmak durumundadırlar.

Kaldı ki, bir kesim çıkıp, "Başörtüsü yasağını kimsenin kaldırmaya gücü yetmez" gibi bir iddianın arkasına düşerse yarın da birileri çıkar "Herkes benim gibi düşünmek, inanmak ve giyinmek zorundadır" derse ne olacak

Bu ülkenin kendilerini aydın kabul eden insanları farklı görüş ve düşüncelere tahammül edemiyor, kendilerini yasama organının bile üzerinde gören bir tavır sergiliyorlarsa kendilerini toplumun dışına itmiş olmazlar mı Gerçi ülkemizin sıkıntısı halk değil kendilerini aydın ve entellektüel kabul ve ilan edenlerden kaynaklanmıyor mu

Halk kendisine söyleneni ve isteneni yapıyor. Arada bir fikri  sorulduğunda verdiği oy ile fikrini belirtiyor. Ancak, belli ki halkın ortaya koyduğu irade bazı aydınları rahatsız ediyor. "Türban yasağını kaldırmaya kimsenin gücü yetmez" derken sanıyorum "Halkın oyları ile oluşmuş olan irade bizi hiç ilgilendirmez" demeye çalışıyorlar. Demeye çalışmıyorlar aslında açıkça ilan ediyorlar.

Diyelim ki bazı çevreler kendilerini bu ülkenin ve özellikle de rejimin tek sahibi kabul ediyorlar, iyi de böyle bir sanı zamanı, daha doğrusu son kullanma tarihi geçmiş bir anlayış değil midir