İmam-ı Rabbânî ve şeytan ayetleri
Soru: Makaleler bölümünde Fazlur Rahman ın "Garanik hadisesi" konusunu işlerken şu iki hatasını anlatıyorsunuz:
1. "İslamî gelenek" dediği Hadis, Tefsir ve Tarih kitaplarının hiçbirisinde, müşriklerin putlarının (Lat, Menat ve Uzza) övüldüğü cümlelerin Kur an ayeti olduğu ve sonradan başka ayetlerle nesh edilip değiştirildiği söylenmemiştir. Hatta bu cümlelerin Kur an ayeti olması bir yana, Hz. Peygamber (s.a.v) in ağzından çıktıklarını ifade eden güvenilir bir tek rivayet dahi mevcut değildir. Bu, İslamî geleneğe yapılmış büyük bir iftiradır!
2. Kur an açısından bakıldığında böyle bir olayın mümkün ve vaki olduğu konusunda en küçük bir işaret dahi bulmak mümkün değildir. Kur an, bir ayete önce "ilahî kelam" olarak yer verip, sonra onu "şeytanî ayet" olarak tavsif etmek gibi bir tutarsızlık ve saçmalıktan mutlak olarak beridir. Dolayısıyla bu da Kur an a yapılmış daha büyük bir iftiradır!
Fakat Büyük imam, ikinci bin yılın yenileyicisi İmam-ı Rabbani Ahmet Serhendi hazretleri 273. mektubunda o konuyu şöyle anlatmakta: "Çoğumuzun bildiği gibi, birgün Seyyid-ül-beşer "aleyhi ve alâ âlihi ve eshâbissalâtü vesselâm" Eshâbı ile oturuyordu. Kureyş in ileri gelenleri ve kâfirlerin şefleri orada idiler. Seyyid-ül-beşer "aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm" onlara (Vennecmi) sûresini okudu. Onların putlarını anlatan âyet-i kerîmeye gelince, mel ûn şeytân putları öven birkaç sözü, o Serverin "aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm" sözüne ekledi. Dinleyenler, bunları da o Serverin sözü sandılar. şeytânın sözlerini âyet-i kerîmeden ayıramadılar. Orada bulunan kâfirler bağırmaya başlıyarak, Muhammed "aleyhissalâtü vesselâm" bizimle sulh yapdı, putlarımızı övdü dediler. Orada bulunan müslimânlar da, okunan sözlere şaşakaldılar. O Server "aleyhissalâtü vesselâm" şeytânın sözlerini anlamadı. (Ne oluyorsunuz ) diye sordu. Eshâb-ı kirâm, siz okurken bu sözler de araya karıştı dediler. O Server "aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm" düşünceye daldı ve çok üzüldü. Hemen Cebrâîl-i emîn "alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm" vahy getirdi. O sözleri şeytânın karıştırdığı, bütün Peygamberlerin sözlerine de karıştırmış olduğunu bildirdi. Allahü teâlâ, o sözleri âyet-i kerîme arasından çıkardı. Kendi kelâmını sapsağlam yapdı..." Bu konu hakkında bizi aydınlatırsanız seviniriz. Allah daima yardımcınız olsun.
Cevap
İmam-ı Rabbanî (k.s) hazretlerinin Mektûbât ın çevirisinden alındığı anlaşılan sözleri ile benim söylediklerim arasında bir çelişki yok. Yukarıdaki çeviride Mektûbât ın Arapçasına tam sadık kalındığı söylenemez. Mesela Mektûbât ta (I, 438), "Mel un Şeytan, O nun (s.a.v) kıraatine, orada bulunanların, O nun kıraatinden zannedecekleri şekilde birtakım kelimeler ekledi ", "Hz. Peygamber (s.a.v) mel un şeytanın bu sözlerine muttali olamadı", "Cebrail (a.s), bu sözün şeytanî bir ilka olduğunu beyan eden vahyi getirdi" dendiği halde, çeviri yukarıda görüldüğü gibi yapılmıştır. Daha da önemlisi, İmam-ı Rabbânî nin sözleri arasında "Allahü teâlâ, o sözleri âyet-i kerîme arasından çıkardı" gibi bir ifade kesinlikle geçmediği halde, bu cümle bir "mütercim tasarrufu" olarak İmam-ı Rabbânî ye "şeytan ayetleri"nin ayet-i kerimeler arasına girdiğini ve ancak Allah Teala tarafından çıkarıldığını söyletmiştir!
Kısacası İmam-ı Rabbânî, ilgili ifadelerinde "şeytan ayetleri"nin vahiy kaynaklı olduğuna yahut Hz. Peygamber (s.a.v) in mübarek ağzından çıktığına dair herhangi bir imada dahi bulunmuş değildir. Bu örnekten çıkaracağımız ders: Çeviri eserleri okurken daima ihtiyatlı olmalı; özellikle böylesi hassas meselelerde, çevirilere, kanaat oluşturacak derecede itimat etmekten sakınmalıdır. Soru sahibi kardeşime, bu hassasiyeti sebebiyle huzurunuzda teşekkür ediyorum