Türkiye de, Türkiye nin kuruluş süreci de içine bütün

darbeler asker yani ordu tarafından yapılmıştır. Askeri darbeler dönemini

saymazsak Türkiye tarihinde ilk defa sivil hükümete sivil cumhurbaşkanı

tarafından darbe yapıldı. Üstelik darbeyi gerektiren neden de resmi olarak

açıklanmadı. Hepimizin malumu olduğu üzere 4 Mayıs 2016 Çarşamba günü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu nu

Cumhurbaşkanlığı Sarayı na çağırdı; uzun bir görüşme yaptılar. Sonraki gün yani

5 Mayıs 2016 Perşembe günü Başbakan Ahmet Davutoğlu görevi bırakacağını

açıkladı. Görevi niye bırakacağını, neden böyle olması gerektiğini açık bir

şekilde söylemedi. Dolayısıyla darbenin nedeni resmi bir şekilde açıklanmadı.

Bu durum tuhaf değil mi

Bütün darbelerde darbe yapıldıktan sonra nedeni

açıklanmıştır. Oysa bu sefer nedenini açıklamayı bırakın sanki ülke

cumhurbaşkanıyla başbakanın kendi mallarıymış da üzerinde bütün tasarruf

hakları sadece kendi ellerindeymiş gibi dahası ülkede sadece ikisi varmış başka

herhangi bir insan yokmuş havası meydana getirdiler. Sen şöylesin ben böyleyim,

ben seni seviyorum sen beni niye sevmiyorsun, seni hep seveceğim tarzı

konuşmalar yapıldı. Arkadaş ne oluyor yahu! Birbirinizi seversiniz sevmezsiniz

o sizin bileceğiniz bir iş ama ülke yönetimi sen beni sevmedin hadi o koltuğu

boşalt bakalım kardeşim tarzına indirgenemez. Ya da benim ağzımdan onun

hakkında hiç kötü söz çıkmaz ben onu çok seviyorum ben gidiyorum ama sevgim hiç

bitmedi seviyesiyle ülke yönetimi olamaz. Neden böyle ülke yönetimi olamaz

Çünkü iki kişinin birbirine olan kişisel duyguları bizi yani milleti

ilgilendirmez. Kim kimi severse sever, kim kimi az ya da daha çok severse

sever, bu, halkı ilgilendirmez. Halkı ancak ülkenin nasıl yönetildiği ilgilendirir.

Yasalar ilgilendirir, devletin işleyiş şekli yani iş tutuş şekli ilgilendirir.

Devlet görevlilerinin birbirini nasıl ya da ne kadar sevdiğinden ziyade ülkeyi

nasıl yönettikleri ilgilendirir halkı. Kendi devletinin diğer devletler

karşısında nasıl durduğu yani devletin dışa karşı duruşu ilgilendirir.

Diğer devletler dedik ya Türkiye de bütün darbeler dış

kaynaklıdır. Özellikle askeri darbeler başka devletlerin yardımı olmadan

yapılamaz. Ki bütün darbelerde de başka devletlerin mutlaka parmağı vardır.

Özellikle ABD gibi dünyanın jandarması kesilmiş devletlerin rolü büyüktür.

Zaten o tür devletler Türkiye gibi devletleri kendi aralarında paylaşmışlar

diledikleri kişileri başa getirip diledikleri kişileri baştan alıyorlar. Bu,

büyük devlet olmanın hem gerekliliği hem de özelliğidir. Günümüzde Rusya ve ABD

kendi aralarında diğer devletleri paylaşmışlar paylarına düşen devletlerin her

şeyine ne zaman canları isterse o zaman karışıyorlar. Zaman zaman diğer

devletleri birbiriyle savaştırıp sonra barış butonu kesiliyorlar. Himaye

leğenine dönüşüyorlar. Büyük müttefik oluyorlar.

Şimdi soru şu; cumhurbaşkanı halkın seçtiği bir başbakanı

durup dururken neden görevden aldı Durup dururken dememin nedeni görevden

almanın gerekçesinin resmen açıklanmayışıdır. Hükümet şunu yapmadı ya da

yapamadı o sebeple görevden aldım gibi bir durum yok. Aralarında sürtüşme

varmış, olsun bundan bize ne Onlar görevden almak için neden olamaz. Sen şunu

dedin de ben bunu söyledim, sen elma yedin de ben portakal yedim tarzında bir

hükümet değişikliği olamaz. Kim kimin emrini icra ediyor ona bakmak lazım. ABD

ya da Rusya oturup öyle bekleyecek değillerdir. Bu hükümet darbesinde, bu iki

devletin parmağı olmadığını kimse ispatlayamaz. Bunu darbe yapan ya da

yapılandan birini tutmak için söylemiyorum; bunu ülkemizin akıbeti için perde

arkası hakkında ipuçları ortaya koymak için söylüyorum. Türkiye nin siyasi

geçmişine baktığımızda darbelerde dış parmağın izlerini açıkça görüyoruz.

Cumhurbaşkanı hangi güce dayanarak hükümete darbe yaptı

sorulması gereken budur.