Yapılan bir anketin sonuçlarına göre toplumda insanların birbirine karşı hoşgörüsü giderek azalıyor, farklılıklara karşı tepki yaygınlaşıyormuş. Olayın nedenleri üzerinde durulmamakla birlikte 1644 kişiye çeşitli sorular sorulmuş ve alınan cevaplara bakılarak bazı değerlendirmeler yapılmış. Araştırmada kimler ya da hangi kesimler seçilmiş, sorular kimlere sorulmuş bilinmemekle birlikte, ciddi sayıda insan kendisi gibi düşünmeyen, giyinmeyen, yaşamayanlara karşı hoşgörüsüzmüş. Bana göre toplumun genel yapısını yansıtmayan bir sonuç. İnsanımız kendi haline bırakıldığı, dış müdahele ve yönlendirmeler olmadığı takdirde toplum içindeki farklılıklar insanları fazlaca rahatsız etmiyor. Hele hele bu ülkede başörtülüler ile açık olanlar arasında -azınlık bir grup hariç- hiçbir çatışma yok. Başı açık olan ile kapalı olan öğrenciler üniversite kampüslerinde daha yakın zamana kadar kolkola gezer, birbirleri ile hiçbir kavgaları olmazdı. Ne var ki, bu ülkede yaşamakla birlike bu toplumun değer yargılarına yabancılaşmış bir azınlık grup zorla bir takım farklılıkları gündeme getirdi ve bunu medeni veya gayrimedenilik olarak takdim ettiler. Böylece toplumun kafasını karıştırmayı görev edindiler.
Kendini aydın sanan bazı kişiler kendileri gibi düşünmeyen ve giyinmeyenleri toplumdan dışlamaya kalkıştılar. Ellerinde bulundurdukları bazı yetkileri de bu insanlar aleyhine kullanmaktan çekinmediler. Bir diğer ifade ile bazı nitelendirmelerle toplumda ayrılık tohumları ektiler. Eğer bugün yapılan bir araştırma toplumda hoşgörüsüzlüğün yayınlaştığı sonucunu vermişse bunun sorumluları bu toplumun değerlerine karşı mücadele yürütenlerdir. Bu halk kendi haline bırakıldığı takdirde farklılıklara rağmen bir arada barış içinde yaşamayı bilir. Yüzyıllar boyu böyle olmuştur. Farklı dinlere mensup insanlar yüzyıllar boyu yanyana yaşamış, komşuluk yapmışlardır. Ne var ki, tepeden inmeci bir anlayışın mensupları toplumun tamamını kendilerine benzetme arzusu ile her türlü baskıya başvurmuş ve hâlâ da vurmaktadırlar. Bu bakımdan eğer bir anket yapılacaksa önce bu tepeden inmeciler arasında yapılmalıdır ki, başkalarını suçlama yerine tahammülsüzlüğün gerçek kaynağı neresi ve kimlerdir, doğru tesbit edilebilsin.
Bu memlekette farklı olana tahammülü olmayanlar, kendilerini masum gibi göstererek dayatmacılıkla hiçbir ilgisi olmayan kesimleri suçlamayı marifet biliyorlar. Bir takım kavramların arkasına gizlenerek toplumun bir kesimini üniversite kapısından geri çeviren, kamu görevlerinden uzaklaştıranlar bir takım anketler düzenleyerek toplumda hoşgörünün giderek azaldığını söyleyerek sadece hedef saptırma gayreti içinde olduklarını gösterirler.
Şunu net bir şekilde ifade edeyim ki bu toplumda farklılıklara hoşgörüsüzlük varsa, bunlar laikliğin arkasına gizlenmiş, kendilerini medeni, okumuş ve aydın sanan tiplerdir. Kendi inançsızlıklarına inananları da ortak etme çabası içinde olanlardır. İnançlı kesim hiçbir zaman karşısındakinin de kendisi gibi inanma ve düşünmesini sağlamak için zorlama yoluna gitmemiştir. Bir başka ifade ile hoşgörüsüzlüğün kaynağı inandığını yaşamak azusu içinde olanlar değil, onlara inandığını inandığı gibi yaşatmak istemeyenlerdir. Bu bakımdan yapılan anketlerde soruların bu farklılığı ortaya koyacak bir biçimde belirlenmesi gerekir.
Hele hele "Toplumun önemli bir kesimi oruç tutmayandan, başını örtmeyenden, bara gidenden, flört edenden, dekolte giyenden, birlikte yaşayandan rahatsızlık duyduğunu söylüyor" şeklindeki bir nitelendirme bile tepeden inmeci kesimin toplumun önemli bir bölümünü itham etmek., suçlamak adına ileri sürdüğü düşünceden öte geçmez. Bu tesbit bir araştırmanın sonucu değil, belli bir çevrenin toplumu belli bir düşünceye çekme çabasından başka bir şey değildir. Yani, araştırma sonucunda yapılan değerlendirme bile zorlama ve toplumun belli bir kesimini mahkum etmeye yöneliktir. Bu kafa ile de toplumda hoşgörüyü hakim kılmak mümkün olamaz.