Halife Hafter’in Libya’da ardı arkası kesilmeyen darbe girişimleri bıkkınlık verirken ABD ile kesişen bağları veya ilişkileri mercek altına alınıyor. Birçok kaynak Hafter’in CIA bağlantılı olduğunu düşünüyor. Çad çatışmalarından sonra esir olduktan sonra Amerikalılar imdadına yetişiyor hâlâ bilinmeyen nedenlerden dolayı devreye giren Amerikalılarca kurtarılıyor ve ardından Amerikan vatandaşı oluyor. 1943 doğumlu olan Hafter Kaddafi ile birlikte 1969 darbesini gerçekleştiren subaylar arasında yer alıyor. Nasırcı ve laik bir eğilimi temsil ediyor. Rusya’da askerlik eğitimi alıyor. Çad esaretinden sonra Virginia’ya yerleşiyor ve burada da askeri eğitimden geçiriliyor. Dolayısıyla 17 Şubat devriminden sonra ön almak için Amerikalıların besleyip saldıkları bir emekli asker olarak sahneye çıkıyor. ABD işbirlikçileri devşirmede Guam modeli uyguluyor. Bilindiği gibi, 1991 yılında Saddam’ın Kuveyt’ten sürülmesinin ardından isyanlar patlak veriyor. Güneyde Şiiler ve kuzeyde Kürtler isyan ediyor. Saddam Hüseyin Amerikalıların da göz yummasıyla birlikte bu isyanları bastırıyor. Amerikalılar Saddam’a bir fırsat daha veriyorlar ama gelecek hesaplamaları üzerine bir şey daha yapıyorlar. Devşirdikleri Kürtleri Guam Adasına kaldırıyorlar, naklediyorlar. Daha sonra şöyle bir ayrım ortaya çıkmış oluyor. İşbirlikçiler Guam’a, asiler ise Guantanamo’ya! Emevilerin Dehlek Adası gibi Amerikalılar da Guantanamo Adasını sürgün yeri haline getiriyor. Guam Adasında eğitilen Kürtler 2003 sonrasında Irak işgali sırasında tekrar devreye sokuluyorlar. Benzeri politikaları SSCB’de Afganistan işgali sırasında yapmış ve devşirdiği Afgan çocuklarını Taşkent, Buhara gibi bölgelere getirerek onları ideolojik eğitime tabi tutmuştu.
***
Hizb-i Amerika aslında Hizb-i Fransa deyiminden mülhem. Fransızlar 1954 yılından itibaren Cezayir’de başa çıkamayacakları bir direnişle karşılaşıyorlar. İkinci Dünya Savaşı sonrasıdır, bağımsızlıklar dönemine tekabül etmektedir. Bununla yüzleşmek mümkün olmuyor. Suyundan gitmek ve bir şekilde imale/maniple etmek gerekiyor. 1954 yılından itibaren ivme gösteren direniş karşısında Fransızlar havlu atıyorlar. Bununla birlikte çekilmeden önce Cezayir’in siyasi geleceğini dizayn etmek ve kurgulamak istiyorlar. Bunun için de görünmez beşinci taburu kuruyorlar. Beşinci tabur Hizb-i Fransa olarak anılıyor ve biliniyor. Harkiler gibi Fransız taraftarı Cezayirliler bir biçimde direniş ordusu safları içine sokuluyorlar. Bunlar zamanla direniş saflarında ön sıralara yükseliyorlar. Böylece Cezayir bağımsızlığına ulaştığı sırada devrimi çalınmış ve kaçırılmış oluyor. 1991-1992 sürecinde seçimler ve demokratik süreç iptal ediliyor. 1988 yılında patlak veren Cezayir baharının önü 1992 yılında askeri cunta tarafından kesiliyor. Askıya alanlardan birisi Hizb-i Fransa’nın adamı olan Halit Nezzar. FIS’e karşı darbe yaptığında Cezayir’in bir Mustafa Kemal’e ihtiyacı olduğunu söylemiştir.
***
Libya’nın Halit Nezzar’ı veya Abdulfettah Sisi’si Halife Hafter. Halife Hafter ve benzerleri esasında Libya ve benzeri ülkelerde Hizb-i Amerika’yı temsil ediyorlar. Maalesef ABD İslam aleminde paralel ordular kuruyor ve bunlar üzerinden mevziler kazanıyor. Suriye’de de muhaliflere güvenmeyen ABD Ürdün üzerinden Hizb-i Amerika’nın çekirdeği mesabesinde paralel direniş odakları kuruyor. Bilahare yine Suriye’yi bunlara emanet etmek istiyor. Suriye’de darbeler sürecini başlatan ABD’dir. Hüsnü Zaim bağımsızlık sonrasında ilk darbeyi yapan askerdir. CIA’nin ayartmasıyla harekete geçmiş ve darbeler dönemini açmıştır. Sonrasında da Suriye iflah olmamıştır. John Kerry, Tayland’daki darbeyi kınarken hala Mısır’daki darbeyi demokrasi yolunda atılmış bir adım olarak görüyor. Libya’da darbe girişiminin arkasında yine onlar olmalı. Dolayısıyla sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesi evladır. Bundan dolayı geç olsun ama ABD ile olmasın. ABD’nin muhalifleri boykot etmesi bir nimettir. ABD bedelsiz hiçbir şey yapmaz. ABD’den uzak durmadıkça selamete ermek mümkün değil. Erbakan Hoca’nın tabiriyle denenmiş denenmez!