ÜNLÜ Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz’den sonra halife olan Yezid Bin Abdülmelik’in hilafeti ancak birkaç yıl sürmüştü. Şehvet düşkünü olan bu halifeden sonra kardeşi Hişam halife olmuştur.
Hişam Bin Abdülmelik, Miladi 724 tarihinde 34 yaşında halife oldu. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devletinin başında 18 yıl koltukta oturdu, 743 yılında vefat etti. Tarihler onu mal, servet ve rüşvet hırsı ile öne anarlar.
Halife Hişam ve ailesi rüşvetin adını hediye koymuş, bu yolla servetler elde etmişti. Valilerden hediyeler alır, bununla yetinmez, yenilerini isterdi. Depolar dolusu serveti vardı. Ama bunlara el sürüp yemiyordu. Kimseye de yedirtmiyordu. Halife Hişam büyük servetine rağmen, son derece cimri davranırdı.
Depolar tıka basa altın, mücevher ve kıymetli eşya dolu idi. Her gün de yenileri geliyordu. Halifenin üzerindeki elbise, ta halife olmadan önce giydiği elbise idi. Yamalı ve soluk. Yeni elbise almak için paraya kıyamıyordu. Çeşit çeşit meyvelerin bulunduğu bahçeleri vardı. Bu bahçelerinde bazen dostları ile gezintiler yapardı. Böyle bir gezinti sırasında misafirleri alçak dallardan kopardıkları meyveleri yerken dediler ki:
-Halife hazretleri Allah bu meyvelere bereket versin. Ne de güzel şeylermiş…
O şöyle bir cevap verdi:
-Koparıp koparıp yiyorsunuz, böyle bereket mi olur
Dostları gidince işçilerini çağırdı ve bütün meyve ağaçlarının kesilip atılmasını ve yerlerine zeytin ağaçlarının dikilmesini buyurdu. Böylece artık hiç kimse dalından koparıp meyve yiyemeyecekti.
İşte bu derece de de cimri idi.
50’li yaşlarının içinde Şam’da öldü gitti.
Biriktirdiği ve asla harcamayıp harcattırmadığı hazinelerinin anahtarları en yakın adamı İyaz’ın elinde idi.
Halife Hişam ölür ölmez, İyaz koşarak tüm hazinelerin kapılarını kilitledi ve anahtarlarını sakladı. Halifenin yakınları ona geldiler ve dediler ki:
-Ey İyaz! Halifemizin cenazesini kaldıracağız. Masraflar için bir miktar para gerek.
Cevap verdi:
-Bu hazinelerdeki paralar aslında devletindir. Gayrı meşru kazanılmıştır. Bunları gelecek olan yeni halifeye teslim edeceğim, size en küçük bir ödeme bile yapamam.
-Hiç olmazsa, su ısıtmak için bir kazan ve kefen bezi parası ver.
-Hayır, hayır, asla! Devlet malından bir dirhem bile veremem!
Halife Hişam için ödünç bir kazan buldular, su ısıtıp yıkadılar.
Kefen bulmaya sıra gelmişti. Evini ve makamını didik didik aradılar. Kefen olacak bir bez bulunamadı. Azadlı kölelerinden birisi olayı izliyordu. Gitti eski elbiselerinden birini buldu, eski efendisi Hişam için bağışladı. Bu eski elbise Halife Hişam’ın kefeni oldu. Öylece defnettiler.
İnsan ve mal ilişkilerinden müthiş bir ibret!
Ama daha mühimi, ondan sonra gelen iki halife de aynı rüşvet ve mal sevgisi geleneğini devam ettirince, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devleti olan Emevi Devleti’nin ömrü ancak 4-5 sene daha sürebildi, sonra çatırdayıp yıkılıverdi.
Yerine Abbasi Devleti kuruldu.