Son günlerde hatta aylarda gündem öylesine hızlı değişiyor ki içeriğini bırakınız olayların adlarını takip etmekte dahi güçlük yaşıyoruz. Peki, bu kadar yoğun ve karmaşık gündemi nasıl takip edeceğim, ya da takip etmek zorunda mıyım

Ben, benim dışımda meydana gelen bu kadar karmaşık olayları ve birçok şeytanın, iblisin dizayn etmeye çalıştığı gündemi oluşturan ayrıntıları bilmek zorunda mıyım Bu olayların doğrusunu nasıl öğreneceğim ki kendime göre doğru olduğuna kanaat getirdiğim bir sonuca varabileyim

Birilerinin “Hırsıza bak!” oyunu oynadığına inanıyorum. Bunda herhangi bir kuşkum yok. “Beni” işimden alıkoymak için bütün dikkatleri üzerine çekmek için, olmadık yöntemleri uygulamaya koyduktan sonra kimsenin bîgane kalamayacağı terör belâsına mı başvurmak zorunda kaldılar diye düşünüyorum.

Benim işimi yapmamam, ortaya kendi adıma, içinde yaşadığım toplum ve milletim adına taşı taş üstüne koymamam için var güçleriyle çalışıyorlar, tek amaçları dikkatimi dağıtmak! Bunun neticesinde de vaktimi çalmak, işimi çalmak, iş yapmama engel olmak gibi çok vahim olan hırsızlıkları yapabilmek için böyle bir yola başvuruyor olmasınlar

Meselâ bu sütun bağlamında düşünecek olursam, benim görevim yazımı yakmaktır. Ben oturup yazımı yazarım ama nasıl basılacak, hangi karakter kullanılacak, puntosu ne olacak, sayfa düzeni güzel olacak mı Yazı okunacak mı okunmayacak mı, redaktör yazıma müdahale edecek mi etmeyecek mi, ederse ne kadar müdahale edecek diye düşünmeye başlarsam, “yazma işimi” engellemiş olurum, hatta bunları kendime sorun etmeye başlarsam yazamaz hale bile gelirim.

Ben işimi en iyi şekilde yapmaya çalışırım. Yazımı elimden gelen gayretin ötesine geçirebilmek için zihnimi yorarım. Çünkü ben yazımın emin ellerde olduğuna, onların benim için gören göz olduklarına inanırım.

Peki, bir “yazı” için durum böyleyken, ülke sorunları, ülkeyi karıştırmak için sağda solda meydana gelen olaylar konusunda ben nasıl bir tavır içinde olacağım “Bana ne!” demem mümkün değil, görmezden gelmem hiç mümkün değil!

Peki, olayları takip ederken benim ölçüm / miyarım ne olacak İşte sorun burada kendini hissettirmekte, zihnim benden bir çıkış yolu bulmamı istemektedir. Nasıl bir yol bulacağım Böylesine karmaşık bir durumda çevremden “yardım” alacak mıyım

İşte burada benim yetişme tarzım, dünya görüşüm, kültürüm devreye girmektedir. Yanımdaki yöremdeki dostu düşmanı bilmek bu açıdan önemlidir. Benim dostum kim, düşmanım kim Ben kimseye düşman olmasam bile “ben” olduğum için bana düşmanlık edenler kimlerdir

Benim birtakım kriterlerim olması lâzım ki beni doğru yoldan alıkoyan şeytanlıkların neler olduğunu genel hatlarıyla tereddütsüz olarak bilebileyim. Yakın veya uzak çevremde meydana gelen olayların aslını astarını bilemeyebilirim, “Bilmem de gerekmez” dediğim husus işte bu husustur.

Ben bu olayların aslını astarını öğrenmeye çalışırsam, hatta çözüm bile bulamayabilirim, ayrıca boşuna zaman harcamış olurum, benim yerime birileri zaten onun için kafa yoruyor, arıyor, araştırıyor, soruyor, sorguluyor. Ben onları görünce veya okuyunca ayrıca kafa yormama gerek duymuyorum ya da duymamam gerekir. Gazeteyi, dergiyi, kitabı bunun için okuyorum. Elbette vicdanıma danışıp fetvayı yine de kendim veriyorum.

“İlim”de de durum böyle değil midir Bir insanın her şeyin âlimi olması gerekmediği gibi mümkün de değildir. Bir kısım insan farz-ı kifâye bağlamında kendine göre seçtiği bir alanda derinlemesine araştırma yapmakta, ortaya birtakım sonuçlar çıkartmaktadır.

Ben ilgi alanım olarak ihtiyaç duyduğum bir konuda kendi adıma nasıl bir araştırma yapmaya girişmiyorsam, sosyal ve siyasî olaylarda da durum bundan farklı değildir diye düşünüyorum. Keşfedilmişi yeniden icat edecek değilim.

Ben evimde kendi güvenliğimi sağlamak için kapımı kilitleyerek pasif önlem almaya çalışırım. Fakat güvenliğimi sağlamak için polis olmaya soyunmam. Çünkü benim toplumsal güvenliğimi sağlayan emniyet kurumu vardır. Elbette burada tuzu kokutmamak gerekir. Ben onlara güvenirim, güvenmek durumundayım.

Sağdan soldan duyduğum bilgilerle ben doğruyu bulamam. “Doğru bilgi”ye ulaşmak için araştırmak, soruşturmak gerekir. Bilgisine başvurduğum insanların bilgilerinin doğruluğu ne kadar güvenlidir Bu arada unutmamak gerekir ki “haberi getirenin kimliği” haber kadar önemlidir.

Bu durumda haberin sıhhatini belirleyen hususların başında haberin kaynağı gelmektedir. Haberi bilmiyorum, fakat haberi, onu getirenin gözüyle görmek durumunda kalıyorum. Öyleyse haber konusunda bana en yakın kaynak, “haberi getiren”dir. Haberi getirenin, “haber”i “menfaat aracı” yapmadan sunduğuna inanmam gerekir.

Ben işimi yapmak istiyorum, ben işimde başarılı olmak istiyorum. İşimde başarılı olabilmem için de, kötü niyetli birilerinin ya da gafillerin benim dikkatimi dağıtmaması gerekir. Dikkatimi dağıtan her şey benim düşmanımdır.

Öyleyse ülkemde birileri “ülkem”in dikkatini dağıtıyorsa, iyi niyetli insanların düşünmelerinin, iş yapmalarının önüne set çekmeye çalışıyorsa, bunu yapanların niyetlerinin kötü olduğu konusunda asla tereddüt göstermemem gerekir.

Ben siyasî ortamda olup bitenleri bilemeyebilirim ama benim bu konuda bilgilenmeme vesile olacak “güvenilir insanlar”a ihtiyacım vardır. “Haberi getiren” güvenilir olacak, iyi niyetli olacak, “birilerinin adamı” olmayacak, “adam gibi adam” da değil gerçekten “adam olacak!”

Ülkemizde ve dünyada meydana gelen olaylar önemli, ortalama bir insanın dahi bu olaylardan uzak kalması mümkün değildir, zaten kalmıyor da! Olaylar hakkında yorum yapmak ise herkesin harcı değildir, ayrı bir “kültürel birikim” ister. Bu durumda benim “iyi kılavuzlar”a ihtiyacım var. Kılavuzların karga cinsinden olmaması lâzım!