Gazeteciler ve akademik çalışmalar yapanlar için arşivler bulunmaz hazinedir. Tarihin yapraklarından bir bilgi bulup ortaya çıkarmak ya da akademi dünyasına yeni bir konuyu ekleme heyecanı başlı başına motivasyon aracıdır. Günümüzde meydana gelen olayları anlayabilmek için de geçmişte yaşanan olayları bilebilmek önemlidir.
İktidar sahipleri ve çeşitli güç odakları, toplumları oyalamak için oluşturulmuş gündem maddeleri arasında toplumun farklı gruplarını birbirine düşürerek işlerine bakarlar. Medya eliyle oluşturulan bu tür tiyatro oyunlarında figüran olmamak için kuvvetli bir tarih bilgisi, sıkı bir hafıza gereklidir. Arşivler, toplumların ve insanlık tarihinin hafızasıdır.
Elime Saadet Partisi’nin bir il teşkilatının zamanında hazırlayıp dağıttığı broşürü geçti. Broşür, bir kitapçık olarak hazırlanmış. Kitapçığın kapağı, alevler arasında “Tehlikenin Farkında mısınız?” diyerek 11 Eylül 2001 Amerika’daki İkiz Kuleleri’nin vurulmasıyla başlatılan küresel kuşatmaya dikkat çekiyor. 11 Eylül ile başlatılan tarih adım adım ele alınarak günümüze taşınıyor. Kim ne derse desin, kim algıları yöneterek meselenin üstünü örtmeye çalışırsa çalışsın hem ülke olarak hem dünya olarak bugün yaşadığımız sorunların en yakın tarihteki temelleri 11 Eylül meselesidir.
11 Eylül saldırıları sonucu Amerika ve küresel güçler sorumlu olarak başta Afganistan olmak üzere tüm Müslümanları ve Ortadoğu coğrafyasını işaret etti. Oğul Bush (tarihi bilenler baba Bush’u da muhakkak hatırlarlar) bütün suçu El-Kaide ve Usame bin Ladin üzerine yıkıp Ortadoğu’daki işgallerine zemin hazırladı. Oğul Bush, Tanrı’nın onu ilahi bir misyonla görevlendirdiğine inanıyordu. 11 Eylül’den sonra yaptıkları işgali de “Haçlı Seferleri” olarak adlandırmıştı. "Tanrı beni ilahi bir misyonla görevlendirdi. Bu bir din savaşıdır. Geniş ve uzun vadeli Haçlı Savaşı başlamıştır. Ya benimlesiniz ya da karşımda…”
Faizci kapitalist sistemin kaba kuvvet aparatı olan Amerika’nın öncülüğünde küresel sömürücü ırkçı emperyalizm önce 7 Ekim 2001 tarihinde Afganistan’ı daha sonra da 20 Mart 2003’te Irak’ı işgal etti. Amerika, Afganistan’da tutunamasa da yakıp yıktığı, talan ettiği kocaman bir ülke ve millet bıraktı ardında. Irak’ta ise iki milyondan fazla masumun ölümü, iki milyondan fazla Iraklının göç etmesi, beş milyondan fazla çocuğun yetim-öksüz kalması, bazı çocukların organ mafyası tarafından kaçırılması, yüz binlerce kadına tecavüz, Müslümanların Sünni-Şii diye birbirine düşürülmesi, Irak’ın petrolünün tamamının ele geçirilmesi, Bağdat’ın tarihi ve kültürel mirasının talanı, engelli kalanlar, sahipsiz kalan milyonlar. Daha sonra Ortadoğu’da neşet eden DEAŞ gibi birtakım küresel güçlerin kullandıkları terör örgütlerinin ortaya çıkmasıyla son Haçlı Seferi’nin kapsamının genişletilmesi.
Saadet Partisi’nin hazırladığı kitapçıkta tüm bu küresel işgalden bahsederken ülkemizde cari olan iktidarın neler yaptıkları, gazetelerde nasıl yer aldıklarının kupürlerine de yer verilmiş. Hafızamızı biraz yoklarsak süreci yaşayanların hatırlayacağı o talihsiz açıklamalar gözlerimizin önüne gelecek, açıklamalar kulaklarımızda çınlayacak. 6 Şubat 2003 tarihli Milliyet Gazetesi’nde “Başbakan’dan tarihi açıklama: Artık Amerika ile hareket edeceğiz” başlığı 3 Kasım 2002 genel seçimleri ile iktidara gelmiş AKP’nin Irak işgalindeki safını net şekilde ortaya koyuyor.
Kitapçıkta 25 Mart 2006 tarihli Yeni Şafak Gazetesi’nin haberine de yer verilmiş. Haberin başlığı “Irak’a Türkiye’den 4 Bin 990 sorti”, haberin flaşında ise dönemin Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün açıklaması var. Bakan Gönül diyor ki; “ ABD’nin Irak Savaşı’nda Türkiye’nin gösterdiği iş birliğine işaret eden Gönül, Türk hava sahasından 4 bin 990 sorti gerçekleştirildiğini ve İncirlik Üssü’nün kullanıldığını, Irak’a asker gönderilmesi yönünde parlamento kararı çıkarıldığını hatırlattı.”
Dönemin AKP’li yetkililerinin diğer açıklamaları da şöyle: “ABD kesinlikle doğru yolda”, “Biz destekleyelim, siz vurun”, “ABD, çocuklarını barışa feda etti”, “Türkiye, barış için elinden geleni yaptı. Artık stratejik ortağımız Amerika ile birlikte hareket edeceğiz.”
Irak’ın işgali sürecinde en önemli açıklama ise Erdoğan’ın 31 Mart 2003 tarihinde The Wall Street Journal Gazetesi’nde yayınlanan makalesi: “Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zaiyatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusu ile dua ediyoruz.”
Saadet Partisi’nin hazırladığı broşür kitapçıkta dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice (zorla beyazlatılmış siyahi diye anılan siyahi kadın)’ın açıklamalarına yer vererek Filistin’de, Libya’da yapılan işgallere de dikkat çekiyor.
Günümüzdeki yaşananları, tarihte hem de yakın tarihte yaşananları yok sayarak yorumlayamayız. Batı’nın zihninin değiştiğini kimse iddia edemez. İngiliz Prensi Harry’nin Afganistan’da katlettiği insanlardan bahsederken nasıl gururla bahsettiği ortada iken. Irkçı emperyalizm hedeflerinden vazgeçmiş değildir. Sömürge zihniyetleri de değişmiş değildir. Savaşlarla, ülkeler içinde kargaşa çıkararak, milletin evlatlarını birbirine düşürerek hedefine ulaşmak için çalışmaya devam edecektir.
Tarihte zalimlerin temsilcileri değişmediği gibi onlara karşı mücadele edenler muhakkak olacaktır. Zalimlerin iş birlikçileri de olacaktır. Baba Bush zamanında Irak işgalinde neo-liberalizmin hedeflerini ülkemizde uygulamak için iktidara taşınan ANAP’ın görevini oğul Bush zamanında AKP yapmıştır. Özal “bir koyup üç almayı” hedeflemişti. AKP, uzun süren iktidarı.
Elbette o zaman ANAP’a ve Özal’a karşı duran ve mazlumların yanında olan Millî Görüş vardı, 2003’te Saadet Partisi ve Millî Görüş oldu. Şimdi de aynı ilkeleri savunan Saadet Partisi var. Herkes tarihte hak ettiği şekilde yerini alacaktır.
Hafızamızı kaybetmemek için arşivlere daha sık bakmalıyız, belgeleri de saklamalıyız. Tarihe şahitler olarak geçiyoruz, zira!