Kur’an ve Sünnet eğitiminden geçen delikanlılardan meydana gelen kurumlardan biri de tarihimizde “fütüvvet” adıyla bilinmektedir.

Bunlar, önce imanlı, âlim/bilgin, vicdanlı, cömert, namuslu, emin/güvenilen, Rabbine dost, nefsine düşman, adaletli, insaflı, yaptığı iyiliği az gören, kendine yapılan iyiliği çok kabul eden ve unutmayan, afvedici, kin hammalı olmayan, kendi görüşünü değil, İslam’ın esaslarını güler yüz, tatlı dille anlatan yiğitler yetiştirirlermiş.

“Fütüvvet” kelimesi “feta” kelimesinden türemiştir.

Kur’an-ı Kerim’de Hazreti İbrahim, feta/genç, yiğit olarak geçmektedir.

En güzel kadın, Yusuf aleyhisselama “gel” dediğinde “Allah’a sığınırım” diyen Yusuf aleyhisselam, feta kelimesiyle anılmıştır.

Ashab-ı Kehf, “Zalim kralın kurallarına uyarak onun kulu olmaktansa Allah’a kul oluruz” diyen o yedi kişiye “yiğitler” denmiştir.

İnkârının ateşi içinde kavrulup intikam krizlerine tutulan Nemrut, iman sarayında huzur bulan İbrahim aleyhisselamı ateşe atarak yanmasını seyredip, çığlıklarını dinleyerek içini rahatlatmak istiyordu.

Ama ateşin gül bahçesine dönüşüvermesiyle kendi yaktığı alevler kendi gönlüne doluverdi Nemrut’un.

Hocası, iyi yetişmiş bir yiğidi, Müslüman olmayan bir ülkeye gönderip kula kulluktan çıkarıp Allah’a kul olmalarını onlara duyurmak için gönderirken yiğidine sorar:

-Gittiğin yerde seni dinlemezlerse ne yaparsın?

-Sövmediklerine şükrederim.

-Ya söverlerse?

-Dövmediklerine şükrederim.

- Ya döverlerse?

-Halıdaki tozu çırpar gibi, benim günahlarımı çırptıklarına ve hapsetmediklerine şükrederim.

-Ya hapsederlerse?

-Yusuf aleyhisselam gibi hapishanedeki mahkûmların kula kulluk köleliğinden Rabbe kul olması için çalışır ve öldürmediklerine şükrederim.

-Ya öldürürlerse?

-Can kuşumu ten kafesinden  uçuruverdiklerine, Rabbim tarafından bana şehitlik rütbesi verildiği umuduna şükrederim.

-Yürü yavrum, seni durduracak güç, yeryüzünde yok ve olmayacak.

Ecelin gelmişse evde, sokakta, hastanede… ölmektense şehit olarak ölmek, trilyon ton altınla alınamayacak bir kazançla dönersin anayurdumuz cennete” demiş.

Kapitalizmin, komünizmin yetiştirdiği ve seçilerek gelen en gözde ABD Başkanı Biden, Rus Devlet Başkanı Putin, Çin Devlet Başkanı Jinping ve papa gibilerin, “Allah üçtür” hayır “Allah hiçtir/yoktur” diyenlerin kendi çıkarları için  çıkardığı kanunların kulu olmakla, iki dünyalarını cehenneme çeviren insanların yolunu cennete yönlendirmek için yola çıkan bir tek yiğit, (Siz buna günümüzde “Heniyye” deyin, “Sinvar” deyin, “Ahmed Yasin” deyin fark etmez) karşısındakilerin sayısının çokluğu, silahlarının büyüklüğü onu yolundan alıkoyamaz.

Her namazının son oturuşunda “Ve kına azabe’n-nar/Rabbimiz, bizi cehennem ateşinden koru” diye dua eden bu yiğitler, dünyadaki bütün atom bombalarını toplasalar, cehennemin bir kıvılcımına denk gelmediğini bilirler ve kendisine silah doğrultanın bile iman edip o cehennem düşmemesi için orada olduğunu bilir.

Mehmet Akif Ersoy merhum, şiirde aşılamaz bir ifadeyle bunu:

“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz.

Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.” deyivermiş.

Daha önce de yazmıştım, 1300’lü yıllarda değerli bir yiğidimizi devlet başkanının kendisi yargıladıktan sonra hapsine karar verince yiğidin sevindiğini görünce devlet başkanı sorar:

                        -Niye sevindin?

                        -Yıllardır nafile ibadetlere zaman bulamamıştım, hapishanede onu da yerine getireceğime sevinirim.

                        -Sürgüne gönderin.

                        -Sürgün kararına sevinince yıllardır başka yerlere gidememiştim, şimdi başka yerler de göreceğime sevindim.

                        - “Öldürün” dediğinde “Daha çok sevinir ve cennete kestirmeden gitmenin en pratik yolu şehit olmaktır. Galiba o da gerçekleşecek” deyince,

                        -Serbest bırakın, gitsin der.

                        İsterseniz Ya-Sin süresinin ikinci sayfasının tefsirini “Şifa Tefsiri”nden bir okuyuverin.

                        Nam salmak, toprak almak, dünyevi bir çıkar sağlamaksızın, yalnız ve yalnız Allah için çalışırken, düşman tarafından öldürülene hakiki şehit denir.

                        Gerçek şehitlerin, Allah celle celalühün seçtikleri olduğunu Rabbimiz şöyle haber verir:

          Bu, Allah’ın sizden iman edenleri belirtmesi ve sizden şehitler edinmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.” (Al-i İmran süresi ayet 3/140)

          Ne mutlu, Allah celle celalühün seçtikleri arasına girebilene.