Müslüman diye kime denir? Tevhide iman edene, Al-i İmran bilene, salavat getirene, kula karıncaya merhamet edene, elindeki son lokmayı bölüşene, hak namına kâfir ile dövüşüne Müslüman denir! 7 yaşında namaz kılmaya başlayana, 10 yaşında iş tutana, 18 yaşında hane kurana, 21 yaşında Fatih olana Müslüman denir. Kılıç ile fethedilen toprakları kalem ile emin belde kılana Müslüman denir. Papazların, ilim insanlarını katlettiği orta çağda, dünyanın enini boyunu, kaç kuruşluk olduğunu hesaplayacak kadar matematik ve felsefe bilene, kâfirler kerpeten ile diş çekerken tıp sistemleri geliştirene, kamerayı icat edene, sibernetiği ilim dünyasına armağan edene, tasavvuf ritmi ile felsefi saçmalıklara gülüp geçene Müslüman denir.

Kur’an-ı Kerim’e göre Müslüman’ın tanımlamalarından sadece biri şu şekildedir: “Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostu ve yardımcısıdırlar. İyiliği emir ve tavsiye eder, kötülüklerin önünü almaya çalışırlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah'a ve Rasûlü'ne itaat ederler. İşte onlar, kendilerine Allah'ın merhametle muâmele edeceği seçkin kimselerdir.” (Tevbe Sûresi – 71. ayet)

Peki modernizm nedir? Avami tabirle, insanların yaşantılarında yeniliklere ve çağa ayak uydurması anlamında kullanılmaktadır. Çeşitli sosyolojik tanımlamaları mevcuttur. Mesela “Modernizm, Avrupa’da yaklaşık olarak 17. yüzyılda ortaya çıkan, zamanla tüm dünyaya yayılan toplumsal değerler sistemine ve organizasyonuna verilen isimdir.” Yani küfür cephesinin bir üretimidir.

Peki modernist Müslümanlık nasıl oluyor? Çağın tüm yeniliklerine ayak uydururken, İslam’ın tüm değerlerini ayaklar altına almaya modernist Müslümanlık denir.

“İyi bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çerçöp hâline gelirler. Âhirette kâfirlere şiddetli bir azap, mü’minlere ise Allah’tan bir bağışlama ve rızâ vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir.” (Hadid Sûresi – 20. ayet)

Modernist Müslüman kime denir? Ortaokul veya lisede dünya klasiklerinin tamamını bitirirken, ömrü boyunca Kur’an-ı Kerim’in anlamını bir kere bile tamamen okumayana, İslami bilgisi, sosyal medyada gördükleri ile sınırlı olana veya bildiklerini zerre miskal uygulamayana modernist Müslüman denir.

Cuma harici namaz kılmayıp her yerde Cuma mesajı paylaşana, Ramazan ayında mukabele kaçırmayıp aynı zamanda faizsiz iş yapmayana, israf-infak kaygısı gözetmeksizin kapitalizmin şubeliğini yapacak kadar gereksiz alışveriş yapana, aldığı tüm eşyaları kendine ihtiyaç görüp, maaşının onda biri kadarını dahi hayra harcamayana modernist Müslüman denir. Memlekette binlerce aç insan varken; ev, araba, arsa, borsa almak için gözü kararanlara, doğum günü, sevgililer günü, anneler-babalar günü, yılbaşı, cinsiyet belirleme partileri gibi mübarek(!) günleri asla kaçırmayana, dini bayramlarda soluğu tatil beldelerinde alanlara, kullardan utandığı kadar Allah’tan korkmayana modernist Müslüman denir.

Siyaseti rant fırsatı olarak, dernekleri basamak olarak, akademiyi ego tatmin aracı olarak, tesettürü cazibe mekanizması olarak kullanıp, bol bol solculara sövüp sayanlara, sabahtan akşama kadar vaaz verip, izinli olduğu gün namaz kılmayan din görevlisine, tesettürlü olup zina edene, sözde ilahiyatçı veya davetçi olduğu halde ahlaki değerleri mahvedecek ne kadar eylem varsa hepsini gerçekleştirene, şehadet yolculuğuna torpil ile çıkan mücahide, modernist Müslüman denir! Cihat, şehadet, davet, tevhit gibi kavramları hayatlarında hiç kullanmayan, evlatlarına selamünaleyküm demekten aleykümselam cevabı almaktan aciz kimselere, kendileri namaz kılmadığı için evlatlarına taklit dahi ettiremeyen beynamaz ebeveynlere, Instagram’a değer verdiği kadar, Kur’an-ı Kerim’e değer vermeyen annelere, arsaya, borsaya, futbola, okeye değer verdiği kadar Rasulullah’a değer vermeyen babalara modernist Müslüman denir. Çok daha fazla tanımlama yapılabilir ama bu kadarının yeterli olduğunu düşünüyorum.  Çağa ayak uydurmak adına; yaşadıkları hayatların, verdikleri tavizlerin kendi karakterlerini şekillendirdiğini fark etmeyen ve iktidar rehaveti ile tanışan Müslümanlar yeni bir dine kurban gittiler. Modernizm…

Peki çözüm nedir? Modernist Müslümanlıktan nasıl kurtulunur?

“O hâlde Allah’a koşun. Şüphesiz ben, size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.” (Zariyat Sûresi – 50. ayet)

Acizane bugüne kadar gençlerle yaptığım tüm muhabbetleri onlara ömürleri boyunca işlerine yarayacak iki soru emanet ederek tamamlamaya gayret ettim. “Neden?” ve “Nasılsın?” soruları… İnsan, dünya denen alışveriş merkezinin; ruhu zapteden, insanı vahşileştiren, iradeyi ortadan kaldıranın cazibesine nasıl kapılmaz? Kur’an-ı Kerim ile Rasulullah ile… Kur’an-ı Kerim nasıl idrak edilir? Rasulullah’a nasıl ulaşılır? Hayatın her aşamasında Kur’an-ı Kerim’in teslimiyet ışığı ile “Neden?” sorusunu sorarak… Aman dikkat… Teslimiyet olmazsa, hak arayışı Nemrutlaşmak ile sonuçlanır… (Teslimiyet nasıl gerçekleşir? Sağlam bir tokat yiyerek… 6 Şubat’ta yedim o tokadı ilk… Ve teslim oldum. Evet, ben bir hiçim. Acizim. Gafilim… Sen merhamet et Ya Rab!) Neden sorusu hakikat yolculuğunun olmazsa olmazıdır. İbrahimî bir mirastır… Bir de Hak yolcusu, başka hakikat yolcularına, insan olmak, Müslüman olmak adına, sık sık “Nasılsın?” diye sormalı. Gerçekten sormalı… İçten… Samimi bir şekilde… Ve bütün putları kırmalı, bu sorular nezaretinde… Sonrası Allah kerim…

Modernizm, ateizm, deizm, faşizm, sosyalizm, komünizm ve dahi hepsinin bağlı olduğu karargâh olan Siyonizm’den kurtulmanın en başlıca yolu Müslüman olmaktır. Gerçekten Kur’an-ı Kerim’i ve Rasulullah’ı anlamayan Müslümanlar Siyonizm ile dövüşemez! Kendi nefsimi başta tutuyorum. Bugün başlasak bir Gazze gibi dövüşmek için 100 yıla ihtiyacımız var. Rabbim yardımcımız olsun.

“De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer Sûresi – 53. ayet)