Bilmem farkında mısınız toplum sürekli borçlanıyor.
Borçlanıp yatırım yapılıyor diye sakın düşünmeyin. Bankalardan alınan
kredilerle yapılacak yatırımın verimli olması zaten mümkün değil. İnsanlar ya
günlük ihtiyaçlarını karşılamak için ya da konut ve otomobil kredisi alıyor.
Bir diğer yol ise bankalardan kredi kartıyla nakit çekim yaparak günü
kurtarmaya çalışıyorlar. Ev almak belki yatırım sayılabilir ama alınan krediyi
ödeyebilmek şartıyla. Tüketici kredisi ya da kredi kartıyla nakit çekim
yapılarak bankalara borçlanmanın yatırımla bir ilgisi yoktur. Yapılan sadece
içine düşülen ekonomik dar boğazdan çıkabilme çabasıdır.
İnsanlar ya hesabını bilmemek sonucu bankaların kapısını
çalıyor ya da yatırım yapmak için. Söz gelimi alınan krediyle iş kurmak
istenebilir. Ancak, kurulan iş sonunda alınan krediyi ödeyemeyecek duruma
düşerseniz hem iş kurma hayaliniz uçup gider, hem de eskisinden daha da
fakirleşmiş olursunuz. Özellikle tarım ve hayvancılık alanlarında bir yatırım
yapmak için kredi alanların ciddi bir sıkıntı yaşadıklarını söylemek yanlış
olmaz. Söz gelimi iki yıl önce çok cazip şartlarda sağlanan kredilerle insanlar
büyük ya da küçükbaş hayvan aldılar. Ancak, daha kredi kullanımı başlamadan
ellerinde büyük ve küçükbaş hayvan bulunanlar fiyatları bir anda artırmaya
başladılar. Krediyi alanlar artan bu fiyatlardan hayvan aldılar. Bu bakımdan
daha işin başında yatırımın maliyeti artmış oldu. Bugün gelinen noktada iki yıl
önce küçük ya da büyükbaş hayvan alarak besiciliğe başlayanlar bugün
ellerindeki hayvanları aldıkları fiyata satamıyorlar.
Bu arada yem fiyatlarındaki artışlar da devreyle girince
insanlar ellerinde mal bulunmasına rağmen eskisinden daha muhtaç duruma düşmüş
oldular. Devletin faizsiz kredi vereceği duyulur duyulmaz belli ellerde
toplanmış olan hayvan fiyatları bir anda niçin arttığı sorusu sanki belli
kesimlerin finanse edildiğini düşündürüyor.
Bu arada açıklanan faiz oranları ile uygulanan faiz
oranlarının çok farklı oluşu da ihtiyaç sahiplerinin soyulması anlamına
geliyor. Söz gelimi kredi kartı ile alışveriş ve nakit çekimlerde uygulanan
yıllık faiz oranları yüzde 28’i, gecikme
faiz oranları ise yine yıllık olarak yüzde 34’ü geçiyor. Sadece mevduata
verilen ile kredilerde uygulanan faiz oranları arasındaki fark bile sistemin
nasıl çalıştığını göstermesi bakımından önemlidir. Bu arada bankalar kredi
vermek için yürüttükleri kampanyada faiz oranlarını çok düşük göstermelerine
karşılık çeşitli adlar altında aldıklar paralarla ilan edilen faiz oranlarının
çok üzerinde gelir elde edebilmektedirler. Kısacası sistem sanki ihtiyaç
sahiplerinden çok bankaları korumak üzerine kurulmuş. Meseleye bu açıdan bakınca
sistemin adını faiz ve banka sistemi olarak koymak yanlış olmaz. Gerçi iktidar
yanlıları her fırsatta açıklanan resmi rakamları öne sürerek iktidarın faiz
oranlarını yüzde 5’lere indirdiğini söyleseler de uygulamanın söylenenle bir
ilgisi olmadığı kesin.
Dar ve sabit gelirlilerin her geçen gün fakirleştiği, daha
fazla borca battığı düşünülürse bu sistemin bir noktada tıkanması kaçınılmaz
görünüyor. Daha önce yaşanmış olan bankacılık sektöründeki tıkanıklık
hatırlandığında insanın endişeye kapılmaması mümkün değil. Çünkü geçmişte
yaşanan krizin faturası dar ve sabit gelirli kesime kesilmiş, bedelini o kesim
ödemişti.
Bu bakımdan hayali rakamlarla toplumun oylanmasından
vazgeçilerek uygulama ile örtüşen açıklamalar yapılmalıdır. Söz gelimi faiz
oranlarının yüzde 6’ya çekildiği açıklamaları ile borç alanların ödediği faiz
arasında uçurumun olduğu unutulmamalıdır.