Kâinattaki bütün mevcudat Bismillah diyor. Zerreden

(atomun da küçüğü cisimden) Şems e (güneşe) kadar her nesne, her mahluk

Yaratıcılarını biliyor, tanıyor ve tesbih ediyor ( Sübhanallah diyor), tahmid

ediyor ( Elhamdülillah diyor), tekbir getiriyor ( Ellahu ekber diyor).

Yüzüncüde de illâ Muhammedü rresûlullah diyor.

Sevgili Peygamberimizin (asm) avucuna aldığında zikreden

ve kelime-i tevhidi söyleyen taşlar, çağırdığında yanına gelen ağaçlar,

Muhammedü r-resûlullah diye şehâdet getiren hayvanlar; Kâinatın sahibi olan

Allahu Zülcelâl i en mükemmel şekilde tanıtan, târif eden, öğreten sevgili

Peygamberimizi (asm) bildiklerini îlan etmişlerdi. Bizler o taşlardan,

hayvanlardan ve ağaçlardan geri mi kalacağız Rabbimizi bize en güzel şekilde

tanıtan Kâinatın Efendisi sevgili Peygamberimizi (asm) tanıyor, biliyor ve

getirmiş olduğu bütün ahkâmı can u gönülden tasdik ediyor ve o ahkâmın bütün

kâinata hâkimiyetine can u gönülden inanıyor ve yeniden Bismillah   ve Essalâtü Vesselâmu aleyke yâ Resûlullah

diyerek dükkânı , yani köşemizi açıyoruz.

Dile kolay tam 15 sene aralıksız yazdıktan sonra 2008

Nisan ında köşe yazısı yazmayı noktalamıştım. Niyetim, sayısı o tarihe kadar

104 ü bulmuş olan kitaplarımı yeniden gözden geçirmek, ilaveler yapmak, eldeki

dosyaları tekmil etmek ve bir de çocukluktan beri çok sevdiğim ve bağlandığım

Şer î ilimlerdeki tahsilimi ikmal etmek, yani medreselerde okutulan sıra

kitaplarının okunmasını tamamlamaktı. Rabbim lutfetti, İstanbul daki değerli

hocalarımdan 33 sene sonra döndüğüm şehrimdeki değerli âlimlerden ders aldım.

Sevgili Peygamberimiz (asm); -meâlen- Kim ben âlimim

derse, o câhildir buyuruyor. Ben âlim değilim. Ancak gerçek âlimlerin

hizmetkârıyım ve onları çok seviyorum. Ömrüm olduğu müddetçe de, İnşallah

gerçek İslâmı anlatan âlimlerimizi ve eserlerini tanıtmaya, tavsiye etmeye

devam edeceğim.

Millî Gazete okuyucuları, idarecileri ve bütün çalışanları ile samimi ve candan bir gönül bağımız

oluşmuştu. Birbirimizi çok iyi tanıyor ve karşılıklı ne demek is tediğimizi çok

iyi anlıyorduk. Köşe yazısı yazmayı noktaladığımı belirttikten sonra muhterem

okuyucularımızla her karşılaştığımızda tekrar yazmamı söylüyorlardı. Son

İstanbul seyahatimde muhterem Ömer Yüksel Özek ve Mustafa Kurdaş Beylerin

yeniden yazılara başlamam hususundaki nâzikâne taleplerini düşündüm ve haftada

iki gün yazmayı kabul ettim. Rabbim hayırlı eylesin, utandırmasın

Geçmişte yazdığım 15 yıl boyunca, yaklaşık iki bin

makalem yayınlanmıştı. Ayrıca Bize Nasıl Zulmettiler gibi seri yazılar da

hazırlamıştım. Bütün o yazılarımda bir kelimeye dahi müdahale edilmedi. Bu,

basın tarihinde müstesna bir durumdur. İşte bu fikir hürriyeti Millî

Gazete de yeniden yazmayı tercihimde en mühim faktördür.

Köşe yazılarımıza ve kitaplarımıza muttali olanların

yakından bildiği gibi, bu kalem sahibi; bütün zulme ve zâlimlere karşıdır.

Zulme boyun eğmeyenleri çok sever. Asr-ı Saadet teki İslâm ne ise onu dile

getirir ve müdafaa eder. Müslüman gençliğin; ecdâdı gibi, imanlı, bilgili,

yiğit, cengâver olmasını arzu eder. Bütün Müslümanların gözyaşının dinmesini,

Müslümanlara zulmedenlerin tamamının derdest edilmesini candan arzular. Şu anda

içerisinde bulunduğumuz ülkemizin de Cenab-ı Hakkın husûsî bir lutf u ve ikramı

olduğunu bilir. Bu ülkede İslâm nişanının silinmemesi, ahfâdına düşman eli

uzanmaması ve bu topraklara gâvur çizmesi basmaması için canlarını veren

şehitlerimizi ve gâzilerimizi çok sever ve her dâim onlara duâ eder. Âlem-i

İslâma ve bu ülkeye göz diken gözü çıkasıcaların da içini dışını, iliğine

varıncaya kadar çok iyi bilir. Bilmeyenler bilsin bizi diye de bunları

söyledik ve yeniden Bismillah diyerek, elimizde kalemle er meydanına çıktık.

Hepinize selâm olsun