Müslüman olarak aslî vazifelerimizden biri de “helal kazanca” dikkat etmemizdir. Cenab-ı Hak rızkımızı hangi işte tayin etmişse, o işi yaparken ve bütün muâmelelerimizde helale-harama dikkat edeceğiz. Haramlardan şiddetle kaçınacak, işlerimizi helal dairesinde yapacağız. İşte o vakit Allahu Teâlâ kazancımızı bereketli kılar. Aksi takdirde elimize ne kadar para geçerse geçsin, sıkıntılarımız bitmez.
Her hususta olduğu gibi, kazanç hususunda da Peygamber Efendimizin (asm) tavsiyelerine kulak vermeliyiz. Helal kazançla ilgili hadis-i şeriflerden bir güldeste sunalım. Gözümüzün nûru Sevgili Peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur:
. “Kim helal lokma yer ve Sünnet çerçevesinde amel eder, insanlar da onun kötülüklerinden emin olurlarsa o kişi cennete girer.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 60)
. “Sizden birinin ağzına toprak koyması, Allah’ın haram kıldığı bir şeyi yemesinden daha iyidir.” (İbn Hanbel, II, 258)
. “Helâlinden ye ki duâların kabul olsun.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, VI, 310)
. “Resûlullah (asm) faizi yiyene, yedirene, yazana ve bunun iki şahidine lânet etti ve ‘Hepsi (günahta) eşittir’ buyurdu.” (Müslim, Müsâkât, 106)
. Hz. Peygamber’e (sav), “En faziletli kazanç hangisidir?” diye sorulduğunda O, “Helâl / Makbûl bir alışveriş ve kişinin el emeğiyle kazandığıdır” diyerek cevap vermiştir. (İbn Hanbel, III, 467)
. “Allahım! Bana helal rızıklarından nasip ederek haramlarından koru! Lütfunla beni Senden başkasına muhtaç etme.” (Tirmizî, Deâvât, 110)
Aklım yettiğinden beri, helal kazanca dikkat etmişimdir. Bu helal kazancın bereketini hayatım boyunca gördüm ve bunun lezzetini tattım, elhamdülillah… 6-7 yaşlarındaydım, babam benim adıma bir bankada hesap açtırdı ve bir kumbara aldı. Kumbara doldukça babam bankaya götürür, hesabıma yatırırdı. Aklım yetmeye başlayıp da faizin haram olduğunu öğrenince, babama, bankaya para yatırmayacağımı söyledim ve paramı çekmesini, faiz kısmını bankada bırakmasını istedim. Çektiğim parayı merhume anacığım bilezik yaptı. Önceki yazılarımda belirttiğim gibi yaz tatillerinde babamın, dedemin yanında çalışırdım. Her ikisi de ticaretle meşgullerdi. Mahsul zamanı bazen günde 10 kamyon, buğday, mercimek, 500 çuval kuru üzüm, onlarca teneke zeytinyağı satarlardı. “Patronlarım” cömertti ve bana hakkımı fazlasıyla verirlerdi. Anacığım da benim “vekilharcım” idi. O paraları bilezik yapardı. Bilezikler zekâtlık hale gelince zekâtlarını vermeye başladık. Bu helal kazancın bereketini gördüm. Bileziklerin bir tekini bozdurup kütüphane yaptırdım. Kalanlar evlenince ve ev alınca sarf olundu.
Rabbim bize meslek olarak kalemle geçinmeyi lütfetti. Devlet işine, başka bir işe girmedim. Gazetecilik mesleğine devam ettim ve kitaplar telif ettim. Teliflerimi aldığım yerlerin helal kazanca dikkat ediyor olmalarına dikkat ettim. Kitaplarım 28 yayınevinde yayınlandı. Hepsi de helal kazanca dikkat eden yerlerdi. Tek kuruş haksız kazanç edinmemeye ve hiç kimseye haksızlık yapmamaya dikkat ettim. Karz-ı hasen verdiklerimden geri dönüşü olmayan oldu. Hakkım olan parayı alamadıklarım oldu. Benim bir prensibim var, hakkımı üç defa isterim, verilmeyince hakkımı helal ederim, zihnimden de silerim. Belgeyi, senedi de yırtar, atarım. Bir yayıncı benden bin Euro (Avro) istemişti. Verdim, bana “üç ay sonra vereceğine dair” bir belge verdi. Üzerinden 15 yıl geçti. Bu zaman zarfında, iki defa çocuklarımı evlendirirken, bir defa hacca gidecekken istedim. “Durumum müsait değil” dedi. Ben de kendisine hakkımı helal ettiğimi bildirdim ve o belgeyi yırttım.
Hiçbir zaman combul combul param olmadı. Ancak Rabbimin lütfuyla kimseye yüz suyu dökmedim. Helal kazancın bereketini gördüm. Helal kazancın yanı sıra iktisat, kanaat ve şükrün de aleni bereketini gördüm. Geçen bir sohbette bir öğretmen arkadaş, “geçinemiyoruz” diye yakındı. Kendisine, “El insaf, devlet size yüzde 80 zam verdi, daha ne yapsın? Ya 7.500 lira emekli maaşı alanlar ne yapsın? Şükredin, şükredin!” dedim.
Şöyle çevrenize bir bakın, ister madenci, ister hamal, ister şoför, ister zanaatkâr, ister tüccar, ister memur, ister işçi, ister çiftçi, kim olursa olsun helal kazanca dikkat edenleri yüzlerinden tanırsınız. Onların yüzü her dâim güleçtir ve huzurludur. Onlar her dâim şükrederler. Ne mutlu helal kazanca dikkat edenlere…