Eşimizi, çocuklarımızı, arkadaşlarımızı, çevremizi
dinliyoruz.
Televizyonu, arabada radyoyu, gazetelerdeki köşe başı
yazarlarını dinliyoruz.
Yalanları, dolanları, iftiraları, gıybetleri, en saygın
gibi görülen insanların ağzından dinliyoruz.
Peki, hiç kendimizi dinlemeye zaman ayırabiliyor muyuz
Aslında bize en yakın olan kendi tenimiz ve canımızdır.
En çok onu dinlememiz gerekirken yeme, içme, giyme
konusunda canımızın çektiği, tenimizin rahat ettiği şeyleri yapmak yerine kendi
can ve tenimizin rahatını teslim ettiğimiz insanları dinler olduk.
İşte hastalık, insanın kendisini dinleyebilmesi için en
uygun zaman.
Doktorlarımız, virüsten bahsederler, kendileri o virüsü
gördükleri halde televizyon ekranında bize gösterip İşte sizi yatıran,
ateşleyen, dizlerimizin bağını çözen bu diyerek virüsü gösteremezler.
Laboratuvarda görürlermiş.
Bir insanın ağırlığını kaç milyarda biri kadarmış.
İşte vücudumuzun milyar mı trilyon mu benim bilemeyeceğim
kadar benden küçük olanın bana galip geldiğini ve sırtımı yatağa yatırarak yedi
yorganı titreten ateşimin üstünde zıpladığını hissediyor ve kendime gelmemi
sağlıyor.
Rabbimizin yarattığı en küçük canlılar karşısında yalnız
ben değil, Grip uzmanı profesörün de inlediğini görüyoruz.
Kalbimize hakim değiliz.
Ciğerlerimize sahip olamıyoruz.
Kırk derece ateşle yanarken üşümekten donacak hale
geliyoruz.
Ateşin içinde buz, buzun içinde ateşin yaşadığını
görüyoruz.
Ben doktora muayene olurken o hem bana gülüyor, hem
doktora gülüyor.
Ben, yine Peygamberimin tavsiyesine uyarak tedavi
oluyorum ve beni ziyarete gelen hastalığın gıdası olan ilaçları ona ikram
etmeye devam ediyorum.
Kendimi bir şey zannederken beni kendime getirdiği için
virüsü yaratan Rabbime hamd etmeye devam ediyorum.
Sıhhatli iken dilimin ucuyla yaptığım hamd, şükür ve
zikirlerime şimdi vücudumun her hücresi katılıyor.
Kırk derece ateşin içinde donmamak için dizlerimi burnuma
değdirecek şekilde yatarken, kemiklerimin içi dahi sızlarken Allaaaah,
Allaaaah, Allaaaaaaaah zikrine kaç trilyon hücrem varsa onlar da katılıyorlar.
Sağlıklı iken tek dille zikrederken bu günlerde
trilyonlarca dille zikredebiliyorum.
Asıl olan sağlıktır.
Sağlığımızı korumak için yaptığımız her gayret ibadet
hükmündedir.
Müslümanın ibadetini tam yapabilmesi için başta sağlıklı
olması gerekir.
İbadetin zirvesi olan cihad, sağlıklı can ve tenle
yapılır.
Hastalık arzu edilmez ama Allah yolunda yorulan ten
gemilerimizin tersaneye çekilip yeniden hayatın dalgalarına karşı yenilmeden
yol almasını sağlamak için bakıma alınmasıdır hastalıklarımız.
Hazreti İbrahim aleyhisselam: Hastalandığım zaman şifayı
veren O (Allah)dur. Derken hastalıklara davetiye çıkaranın biz olduğumuzu, yani
kabahatin bizde olduğunu vurgular. (Şuara süresi ayet 80)
Ömür boyu sağlıklar dilerken, hastalanırsanız onun da
tadını çıkarın.