Parası olanın kuralları belirlediği bir dünyada yaşıyoruz. Gerek bireysel ilişkilerde, gerek devletlerin, toplulukların birbiriyle olan münasebetlerinde, ne acıdır ki, güç yani para pozisyonları ve ödevleri tayin etmektedir. Ülkemizde, ekilmeyen araziler, boş bırakılan tarlalar çoğalmaktadır.
Çiftçinin, köylünün konumunu, ülkenin milli tarım politakısından ziyade, dışardaki kimi kurum ve kuruluşlar belirlemiş bugüne kadar… Üzülerek ifade etmeliyim ki, bundan sonra da durumun değişeceğine yönelik bir emare bulunmamaktadır.
Birinden borç almaya… Biriyle alt taşeron olarak sözleşme yapmaya kalktığınızda, adamlar size kendi menfaatlerini dayatıyorlar.
1999 yılında, Dünya Bankası’ndan borç para alıyoruz. Bildiğiniz bir kredi anlaşması…
Tarım ürünlerinin kısıtlanması, arazilerin durumu, çiftçilerin ahvali, böylesi bir protokolde yer almalı mıdır? Senden kredi, borç para alıyorum. Tarlama neyi ekeceğimi, tarlamın kaç yıl boş kalacağını… Devletle ilişkimi sen mi belirleyeceksin? Belirlemişler.
Adamların bize dayattığı hususlara bakın. Çiftçiye ucuz kredi verilmeyecek… Gübrede ve sair girdilerde destekler azaltılacak, sabit tutulacak…
Çiftçi ürün bazında desteklenmeyecek… Ekse de ekmese de, dönüm başına para alacak.
Buğdayda, dünya fiyatının üstünde en az %20’lerde sübvanse edilecek.
Şeker fabrikaları, tekel, tütün işletmeleri özelleştirilecek.
Tarım çiftlikleri… Tarım kredi kooperatifleri kapatılacak…
Velhasılı, adamlar bir dizi talimatname yayınlamışlar, bizim hükümetler de tıpış tıpış bunların dümen suyuna girmişler…
İnsan üzülüyor, kahroluyor.
Koca Türkiye… Milli bir tarım politikası olamaz mı? Kendi konumu... Durumu, politik ve coğrafi şartlarına göre… Yeni bir model oluşturulamaz mı?
Fransa, da insan başına düşen milli gelir bizden kat kat fazla. Japonlar için de aynı durum söz konusu… Ama birçok zengin ülke, kıt topraklara rağmen, çiftçisine destek verip, tarım ürünlerinin kendi ülkelerinde yetişmesini… Gıda güvenliği açısından, milli bekaları zaviyesinden mühim görüyorlar.
Ya biz?
Tarlalar gittikçe boşalıyor.
2000 yılında 21 milyon buğday üretirken, 2007 yılında 17 milyona gerilemiş. 18 milyon şekerpancarı üretirken 12 milyona düşmüş.
Patates, soğan üretimi unutulmaya başlandı.
Bağımsız yaşamanın temel şartı, kimseye muhtaç olmamaktır. Hele, hayati ve günlük ihtiyaçlarda… İnsan olarak, fiziki olarak yaşamak için temel gıdaları, gıda güvenliği şemsiyesi altına alamazsak, halimiz fenadır.
Hasan emminin ağası kendisi olmalıdır… Dünya Bankası’nın yahut uluslararası kuruluşların güdümündeki bir tarım politikasında Hasan emmi ırgatlığa… Kendi tarlasında ırgat olmaya devam edecektir.
Yetkililere ve etkililere sunulur.