Günümüzde bütün dünyada etkin olan sömürü sermayesinin başlangıcı yaklaşık olarak "Haçlı Seferleri"ne dayanır. Avrupalı büyük kitleler Haçlı Seferleri sayesinde doğudaki gelişme, kültür, medeniyet ve üretimlerden haberdar oldular. Haçlı seferlerinden geriye dönebilenler doğuda üretilen malları Avrupa ya götürdüler. Zamanla belli merkezlerde ve özellikle Akdeniz kıyılarında yeni kasabalar ve kentler doğdu. Bunlar giderek gelişmeye başladı.

Tarım döneminin tabiî bir sonucu olarak o zamana kadar yaşadıkları toplumda en alt sınıf olan Yahudiler, yavaş yavaş sanayi döneminin başlaması ve ona paralel olarak mal üretiminin artmasıyla birlikte ticarete hakim oldular. Ticaret onları zenginleştirmeye başladı ve zamanla içinde bulundukları toplumlarda en alt tabakadan en üst seviyeye çıktılar. İşte, bu gelişmeler sonunda diyebiliriz ki, beşyüz senelik mücadele günümüzde onları dünyanın hakimi yaptı.

Batı dünyasında bu gelişmelerin sonucunda "kapitalizm" hükümran oldu. Tüm Avrupa ülkelerinde halk sanayi üretiminin işçisi oldu.

Kapitalizm ve sermaye terakümü tekeli doğurdu.

Tekel sömürü sermayesi de günümüzdeki hakimiyetini kurdu.

Kuzeydeki gelişmemiş ülkelerde sermaye tekeli kurulamadığı için halkın neyi varsa devlet eliyle gasp ettiler ve "sosyalizm/komünizm" doğdu. Komünizm bu ülkelerde yetmiş yıl değişik zulümler altında inim inim inlettikten sonra, yüz yılı bile tamamlayamadan sona erdi.

Sömürü sermayesi tekelinin şimdiki siyaseti de "özelleştirme" yoluyla gasp edilen imkanları sermaye tekeline aktarmaktır.

Özelleştirme ile ulaşılmak istenen hedef nedir

Sömürü sermayesi, özelleştirme sayesinde dünyada sermaye tekelinin oluşturacağı tek ekonomik devletini kurmak istemektedir.

Bu genel durum tesbitinden sonra, artık asıl meselemize gelebiliriz.

*

"Millî Görüş"ün geliştirdiği "Adil Ekonomik Düzen"

İşte, yukarıda kısaca özetlediğim gelişmeler ve oluşumlar sayesinde sermaye bu hedeflere doğru adım adım ilerlerken, karşısında "Millî Görüş"ün geliştirdiği "Adil Ekonomik Düzen"i bulmuştur. "Adil Ekonomik Düzen"deki sistem "halk ekonomisi"dir, "organize olmuş liberalizm"dir.

"Gümüş Motor" denemesi ile başlayan ve "Akevler çalışmaları" ile teorisi geliştirilen bu ekonomi ile tekel ekonomisi arasında derinden derine bir mücadele vardır. Bu mücadele değişik boyutları ile hâlen devam etmektedir.

Sovyet sosyalizmi kapitalizmden önce yıkılmış ama bu ülkelerdeki halk topraklarını sömürü sermayesine kaptırmamış, yavaş yavaş "halk ekonomisi" gelişmeye başlamıştır.

Çin de hâlâ sosyalizm devam etmekte ise de, özellikle son yıllarda fiilen "halk ekonomisi"ne kayılmakta ve bu yönde çok hızlı gelişmeler olmaktadır.

Avrupa Birliği ekonomisi de "halk ekonomisi"dir. Euro doları solladığına göre, Avrupa ülkelerinde de halk ekonomisi yarışı kazanmak üzeredir.

*

Halk ekonomisi mücadelesini devam ettiriyor

"Halk ekonomisi"nin en etkin gelişmesi Türkiye de olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyet hükümetlerinin ilk yaptığı iş, devleti ve ülkeyi sömürü sermayesine karşı korumak olmuştur.

Bunun gerçekleşmesi için;

- Dış borçların tasfiye edilmesini hedef almışlar ve 1950 lere varırken bunu başarmışlardır.

- Yabancı sermayeyi ülkeden çıkarmayı hedeflemişler ve 1950 ye kadar bunu da başarmışlardır.

- Halkın yapamayacaklarını devletin yapması ilkesini getirmişler ve Türkiye bu yolla Batı ekonomisi ile yarışacak seviyeye yükselmiştir.

- Faizli devlet kredisine dayanmayan ve halkın iştiraki ile oluşan Anadolu holdingleri tekel sömürü sermayesi ile giriştikleri ekonomik mücadeleyi kaybetmemişlerdir.

Özellikle son dönemlerdeki hükümetlerin IMF baskıları içinde hep tekel ekonomiyi destekleme politikaları sonuç vermemiş, "halk ekonomisi" mücadelesini devam ettirmiştir.