Gazete haberlerinden öğrendim. Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığının hacı adaylarımıza yeni ve yerinde hizmetler verdiği ifade ediliyor. Bunun için Başkanlığımızın hizmetlerinden dolayı başta Başkanımız olmak üzere emeği geçen herkese dua ediyorum, Allah (c.c.) razı olsun.

Yıllardır Hacc ve Umre ibadetinin içinde emeği geçen biri olarak yapılacak hizmetleri çok önemsiyorum. İnşaallah bu hizmetlere önümüzdeki yıllarda yeni adımlar ilave edilir.

Müftülüklerce maketler kurularak Hacc ın yapılışı seminerleri veriliyor. Bu yıl herhalde geçen yıllara göre daha ciddi tutuluyor bu seminer meselesi. Yüzde yüz katılım sağlanamıyor olmalı ki, İstanbul Müftümüz Sayın Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı beyefendi hocamız Başkanlığa önümüzdeki yıllarda üç seminere katılmayanın hacc a gidişi ertelensin teklifinde bulunmuşlar. Bu yerinde bir teklif. Hocamızın mutlaka bildiği bir husus vardır. Bize göre, herhalde hacı adayı bu seminerlere katılmalı ve sonunda bir imtihana tabi tutulmalı. Seminere katılmayan ve imtihanda başarılı olamayanlar hacc a gidememeli. "Efendim adam zengin, Hacc üzerine farz nasıl engel olabiliriz " denebilir. Hacc a gidebilmek için sadece zenginlik yeterli değil ki. Sağlıklı olmak, bilgilenmiş olmak, etrafa zarar verici olmamak gibi şartlar da var. Hacc ı kâmil mânâda yapabilmek için Hacc ile ilgili bilgileri öğrenmek de farzdır. Bunlar gözardı edilmemelidir.

Daha başlangıçta ihrama örtününce kılınacak namazda, kafile hocası hacı adayına, ilk rekatta Fatiha Suresi nden sonra Kâfirun Suresi ni okuyacaksın dediğinde, hacı adayı hemen itirazediyor. "Ben o Sûre yi bilmiyorum" diyor. Bir ömür bunu ezberlemeye yanaşmamış birinin yapacağı Hacc nasıl olacak

Kâbe ye varıyor. Hacı adayları o kalabalığı görünce "ben kaybolursam ne yaparım " diye tir tir titriyor. Kadın-erkek tren vagonu gibi birbirlerinin eteklerinden tutarak kümeleniyor. Kafile hocası önde hacı adayları arkada bir miting havası içinde hocaları dua okuyor arkadakiler kimi aynen kimi denilenin aksine duâlar bağırarak tekrar ediyorlar. Bunların etrafa verdikleri zararı hesap etmek bile mümkün değil. Böyle Hacc böyle hacılık mı olur! Bu işi ülkesinde öğrenmiyenin Hacc a gitmesi facia olur. Ondan dolayı bunun imtihanından geçmeyen Hacc a gidememeli.

Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ali Bardakoğlu na hatırlatıyoruz. Din görevlilerimize verecekleri emirle Kâbe nin etrafında görevlilerin figan ederek çirkin bir manzara oluşturmalarına fırsat verilmesin. Hacı adaylarının âferinini almak için böyle bir yarışa girmelerinin önüne geçilsin. Etraf rahatsız edilmesin.

İkinci bir husus Başkanlığın hacı adaylarına verdiği elbise ve elbise modeli de çok ilkel. Orada bu kıyafeti mecburi kabul eden bir hayli kadın hacı adayı çok utanç verici durumlara düşüyorlar. Bu yanlışlığın giderilmesi de önemli bir hizmet olur.

Üçüncüsü, bir çok hacı adayı hanım tesettür konusunda telifi mümkün olmayan manzaralar sergiliyorlar. Hükmen çıplakmış gibi bâriz hatalar işliyorlar. Burada ve oradaki seminerlerde hocalarımız sık sık en azından hatırlatmalarda bulunup ikaz yollu ifadelerle açıklamalarda bulunmalıdırlar.

Gazetelerde yer alan bilgilere göre, hacc ta görev alacak olan hocalarımızın ilk defa Hacc a gidecek olanlara Mekke ve Medine ye götürülerek yerinde tatbikatlar yaptırılmış. Son derece isabetli. Diyanet i tebrik ediyorum.

Dikkat çekildi mi bilemiyorum: Bu hocalarımızın Hacc fıkhı bilgisi de seviye olarak yükseltilmeli. Böylece bâriz hataların önüne geçilmiş olunur.

Hiçbir Türk vatandaşı Türk Bayrağı nı küçük düşürücü davranışta bulunamaz. Ama hacc ta çoğu hacılarımızın göze batan davranışlarıyla yakalarına diktirdikleri Türk Bayrakları birbirlerine uyuşmuyor. Bu uygulama da hoş olmuyor diye düşünüyorum.

Şimdilik bu kadar takdir ve tekliflerimizle emeği geçenlere dua ediyorum.