Temeli sevgi ve şefkat, barış ve esenlik olan milli Görüş hareketinin cefakâr ve fedakâr mensupları; üçüncü şahlanış hamlesini başlattı: nerede kalmıştık! Türkiye nin ve İslam âleminin en hain kuşatmalarla, en sinsi oyunlarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, kendisine yakışır bir şahlanışın coşkusunu ve bütün insanlığın saadeti için gerekli çırpınışını gösterdi. Sahip olduğu azim, heyecan ve hizmet aşkı ile, bütün insanlığı felakete sürükleyen, İslam coğrafyasını kan ve gözyaşına boğan "nemrudi ateşi" söndürecek su,  yaralı kuşa rızkını getiren bir kartal olduğunu ispatladı. Artık bilinmelidir ki; milli görüşçülerin kanat çırpışı, mazlumların kurtuluş muştusudur.

Kardeşliğini muhafaza ederek dik duran, asla sarsılmayan,  yüreği sevgi dolu bu insanlar; 26 Ekim i; el ele, omuz omuza verme günü olarak tarihe nakşetti. Yalancı dostlarla, ikiyüzlü müttefiklerle oyalanmak yerine, bu haklı ve samimi insanlara kulak verilmelidir. Çünkü başka çare de, çözüm de bulunmamaktadır. Alternatif aramanın da lüzumu yoktur. Türkiye derhal kendi milli duruşunu ortaya koymalı, birlik ve beraberliğe kavuşarak, yeniden büyük Türkiye nin kurulacağına, terör ve şiddete bulaşmadan meseleleri çözme inancına sahip olmalı, bu beraberliğimizi dosta düşmana ispat etmeliyiz.

Sömürgeci batı âlemi, eskiden beri, bu bölgede Osmanlı nın mirasçısı güçlü bir Türkiye istemiyor. Neticede; Türkiye nin güçlenmesini önlemek için birtakım adımları atıyor, attırıyor ve bu yöndeki gelişmelere destek veriyor. Son on yılı bu gözle tekrar gözden geçirmenin ve sorgulamanın vaktidir. Türkiye, çöken kapitalizmin yerine, bu çöküşün müsebbipleri ile birlikte, tahakküm ve sömürünün devamını sağlayacak Siyonist mihraklarla mı beraber olacak, yoksa adalete dayalı, barış ve huzuru tesis edecek Türkiye ye Batı ya kuyruk olmak değil, İslam coğrafyasına lider olmak yaraşır. Bin yıllık tarihimiz bize bu misyonu yüklemiştir. Mazlum İslam dünyası Türkiye den bunu beklemekte, bunu istemektedir.

40 yıldan beri dünya düzeninin ne siyasi, ne sosyal, ne de ekonomik bakımdan adil olmadığını, yeni bir dünya düzeni kurulmadan, dünya da barışın, sosyal adaletin, huzurun, insanca yaşamanın yolunun bulunamayacağını iddia ettik. ABD ve AB ülkelerini sarsan bu ekonomik kriz bizim bu düşüncemizi doğrulamıştır. Bu yüzden Adil bir ekonomik düzene geçilmesi, hakkı üstün tutan, hak merkezli medeniyetle gerçekleşecektir. Kimse bu haklı talepler karşısında duramaz.

Hizmet ve başarının temelinde zihniyet yatar. Milli Görüş ün ortaya koyduğu ilkelere inanan ve bu ilkelere göre çalışan idareciler, bu zihniyet farkıyla başarılı çalışmaların altına imza attılar. Tablo ortadadır. Bu milletin tek umudu, değişmek için değil değiştirmek için yola çıkanlardır. Çünkü onlar, makam için eğilen değil, hak için direnenlerdir.

Elbette ki bu işler, inanç işidir, azim işidir. İman imkândır; inandığınız kadar imkân bulursunuz. Biz inandık ve bu nedenle imkânsız denilen hizmetlere imza attık. Milli Görüş bu inanç ve kararlılık sayesinde, toplu iğne bile yapılamayan bir dönemde Türkiyede ağır sanayi hamlesini başlatabilmiştir. 70 sente muhtaç olduğumuz dönemde inanç tekeden süt çıkarır diyerek Karstan Edirneye kadar bütün Türkiyeyi sanayi tesisleri ile donatabilmiştir. Tek kuruş vergi koymadan, tek kuruş borç almadan, denk bütçe yapabilmiştir. Yaşanılabilir bir Türkiye nasıl kurulur gösterilmiş, yeni bir dünyanın adımları atılmıştır.

Bu aziz millete sevgimizden, bu mübarek topraklara bağlılığımızdan dolayı, hep aynı aşk ve aynı şevkle hizmete devam ettik, hizmet etmeye devam edeceğiz. Çünkü milletin aslını biz temsil ediyoruz. Bu milletin tarihi, inancı, kültürü, değeri biziz. Karınca misali ağzımızda bir damla suyla yine bıraktığımız yerden daha büyük bir şevkle ateşe koşacağız. Çünkü bir çiçekle yaz geldi, mazlumlara haz geldi.