Erkek olsun kadın olsun belirli şartları taşıyan her Müslümana, fevrî olarak yani şartlar gerçekleştiğinde, geciktirmeden ömründe bir defa haccetmek farz-ı ayındır. Şartlar gerçekleştiğinde hemen haccetmeyip, daha sonraki yıllarda haccedenlerin haccı da, kaza değil edadır. Ancak haccı, yıllar boyunca geciktirirse fâsık olur ve şâhitliği reddedilir. Çünkü haccı geri bırakmak küçük günahtır. Bunda ısrar etmek kişiyi fıska götürür. İmam Ebû Yusuf a göre imkân elde edildiği yıl hac yapmayıp sonraki yıllara erteleyen kimse günahkâr olur.

İmkân elde edildiği yıl hac görevini yapmayıp sonraki yıllara erteleyen kimse, çeşitli sebeplerle bu imkânını kaybedebilir ve hac yapmadığı için sorumluluk altında kalır. Böyle bir kimse hac yapmadan malı telef olsa, borç para alıp haccetmesi halinde, ilâhî mağfirete nâil olacağı umulur. Bu itibarla Müslüman, hac yapma imkânı elde ettiği yıl geciktirmeden hacca gitmelidir.

Haccın geciktirilmeden îfasına hacla ilgili âyet-i kerimeler ve:

" Ey müminler! Siz hayır işlerinde yarışın " (Bakara sûresi: 148)

ayet-i kerimesi delâlet ettiği gibi, hadis-i şerifler de bunu emreder. Nitekim Abdullah b. Abbas (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

"Hacca gitmek isteyen kimse acele etsin! Geriye bırakmasın! Çünkü zaman geçtikçe kişi hasta olabilir; servetini, parasını, bineğini yitirebilir, yahut başka bir ihtiyacı da ortaya çıkabilir." (İbn Mace, Menasik: 1, No: 2883, 2/962; A.b.Hanbel, No: 3330, 1/355; Ebu Davud, Menasik: 5, No: 1732, 1/540) buyurdu.

Abbas (R.A.)dan rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

"Farz haccı yapmakta acele ediniz. Çünkü sizden hiçbiriniz ileride başına neler gelebilir, bilemez." (A.b.Hanbel, No: 2864, 1/313, Beyhekî, es-Sünenül-Kübra, Hac: No: 8776, 6/463) buyurdu.

Öyle ise, haccda esas olan ta cil, yani haccı farz kılan şartlar bir insanda toplanınca onun hemen ilk yıl hacca gitmesi gerekir. Bu sebeple üzerine hac farz olan kimse, bu ibadeti geciktirmeden bir an önce yerine getirmelidir. Üzerine farz olduğu halde, bir takım gerekçelerle bu önemli ibadeti yerine getirmeyip ileriki yıllara, yaşlılığa ertelemek dinen uygun değildir, günahkâr olur. Çünkü ölümün ne zaman geleceği bilinmediği için ihtiyatlı davranmak gerekir. Bununla beraber ömrünün sonunda bu haccı yerine getiren kimse, vazifesini yapmış olacağından günahtan kurtulur. Fakat haccetmeden önce ölürse, hac için vasiyyet etmiş olsa bile günahkârdır. Günümüz şartlarında dahi, hac yapanlar hac ibadetinin gençlikte yapılması gereken meşakkatli bir ibadet olduğunu ifade etmektedirler.

Bu şekilde haccını erteleyip daha sonra bizzat hac yapamayacak duruma düşen kimse, yerine bedel yani vekil göndermek zorunda kalır. Bu sebeple en doğrusu: Hacca genç yaşta ve bilgili, ihlaslı gitmek ve mukaddes yolculuğu tehir etmemektir.

Ayrıca: "Genç yaşta hacca gidilmez. Çünkü hacdan dönünce insan kendisini muhafaza edemez, hacdan gelen kişi ticaret yapamaz, tartı tartamaz." v.b. sözlere itibar etmemek gerekir. Bu gibi sözleri söyleyenlerin maksatları malumdur. Halbuki ibadetlerin en faziletlisi genç yaşta yapılandır. Ticarette ve tartıda doğru dürüst davranmak, sadece hacca gidene değil, hacca gitmeyene de farzdır.