CHP'den Erdoğan'a IBAN tepkisi... Siz neye yararsınız?

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye'de yaşanan sel ve orman yangını felaketlerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vatandaşlardan IBAN ile bağış istemesine tepki gösterdi.

Büyütmek için resme tıklayın

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde MYK toplantısı devam ederken basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Öztrak, orman yangınları ve sel felaketinin ardından AK Parti hükümeti tarafından vatandaşa IBAN verilmesine tepki gösterdi. 

Faik Öztrak, “Allah aşkına her felakette millete IBAN atıp, milletin himmetine başvuracaksınız o zaman hükümet olarak siz neye yararsınız? Siz ne iş yaparsınız? Bir ülkede camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmişse, yönetimde çürüme de başlamış demektir. Acılarımız hala çok tazeyken sahilde tomrukların arasından vatandaşlarımızın cansız bedenleri toplanırken, Bozkurt’taki cami avlusu, Erdoğan’a siyasi dekor yapıldı. Selden sonra sahra hastanesi olarak kullanılan cami apar, topar boşaltıldı.” dedi.

Faik Öztrak'ın açıklamaları şöyle oldu:

Batı Karadeniz’de yaşanan sel felaketi art arda yaşadığımız ekolojik felaketler karşısındaki zafiyet, Bu felaketlerde yaşanan yüksek can kayıplarımız, Bu kayıpları azaltacak tedbirlerin yetersizliği, Yaraların sarılmasındaki sorunların ortaya koyduğu, Devlette yaşanan yönetim krizi, Toplantımızın en önemli gündem maddesiydi. Toplantımızda değerlendirdiğimiz bir diğer önemli gelişme, Taliban’ın yıldırım hızıyla Kabil’e girmesi oldu. Kabil’in düşmesinin jeo-stratejik etkilerini, Ve sınırlarımızda büyüyen Afgan göçü tehdidini, Toplantımızda ele aldık. Yine milletimizi tehdit eden, Bir başka sinsi işgalciyi, Covid-19 salgınında Dördüncü zirveyi de toplantımızda değerlendirdik.

Elbette ülkemizi içine düşürüldüğü bu büyük buhrandan çekip çıkarmak için atılacak adımları iktidara geldiğimizde alacağımız önlemleri de görüştük. Ülkemiz peş peşe gelen doğal afetlerle sarsılıyor. Yaz başında Marmara’da müsilaj felaketini yaşadık. Yazın ortasında güneyimiz orman yangınlarıyla kavruldu. Yaz sonuna yaklaşırken ülkemizin kuzeyi korkunç sel felaketlerinde boğuldu. Ne yazık ki rant uğruna, Doğayla uyum ve barışı bozmanın bedelini çok ağır ödemeye başladık. Ünlü astrofizikçi Hubert Reeves, “Doğa ile savaş halindeyiz, Ve eğer kazanırsak, savaşı kaybetmiş olacağız” diyerek tüm insanlığı uyarmıştı. Şimdi ne yazık ki kazanamayacağımız bir savaşın kurbanları olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmeye başladık. Tabiat akılsızlığı, liyakatsizliği, beceriksizliği, aç gözlülüğü ve dinmeyen rant hırsını can ve mal kayıpları olarak hepimize fatura ediyor. Bartın, Kastamonu Bozkurt, Ve Sinop Ayancık’ta şahit olduğumuz yıkım çok büyük. Can kayıplarımız artıyor ve hala kendinden haber alınamayan onlarca yurttaşımız var. Milletçe büyük bir yastayız.

Felaket dönemleri, milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemlerdir. Yaraları sarmak, kucaklaşmak, acıları beraberce hafifletmek, millet olmanın bir gereğidir. Milletimizin bu konudaki hassasiyeti zaten çok yüksektir. Milletimiz yöneticilerin, Eksikliklerini, yetersizliklerini üstün cesaret ve fedakârlığıyla kapatmayı da bilir. İşte en son orman yangınlarında gördük. Millet devletinin uçaklarını havada göremeyince, Alevlerin üstüne çıplak elleriyle yürüdü. Ateşe bir avuç toprak bir avuç su atmak için olağanüstü gayret gösterdi ama milletimizin bu dayanışma duygusunu sürekli istismar eden bir hükümet var. 15 Temmuz’dan bu yana yaşadığımız her felakette Erdoğan’ın yaptığı ilk iş millete IBAN numarası göndermek. Daha kayıplarımızın boyutunu öğrenemeden, acımızla yüzleşemeden, felaketlerin sabahında IBAN numarasıyla yüzleşiyoruz. Millete bugün IBAN numarası atanlar daha birkaç gün önce Somali’ye 30 milyon dolar hibe ediyordu. Milletimiz şimdi haklı olarak bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye soruyor.

Hükümetler yardım toplamaz. Hükümetler vergi toplar… Onu da Erdoğan Hükümetleri milletten zaten bol, bol topluyor. 20 yılda milletimizden 2 trilyon 311 milyar dolar vergi topladılar. Dış borç, iç borç, özelleştirmeler dâhil 2,5 trilyon dolar harcadılar… Kendilerinden önceki 79 yılda kullanılan kaynağın neredeyse 4 katını 19 yılda kullandılar. Ama her felakette, millete IBAN numarası atmaya devam ediyorlar. Tekrar ediyorum. Hükümetler yardım toplamaz. Yardımları Sivil Toplum Kuruluşları, Yerel yönetimler ve diğer sivil oluşumlar toplar. Vatandaş gönlünün razı olduğu yere gönlünden koptuğu bağışı yapar ama bu hükümetin bu konudaki kıskançlığı had safhada… Konu para olunca, memlekette benden başka kimse para toplayamaz diyor. Hasisliğin, bencilliğin, kibrin geldiği noktaya bakar mısınız? Haydi, “yardım, bağış” diyerek para topladınız. Topladığınız paralar yerlerine ulaşıyor mu? Bunun hesabını veriyor musunuz? Ne gezer… Bıraktık yardımı, Beyefendiler topladığı verginin hesabını bile vermiyor. 1999’daki depremlerle beraber, Özel İletişim Vergisi hayatımıza girdi. Geçici süreyle çıkarılan bu vergiyi, Erdoğan kalıcı hale getirdi.

2003’ten bu yana da milletten, 35 milyar 544 milyon dolar Özel İletişim Vergisi topladı. Kaç defa sorduk. Bu topladığınız deprem vergileri nereye gitti diye… Cevap, Bay Kemal’e hesap vermeye zamanımız yok oldu. Yine 15 Temmuz’da millete IBAN atıp, 309 milyon lira para topladılar. Memlekette; 15 Temmuz köprüsü var. 15 Temmuz Cami var. 15 Temmuz Okulu var. 15 Temmuz Parkı var. 15 Temmuz Çeşmesi var. Ama 15 Temmuz Şehit ve Gazileri için toplanan milyonlar ortada yok… Sayın Genel Başkanımız, Bu konuyu aylarca gündemde tuttu.

Beyler, ancak öyle çıktı da, Toplanan paraların Hazine’ye aktarıldığını itiraf etti. Beşiktaş’taki terör saldırısının ardından toplanan 52 milyon lira da, Saldırıda yaşamını kaybedenlerin ailelerine ulaşmadı. Bunların yardım toplama konusunda, Ne yazık ki sicili bozuk… Millet de haliyle bunlara artık güvenmiyor. “Benden para isteyeceğine, Beşli çeteye ödediğin garanti dolarları kes, Ben kendi yardımımı kendim yaparım, İstediğime veririm, Sen işini yap” diyor. “İsraftan, şatafattan vazgeç, Yürüyen, uçan saraylarının sayısını azalt” diyor. Millet haksız mı? Elbette değil…

Allah aşkına. Her felakette millete IBAN atıp milletin himmetine başvuracaksanız o zaman hükümet olarak siz neye yararsınız? Siz ne iş yaparsınız? Bir ülkede camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmişse yönetimde çürüme de başlamış demektir. Acılarımız hala çok tazeyken sahilde tomrukların arasından vatandaşlarımızın cansız bedenleri toplanırken Bozkurt’taki cami avlusu Erdoğan’a siyasi dekor yapıldı. Selden sonra sahra hastanesi olarak kullanılan cami apar topar boşaltıldı.

Erdoğan cami avlusundan rahat rahat nutuk attı. Beyefendi çıktı kendisini eleştirenlere bozguncu dedi. Eleştirilere kirli senaryolar dedi. “2023” dedi, “2053” dedi. “Siz” dedi, “biz” dedi… Dere yatağındaki çok katlı binalar konuşulmasın, Daraltılan dere yatakları sorgulanmasın, Dere yatağındaki tomruk depolama alanının hesabı sorulmasın, Derelerdeki HES’ler tartışılmasın, Yanlış yapılan köprüler konuşulmasın diye, Milleti şu zor gününde bile bölüp, parçalamaya, Ayrıştırmaya çalıştı. Erdoğan’ın atama İçişleri Bakanı ise, Sel bölgesinde, “Buranın üzerinden siyaset yapmak ayıptır, İnsanlık dışıdır, şeytanla işbirliğidir” dedi. Artık bunların bir dediği bir dediğini tutmuyor.

Erdoğan ne söylüyor, Tamburası ne çalıyor… Ne güzel demiş Anadolu’nun tertemiz vicdanı Yunus Emre; “Emeksiz zengin olanın, Kitapsız bilgin olanın, Sermayesi din olanın, Rehberi şeytan olmuştur.” Bu millet,alın teri dökmeden zenginleşen rantiyeleri, Dere yataklarına bina yapanları, Bu binalara izin verenleri, Beşli çeteye ülkeyi peşkeş çekenleri, Karadeniz’in derelerine HES kelepçelerini takanları, “Selin en büyük mağduru HES’lerdir” diyen vicdan yoksunlarını, Ve elbette ülkeye yapılan tüm bu kötülüklerin üzerine, Mukaddes dinimizi örtü yapmaya kalkanları görüyor, biliyor. Notlarını veriyor. Hesabını sormak ve onları tarihin tozlu raflarına göndermek için Sandığı bekliyor.

Türkiye çok büyük bir ülkedir. Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir devlettir. Bu ülkenin potansiyeli çok yüksektir. Yeter ki, Bilimle, akılla, istişareyle, liyakatli kadrolarla yönetilsin. Yaşadığımız son ekolojik felaketler gösterdi ki, Doğaya karşı işlenen suçların bedeli çok ağır. Giden canı geri getirmek mümkün değil. Ama en azından kalanların acılarını gidermek için, Genel Başkanımızın koordinasyonunda, Belediyelerimiz ellerinden geleni yapmaya devam edecekler. İklim değişikliği artık bir risk değil, Kapımızı çalan çok ciddi bir tehdit. Bu nedenle, “Doğa ile uyum içinde yaşamayı amaçlayan” politikaları, Geliştirmek zorundayız.

Bizim iktidarımızda, Borçla şişirilen, betona ve ranta dayalı büyüme stratejisine, Artık bir son vereceğiz. Kanal İstanbul gibi rant ve talan projeleri çöpe gidecek. Onun yerine, su kaynaklarımızı en etkin şekilde kullanacağımız, Tarımsal sulama projelerine öncelik vereceğiz. GAP ve Konya Ovası Sulama Projeleri’ni biz tamamlayacağız. Sınırlı kaynaklarımızı, İstanbul depremine hazırlık için seferber edeceğiz.

Dere yataklarına yapılan binalara müsamaha göstermeyeceğiz. Dere yataklarını işgal eden binaları uygun yerlere taşıyacağız. Derelerimizin akış rejimini bozan HES projelerini gözden geçireceğiz. Ekolojik ve ekonomik sürdürülebilirlik, Tüm politikalarımızın ana eksenlerinden biri olacak. G-20 ekonomileri içinde, Paris İklim Anlaşması’nı onaylamayan tek ülke, Türkiye… İktidara geldiğimizde bu ayıba hemen son vereceğiz. AB Yeşil mutabakatına uyum için gerekli siyasi iradeyi göstereceğiz. Bu yapısal dönüşümün getireceği kısa vadeli yükleri, En adil şekilde paylaşmak için, sosyal devleti güçlendireceğiz.

Yeşil ve dijital devrimi yaparken, Aile Destekleri Sigortasıyla kimseyi arkada, Aç ve açıkta bırakmayacağız. Mahatma Gandhi’nin dediği gibi, “Dünya, herkesin ihtiyacına yetecek kadarını karşılar, Ancak herkesin hırsına yetecek kadarını karşılayamaz.” Biz bu ülkeyi de, Bu ülkenin kaynaklarını da hırsla değil, Akılla, bilimle, istişareyle yöneteceğiz.

16 Ağu 2021 - 15:59 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

True Legend - Utanç verici Türkiye adına ,mesturenin altından musluğu var gariban milletin tüm varlığına el koymak istiyor toranaga

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 17:42