Bayramlarda çarşılarda, pazarlarda ekonomi hareketleniyor. İflas etme noktasına gelen esnaflar bayramlarda canlanan piyasalarda iflastan kurtulmuş oluyorlar. Dinin bir kalem hükmünü tatbik etmekle canlanma meydana geliyor. Tamamını tatbik etsek asla ekonomik zafiyetimiz olmayacaktır.
Hayatın temeli dindir. Hayatın en durgun döneminde Türk ekonomisini, piyasa ekonomisini bayram canlandırdı. Hayatın temeli iktisadî değil itikâdîdir. İtikadınızı düzeltin fakirlik görmezsiniz.
Türkiye’ de iktisadî kriz yoktur. Türkiye’ nin serveti, kaynakları bugünkü nüfusun 4 katını beslemeye yeterlidir. Erzak eksikliğimiz yoktur, kaynak eksikliğimiz yoktur.
İktisadî problemimiz yoktur; itikadî problemimiz vardır. İslâm’ ı hayata hâkim kılalım, geçim sıkıntısı çekmeyeceğiz.
1965 yılında Y.İ.E talebeleri bir araştırma yaptılar. (Zekâtın aritmetik değeri. Konu bu idi.)
Türkiye’ nin en zengin adamının menkul/gayr-i menkullerini toplayabildikleri kadar tesbit ettiler.
Bu adam zekâtını verse ne kadar vermelidir, dedik. Miktar 1965’ te 85 milyon tuttu. Bir kimse ne kadar para ile zengin sayılır o rakam da bulundu. Bunlar hesaplandı.
Bu zengin her yıl zekâtını verse verdikleri de zengin oldukları için verse ve bu da sürekliliğini devam ettirse 10 sene zarfında Türkiye’ de bir tek fakir kalmayacaktı. Grafiklerle bu rakam rakam çıkarıldı.
İslâm bir hakikattir, hayal değil ki.
İtikat düzelmeden iktisat düzelmez.
Sadece Türkiye değil dünyanın tamamının problemi iktisadî değil itikadîdir.
Dünyada 7 milyar insan var.
Bu nüfusun içinde ABD’ nin nüfusu 250 milyon. Buna mukabil dünyanın 100 maddelik nimetin 60’ını 250 milyonluk nüfusuyla ABD tek başına tüketiyor. Dünya nimetlerinin %60’ ını ABD tüketiyor; %40’ ını da bütün dünya tüketiyor.
Şu sömürüye bakın.
Bir ABD askerinin sabah kahvaltısı bir Türk askerinin 8 günlük yiyeceği.
Korkunç!
Bu sömürünün önüne geçilsin dünya nimete boğulur.
Dünya nüfusunun korkunç bir kalabalığı da Hindistan’ da yaşıyor. Burada sefalet diz boyu. Açlık, kıtlık, yokluk almış başını gidiyor.
Bakın hadiseye, iktisadî sebeplerle açlık var zannedersiniz. Oradaki açlığın sebebi itikadîdir.
Hindular (Budistler) sığır cinsine dokunmazlar. İnekler-öküzler dokunulmazlığa sahipler. Kimse alamaz, satamaz, kesemez, itemez.
Hindistan’ da 300 milyon inek var. Kimse kesip yiyemiyor. Acından da geberenler var.
Hindistan’ daki durum iktisadî midir, itikadî midir?
İtikadîdir.
Kur’an-ı Kerim:
“Yerin altında depreşen solucanı yaratmadan Allah rızkını yaratır” diyor.
Açlık insanların yönetimindeki zulmünden, Allah’ ın nimetlerini paylaşmadaki kusurdan ve eksikliktendir.
Kadının boyanması hadisesi.
Fabrikalar kurulmuş. Kadınlar yüzüne gözüne sürsün diye kozmetikler üretiyorlar. Bunların hangisi iktisadîdir?
Eğer şu hüküm:
“Boyalarını süslerini (zinetlerini) yabancı erkeklere göstermesinler” âyetini tatbik edin bütçeniz bugünkünden 10 misli fazla olacak.
Bugün sokağa çıkarken kozmetik kullanan kadın mutfağına harcadığından çok kozmetiklere harcıyor.
Bunun neresi iktisadîdir, bu itikadîdir.
Süslenecek, püslenecek sokağa çıkacak. Çeşitli erkeklerin ve kadınların dikkatini, alâkasını, kinini, hasedini, fesadını çekecek. Bunun medeniyetle de alâkası yoktur. Boyanın cilânın medeniyetle ne alâkası var?
İtikadımız düzelsin iktisadımız düzelecektir.
Devlet balesine bunca milyarı devlet bütçesinden ayırırsanız iktisadınızın bozukluğu ananızı ağlatır. Nitekim ağlıyor da. Ne olacak halimiz?