Milletimizin talepleri, kutuplaşmaya kurban edilmiştir. Kendi hakkını, mağduriyetini konuşmak yerine kutuplaşmadan beslenen mağdurları konuşarak çözüm üretilemez. Mağdur gözükenlerin sonuçta milleti yeni bir mağduriyete sürükleyeceği de açıktır. O halde, milletin taleplerini yeniden ilk sıraya alacak yönetici adaylarının hızla yol alması gerekmektedir. Bu yol alış, “çalışmak”tan çok “çalıştırmak” odaklı olmalıdır. Konumu ve fonksiyonu ne olursa olsun destek alınacak her insanı dâhil etmelidir.

İnsanımızı seçim sürecinde kendi taleplerini öncelemesi noktasında çalışmalara nasıl dâhil edebiliriz Bu, önce ona değer vermekle başlar. Sonra bir gündem etrafında buluşmalarla devam eder. Görüş ve fikirlerine önem vererek ve kamuoyuyla paylaşarak neticelenir. Bu süreçte başkan adaylarının “gözü insanda” olmalı, elindeki, dilindeki ve kalbindeki iman ve imkânla buluştuklarını buluşturmalıdır.

Saha çalışmalarında ne anlatıldığından çok, ne anlaşıldığı önem taşımaktadır. Başkan adayları, projelerinden çok, gelecek 5 yılda hedef grubun taleplerine çözüm olacak algıyı üretmelidir. Bu algı sayesinde halkla iletişim yeni bir heyecan üretecektir. Yerel hedeflerini “umut” vaat eden içerikte ve yarının mimarı olarak aktarmalıdır. Projelerinin marka değerinden çok oluşturacağı faydayı gündeme getirmeli, söylemleri hayatı kolaylaştıran ve huzuru müjdeleyen içerikte olmalıdır.

Hedefimiz, kuklayı değil, kuklacıyı vurmak olduğundan; “olanları” değerlendirmeden önce “olması gerekeni” ortaya koyacağız. Yanlışları kişiler üzerinden değil, davranış ve zihniyet farkı üzerinden eleştireceğiz. Diğer partilerin yanlışları üzerinden kampanya sürdürülmeyerek sistemin bir parçası değil, tek çare olduğumuzu yeniden zihinlere kazıyacağız.

Şehirlerimizde bugün meydan siyaseti yapmak mümkün değildir. Gerçek seçmen, meydanlara değil, AVM’lere inmektedir. O halde, her AVM’de tanıtım standı kurarak yeni hedef kitleyle diyaloga geçeceğiz. Sosyal belediyeciliğin yeni versiyonu olan “her yaş grubuna göre hizmet kalitesi”nin artırılması yönünde temel hedeflerimizi aktaracağız. Gençlere yönelik yaygın spor projeleri, yaşlılara yönelik bakım hizmet türleri, özürlülerle birlikte yaşama kültürünün yanında öğrencilerin gözüyle şehir ve çalışan kadınlar için daha fazla zaman üretecek projelerimizle gündemi belirleyeceğiz.

Bizim ne yapacağımızı anlatmadan kimin ne yapacağının bir önemi yoktur. Çünkü aksiyoner bir hareket olarak önce yapacaklarımızı ortaya koyacağız. Yaptıkları ve söyledikleriyle bir çizgi sahibi olan başkan adaylarımız, sahip oldukları bu güvenin desteklenmesi noktasında talepkâr olacak, “verirseniz” değil, “vermelisiniz” moduyla hareket edeceğiz. Böylelikle, yürütülen kampanya hem pozitif bir dile sahip olmuş hem de etkisini güçlendirmiş olacaktır. Böylelikle seçmenimiz, “gelecek 5 yılın, kendisi için gelecek” olacağını daha iyi anlayacak, kutuplaşmaya kurban olmayacaktır.