Hacca gidiyorsunuz. Mukaddes topraklara. Gitmeden önce prova
yaptınız, diğer hacı adayları ile beraber. Nasıl tavaf yapılır, say nasıl
yapılır, Şeytan nasıl taşlanır Hepsini tek tek gitmeden öğrendiniz. Lebbeyk
demeyi, dua etmeyi de öğrendiniz. Artık
hazırsınız, kutsal topraklara yüz sürmeye. Peki, hiç düşündünüz mü oralara
neler götürüyorum, oralardan neler getireceğim Diye. Evet, Hiç Düşündünüz mü
Yo yo ben eşyadan, yiyecekten, hediyeden bahsetmiyorum. Dönüşte vereceğiniz,
tülbent, tesbih ve seccadeden hiç ama hiç bahsetmiyorum. Ben günahlardan dem
vuruyorum, günahlardan. Hiç düşündünüz mü Beytullah a günahlarınızı götürmeyi
Bir düşünün öyleyse. İsterseniz düşünmenize yardımcı olayım. Gittiniz Kâbe ye
yüz sürdünüz. Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk: Buyur Allah ım, Buyur. diye yana
yakıla tavafınızı yaptınız. Günahlardan mahçup Günah yükünün ağırlığından iki
büklüm Öyle ya neler yapmıştınız, buralara gelmeden Bir düşünün
Gönlünüzden öfke ve haset veya şeytanın vesvesesi sonucu
patlayarak fışkıran lavlar, ağzınızdan yol bulup akarken nice insanları yaktı,
incitti, üzdü, yıktı. İsteyerek ve istemeden yaptığınız hile, iftira, dedikodu,
kul hakkı, yalan, entrika, oyun, şehvet,
ihanet. Hırs, tamah, aç gözlülük, cimrilik, bencillik Kim bilir belki bir yetimi ağlattınız, bir
öksüzü kırdınız, belki de evlat ayırımı yaptınız. Belki de ana-babaya,
kaynana-kaynataya, kardeşe-bacıya, kısacası insanlara hor baktınız. Belki de açıkgözlülük yapıp, mallara
kondunuz. Dolandırdınız Tartıştınız. Kavga ettiniz. Ara bozdunuz. Bunun gibi
küçüklü büyüklü pek çok günah işlediniz. Pişman oldunuz bir süre sonra.
Geldiniz affedilir umuduyla Beytullah a. Koştunuz Allah ın Evi ne: Affet beni
Rabbim diye. Döndünüz O nun evinin etrafında defalarca. Acaba kapısını bana
açar mı Diye. Bir umut döndünüz. Açılmadı kapılar. Sonra koştunuz Safa ile Merve nin arasında.
İçinizdeki bu volkanı söndürmek için. Koştunuz bir Safa ya, bir Merve ye.
Ağladınız ne çok günahım var Diye. Ağlarken Arafat ta buldunuz kendinizi,
durdunuz bir süre. Kendinizi buldunuz, kendinizi bildiniz. İtiraf ettiniz Rabbim
sana layık kul olamadım diye. Ağladınız. Ağladınız. Rabbim ben burada senin
evinde senin misafirinim. Sen beni affet diye niyaz ettiniz. Gözyaşlarınızla o içinizdeki kötülük volkanını söndürdünüz. Ama o lavlar
içinizde irili ufaklı taşlara döndü, o an taşlaştı gözyaşlarıyla. İşte o
taşları hemen o gönülden alıp, atmanın vaktidir, Mina da Taş atarken şeytana
gönlünüzdeki, kalbinizdeki taşlardan da alıp atın. Vaktidir o katılaşan taşları
atmanın. Bir daha öfke ateşiyle eritip, lav haline getirtmeden, vaktidir atın o taşları gönlünüzden. Büyük
taş- büyük günah, küçük taş küçük günah; atın kalbinizdeki o biriktirdiğiniz
taşları, atın kutsal topraklara getirdiğiniz günahları. Şeytana hediye edin. Şeytana iade edin günahlarınızı. Almayacaktır
bunları, hatta bu günahlardan sizi sorumlu tutacak, kanmasaydın diye
karşınıza geçip gülecektir. Yüreğinizdeki iman iktidarının tek muhalifi
şeytandır. Allah la aranızdaki duvar, O na gidişinizdeki engel. Aradan kaldırmak için bu laîn engelini,
savaşın. Atmaya devam edin o günahtan kararmış, kayalaşmış taşları. Ta ki
şeytan yenilene kadar. Aman ha onları atmadan gelmeyin Mina dan! Kurtuluşa
ermeden gelmeyin. Sizleri esir eden
şeytanın ve nefsinizin zincirlerini kırmadan gelmeyin Hac dan. Bu savaşta
kaybedecek neyiniz var ki Kefenden başka Ama bu savaştan galip çıkarsanız,
alacağınız ganimeti hiç düşündünüz mü
Allah ı n dostluğu, sevgisi.
Bunun için değmez mi şeytanla savaşa hiç düşündünüz mü O
halde Beytullah a giderken götürün günahlarınızı ve orada atın yüreğinizdeki
taşları, o taşlardan boşalan yerlere ise doldurun Muhabbetullah ı