Merhamet ve sevgi, insanın gönül dağıdır. İnsan ondan yücelir, yükseklere çıkar. Merhamet ve sevginin esintisi insanın gönlünü hoş eder. Bir sevgi hâlesi ruhunu bürür. Kır çiçekleri gibi güzel ve doğal kokular yayar. Kendini bilen, anlayan, gören bir bakışı olur. Etrafına kulak verirken gelen sesler doğaldır onun için. Baktıkça güzellikleri görür. Uzamın derinliklerinde hem yükseklerde hem de alçaklıklarda hakikat arayıcısı olur. Bir çiçeğin esintiden titreyişi bir arının ona konarak öz toplaması kendi doğasında olur.
İnsanın enginliği gönlünün derinliğindedir. Orada dışarıdan gelenleri olumlu ya da olumsuz ayıklamayı bilir. Ruhuna uygun olanını alır diğerlerini atar. Her insan kendi ruh dünyasını bulunduğu doğal koşullardan edinir.
Yürek yanıklığı sevgi ortamında oluşur. Aşk ve merhamet dilinin dili insanı kendinden geçirir. Bu sadece kendisiyle sınırlı kalmaz. Çevresi de aynı ruh ortamında olunca birbirini bütünler. İnsanın bir gülistanı olur.
Gül bahçesi, gönül bahçesidir. Gönül bahçesi güzellikler yurdudur.
Kurak ve kıraç topraklarda bitmeyen bir şeyler var. Toprağın kuraklığı doyurucu olmaz. Bir dere, bir ırmak kenarında hayat ve can var. Orada güzellikler olur.
İnsan insana can verince karşılıklı hayat bulur. Gönlü zengin olanın dünyası geniş, ufku sonsuzdur.
Bir insanı değiştirmek insanın görev ve sorumluluğunda mıdır? Bir insanın insan olması önce insanın kendisi içindir. Kendisi güzel ve iyi, gönlü bol olunca ondan yansıyanlar onun ruhunu ve dış yüzünü tanımlar.
Zor ve dar zamanları da olur insanın. Engin gönüllü olunca olanlar karşısında sabır ve dirençle hayata tutunur. Geleceğe bakar, önündeki yolun zorluklarını hesaba katar.
Yolculukların çileli ve zor olduğu bir zaman sürecindeyiz. Olumsuzluklar bir karabasan gibi insanlığın üzerine ağıyor. Bundan kurtulması elbette zordur. Bunun içinden sıyrılmak, zorlukları aşmak, yolunu bulmak için özel bir çaba gerekir. Bu hayatta ne bıkılır, ne yorgunluk kaygısı taşınır. Karamsarlık, yorgunluk ve kırgınlıklar belirince kendini bulması için soluklanması gerekir. Bu da onun için yeni bir başlangıç ve hamle olur.
Gönlü zengin olan, dıştan gelenleri içinde eritir. Onların üstesinden gelmek için kendisini yeniler. Aşk dilinin güzelliğiyle hayat bulur.
Ortamı bulandıran ve karartanlar. İnsana dünyayı dar eden de insan. İnsan hem iyilik meleğine hem de şeytana dönüşebilir. Gönlü zengin olanların gönüllerinde güzellikler iyilikler meleklerinin kanatlarındadırlar. Kelebekler gibi insanın gözüne güzel görünen o çırpınışları insanı yüceltir. Bir başka âleme doğru götürür. Güzellikler dünyasına doğru. O zaman kendi cennetini inşa eder.
Gönül kapıları açık olanların gözleri, sevginin parıltılarını yansıtır. Gözlerinin içi gülen güzel insanın gönül derinliğini yansıtır. Yüzünün ifadesi de gerilimin değil hoşluğun bir belirtisine bürünür. Melek yüzlü insan yüzünde derin ve korkutucu, öfkeli bir durumdan uzaktır. Ona bakılınca olumsuz bir hava görünmez. O her hâliyle sevgi sunar.
Doğal hayatta, güzel aile ortamlarında büyüklerin güzel anımsatışları olur. Şeytanı öylesine güzel tanımlarlar ki, insan kendi hâl ve davranışlarına ona göre özen gösterir.
Sabah besmeleyle ilk doğruluş yüzünü arındırış ve gözlerini hayata açış. Bir melek güzelliğine bürünüş. Yoksa yüzünüzde şeytanların izlerinden kurtulamaz. Olumsuzluktur şeytanlar ve şeytanlık. Hiledir, düzenbazdır hemen her türlü olumsuzluktur,
Gönlü açık insanların kapıları ne dar olur ne de kapalı. Onlara hemen her an ulaşılabilir. Bir hamle, bir yöneliş sonsuza yöneltir. Bunlar da insanların kendi tercihleridir. Güzellikleri ve iyilikleri kendine ölçü alanlar, ilke edinenler sonsuzluğa doğru kanatlanırlar. Diğerleri ne yapar ne eder onlara bakmazlar, kendilerine bakarlar.