Sevbân (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.s) buyurdular ki: “Ümmetimden bir kısım insanları bilirim ki, kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla, amellerle gelirler. Aziz ve celil olan Allah, o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez).” Sevban dedi ki : “Ey Allah’ın Rasûlü! Onları bize tavsif et, durumlarını açıkla da, bilmeyerek biz de onlardan olmayalım!” Efendimiz (s.a.s) açıkladılar: “Onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin cinsinizden insanlardır. Sizin aldığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah’ın yasaklarıyla tenhada baş başa kalınca o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler.» (İbn Mace)
Efendimizin (s.a.s) haber verdiği gece ibadetinden bile nasiplenen fakat kıyamet günü amelleri toz gibi değersiz olan bu kimselerin en büyük özelliği gizli günahlara müptela olmalarıdır. Tenhada günahlara karşı direnemeyen ve amellerini zayi edenlerden olmamak için en büyük prensibimiz “takva” olmalıdır.
Modern zamanlarda yaşayan Müslümanlar olarak “takva” prensibine en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlar ise internetle baş başa kaldığımız anlar olacaktır. Çünkü içinde yaşadığımız şu ahir zamanda asıl takvamız, her tülü gizli günahın pervasızca işlenebildiği internet karşısında belli olur.
İnternetin nefsimize yolladığı azdırıcı ve yoldan saptırıcı “fücur” dalgalarına karşı korunmak ve her türlü sapkınlığın adeta altın tepside sunulduğu sosyal medya platformlarında harama ve günaha düşmemek için sürekli ve bilinçli bir teyakkuz halidir “takva”. Hz. Ömer, takva kelimesinin ne anlama geldiğini Übeyy b. Kâ’b’a sorunca Übeyy b. Kâ’b ona şu karşılığı vermiştir: “Ey Ömer sen hiç dikenli bir yolda yürümedin mi?” Hz. Ömer, “Evet yürüdüm.” deyince “O zaman ne yaptın?”, “Paçalarımı sıvayıp dikenlere basmamaya gayret ettim.” Übeyy b. Kâ’b, “İşte takva odur.” İnternet ve sosyal medyadan ihtiyaç seviyesinde yararlanmak isteyen Müslümanın günah dikenleriyle bezenmiş internet yolunda şehvet bataklığına ve haram çukurlarına düşmemesi için dikenli bir yolda yürüyor gibi takva prensibine sıkıca sarılması gerekir.
İnternet ve sosyal medya platformları haram ve helalin, hak ve batılın birlikte servis edildiği bir zemindir. Hayırlı bir çalışma ya da araştırma için oldukça temiz niyetlerle girdiğimiz internet sitelerinde bizi günaha ve hataya sevk edecek bir durum ile karşılaşmak, nefse yenilmek ve büyük günah çukurlarına yuvarlanma tehlikesi her an mümkündür. İşte bu nedenle “takva” prensibimiz gereği internet ve sosyal medyada bizi bu günahlara sürükleyecek risk içeren şüpheli sitelerden, sayfalardan, platformlardan, kişilerden, paylaşımlardan, video ve görüntülerden büyük bir ibadet biliciyle kaçınmamız gerekir.
Efendimiz’in (s.a.s) “Helâl belli. Haram da bellidir. Fakat bu ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır. Bu nedenle şüphelerden korunan, dinini ve ırzını temiz tutmuş olur. Şüphelere düşen, harama da düşer. Nasıl koruluğun kenarında koyun otlatan çobanın koyunlarının her an koruluğa girme ihtimali varsa, şüpheli şeylerden korunmayanın harama düşme ihtimali de öylece vardır. Haberiniz olsun ki, her hükümdarın koruluğu vardır. Allah’ın korusu da haramlardır.” (Buhari) hadisi gereği haramlara düşmemek ve gizli günahlara müptela olmamak için internet ve sosyal medya platformlarında riskli zeminlerden büyük bir ciddiyetle uzak durmak gerekmektedir.