Akdeniz’in ortasında yaşanan faciada saniyeler içinde ölüm kalım savaşı veren yüzlerce yolcunun feryatları yürekleri dağladı. Girne Limanı'ndan Mersin Taşucu’na gitmek üzere 30 Ağustos 2026 tarihinde öğleden sonra hareket eden katamaran tipi Türk yolcu gemisi, kalkışından kısa bir süre sonra dev dalgalara teslim olarak alabora oldu. 241 kişinin sağ kurtarıldığı faciada 8 kişinin cansız bedenine ulaşılırken, kayıp 18 yolcuyu arama çalışmaları sürüyor.
Faciadan hemen önce geminin su almaya başladığı anlar yolcuların cep telefonu kameralarına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde korku dolu gözlerle çığlık atan yolcuların "Söyleyin kaptana, gemi geri dönsün, burada 200 kişi var. Gemi su alıyor" sözleriyle feryat ettiği kaydedildi.
"ÜÇÜNCÜ ÇARPMADA SU FIŞKIRDI"
Gemiden sağ kurtulmayı başaran Serkan Kunduracı, yaşadıkları kabus dolu dakikaları şu ifadelerle aktardı:
“Gemi saati 12 zaten. 12'ye yakın gemiye bindik. Gemiye bindiğimizde sıkıntı yoktu. Biz farkında değildik denizin kötü olduğunun. Gemi hareket etmeye başladığında, havuzdan çıkınca Mersin'e doğru döndüğünde başladı sallanmaya. Geminin altından yüksek bir ses duyduk biz. Deniz gemiye vuruyordu. İnsanlar panik oldu, bağırdılar, 'Durdurun gemiyi, geri dönmek istiyoruz' diye. Sarsıntı oldu ama çok kuvvetli bir sarsıntı tabii. Sonra bu sarsıntı artmaya başladı, daha kuvvetli olmaya başladı. İkinci sarsıntıda yerden su çıkmaya başladı. O zaman insanlar da panik yaptı. Ablanın biri ‘Ben geri dönmek istiyorum’ diye, ‘Durdurun gemiyi’ diye ısrarla bağırdı. Sonra bir abi çıktı oradan bağırdı, genç çocuk vardı biraz rahatsızdı o gitmek istemediğini söyledi. Üçüncü çarpmada zaten su fışkırdı. Su fışkırınca da bu sefer personeli çağırdık. Personel geldi baktı, bir sıkıntı olmadığını, contanın gevşediğini, sızıntı olduğunu söyledi bize. Ama bu tabii sarsıntı artınca, televizyon vardı sallanmaya başladı. Su daha çok çıkmaya başladı. Bu sefer panik oldular tabii personel de. Personel kaptana koştu hemen. Kaptan geldi hemen ‘Burayı boşaltın’ diye bağırdılar. Zaten boşaltmaya kalkınca insanlar panik olmuştu. Zaman yoktu yani.”
Manevra anında geminin aniden devrildiğini belirten Kunduracı, koridorda suyun altında kalanların boğulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Ben tabii o sırada dışarıya bakıyorum ki U dönüşü yapacak büyük ihtimalle çünkü ben Girne'yi görmeye başladım. Manevra sırasında zaten gemi yan yatmaya başladı. Yani insanlara zaten geç kalmış artık. Manevra yapınca bir koridor kısmı var, o koridorda zaten manevraya, yan yatmaya yakalananlar şanssızdı. Çünkü orası aşağıya insanlara, devrildi. Altta kalanlar suya girince içeri boğuldu. Ben de en üstündeydim o koridor kısmının. Zor çıktım, 10 dakika sürdü uğraştım, çabaladım biraz. Çünkü suyun içindeyiz. Islandığımız için de tabii ağırlaştık. Yanımda kız çocuk vardı, yardım istedi ‘Yardım edin’ diye bağırıyordu, annesi vardı. Çünkü çok güç gerekiyor. Benim bile gücüm yetmedi. Çıkamıyorsun, elin kayıyor bir de ve sonrasında çok fazla çığlık var, arkada çok fazla insan var zaten ama hep arkada kalmışlar. Arkada kalmışlar çıkamaz ki, insan var, et var üzerinde. Nasıl çıkacak ki? Kuvvet lazım. Altta kalanlar şanssızdı. Onlar altta kaldılar, ben gördüm.”
Kırılan pencereden çıktığını belirten Kunduracı,
“Vatandaşın birisi camı kırmıştı, pencereyi. Zaten çoğu o şekilde çıktı zaten sağ olsun. Ben de oradan çıktım. Çıktıktan sonra zaten bir anne babayı gördüm, çocuklarını bırakmışlar aşağıda boğulduğunu söylediler. Bir tane hamile bir abla vardı kanlar akmaya başladı, düşük yaptı stresten, panikten tabii. Çok vahşetti. Bir tekne geldi, turistik tekne geldi. O bize hepimizi aldı çoğumuzu zaten. Yani Sahil Güvenlik yanaşamadı herhalde bilmiyorum, açıkta bekledi, yanaşmadılar. Ama bir uzun süre bekledik. Hatta herkes panik ‘Niye gelmiyor?’ İnsanlar artık bağırmaya başladı. Ağır konuşmaya başladılar, ‘Gelin artık’ el yapıyor insanlar. Kimse gelmiyor, yanaşmıyor gemiler de. Büyük ihtimalle dalga vardı herhalde, ben de bilmiyorum. Ama en sonunda bir tekne geldi. Turistik bir tekne geldi, hepimizi aldı. Bazı gençler vardı halat çekmeye başladılar, halatla aşağı sarkıttılar. Bazıları yüzmeyi bilmeyenler denizde öldüğünü gördüm. Panikle can yeleği almayanlar vardı. O korkuyla hemen atlayanlar oldu. Bir amca vardı işte, onu alamadık. Çekmeye çalıştık, olmadı, o da boğuldu. Bir ailenin çocukları kız erkek küçük yaşta çocukların boğulduğunu gördük, şahit olduk”
KURTARMA EKİPLERİ VE YAKINLARINI BEKLEYEN AİLELERİN SİTEMİ
Bölgedeki su sporları işletmecisi Muhammed Özçelik, ilk yardıma koşanlardan biri olduklarını vurgulayarak,
“Burada işletmelerimiz var bizim su sporları. Normalde bugün kapalıydık, deniz bayağı bir kötü olduğu için aktiviteler yapılmıyordu. Bir abimiz gördü olayı ilk başta, Sahil Güvenlik'e bildirdi. Onlar çıktı. Arkasından bize haber geldi, biz çıktık, ilk gidenlerden biri biziz. Oraya gittiğimizde zaten herkes can havlindeydi. ‘Beni alın, beni alın’ gibi şeyler söylüyorlardı. İlk başta biz çocuklara, hamilelere, kadınlara, yaşlılara atladık, suya atladık bizim elemanlarla beraber. Onları aldık sudan, bindirdik tekneye. Ondan sonra hamileleri bindirdik, çocuklara öncelik verdik tabii ki de. Ondan sonra herkesi bindirdik, ilk bir tur attık. Biz çıktık, arkamızdan zaten gelen diğer botlar, zodyaklar filan görenler, gelebilenler tabii ki de, çünkü bayağı bir dalga yüksekti”
Özçelik ikinci seferi anlatırken, “Elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalıştık. İnsanlar ‘Beni de alın, beni de alın’ diyordu ama kapasite dolduydu, bayağı bir fazlasıyla aldık hatta. Benim yanımda bile kaptan koltuğunda 2-3 kişi oturuyordu öyle. Onları bindirdik, getirdik bir tur attık. Ondan sonra ikinci tura gittik. İkinci tura gittiğimizde zaten çok insan kalmadıydı. Bir 60-80 kişiyi aldık. Birbirlerini arıyorlardı, hepsi birbirini yani akrabalarını arıyorlardı, kardeşlerini arıyorlardı. Bazıları kocasını, eşini arıyordu, annesini arıyordu, evladını arıyordu. Herkes birbirini arıyordu yani orada. ‘Beni alın’ diyerek atlayan vardı tekneye. Biz bindirmedik yani bindiremedik, alamadık ama kendi çıktı atladı can havliyle. İnsanlar canının peşindeydi” dedi
Bölgedeki tanıklardan Halil Durmuş ise, “Tekneden can evi atılıyor, turuncu evler var ya içine insanlar girsin diye. Fırat abi onları görüp tekneye çıkıp gidiyor. Bizi de arıyor ki böyle bir durum var gelin diye. Biz yetiştik. Sahil Güvenlik veya askeriye olarak sen görmüyorsan burada bir sorun var demektir” ifadelerini kullandı.
Kayıp yakınlarından Mahmut Demir ile Mustafa Demir’in ailesi adına konuşan bir vatandaş ise çaresizliğini, “Orada iki tane kaybımız var, Mahmut Demir ile Mustafa Demir. Yani sabahtan beri bunca insan perişan halde. Oradaki baba acı içinde, buradaki kardeşlerimiz, yine kardeşlerini bekler acı içindeler. Yani çıksa bir tane yetkili dese ki, ‘Cansız bedenleri bulundu kardeşimin, alın.’ Barı onu bilelim. Ya sadece bir arkadaşımız çıktı, o da dedi ki, ‘Perişan haldeyiz ya, kimse hiçbir şekilde yardım etmedi.’ Zaten yüzebilen arkadaş yüzdü geldi, yüzemeyen arkadaşlar orada mahsur kaldı” aktardı.





