Sözlükte artış ve fazlalık anlamındaki riba kelimesiyle aynı.

Borç ilişkisinde ek vade tanıyarak veya borç miktarını artırarak alınan karşılıksız menfaat.

Hükmü: Kur'an-ı Kerim ve sünnet ile kesin olarak haram kılınmıştır.

Gerekçe: Karşılığı bulunmayan, emeğin sömürülmesine yol açan ve mülkiyet hakkının dokunulmazlığına aykırı haksız bir kazanç türüdür.

Türleri: Fıkıh literatüründe borç faizi ve alışveriş faizi olarak iki ana gruba ayrılır

ERBAKAN HOCA: FAİZ BİR MİKROP!

* “Faizlere ödenen parayı denize atsak daha iyi. Faiz bir mikrop. Her şeyin içerisinde faiz olmuş. Her şey faiz yüzünden pahalılaşmış. Biz Siyonizm'in köleleriyiz. Ekmek alırken bile 3'te 1'i dönüyor, dolaşıyor İsrail'e uçak, tank oluyor. Gel yarın bizi al diye. Denize atsak parayı daha iyi.”

* “Bizi kendine vilayet yap diye parayı götürüp onlara parayı veriyoruz. Faiz mikrobu 40 çeşit belanın sebebidir. Ekonomiyi engeller, köleleştirir, sömürür ve insanlıkta hürriyet diye, saadet diye bir şey bırakmaz.”

Yukarıdaki cümleler Milli Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a ait.

Erbakan Hoca, hayatı boyunca faiz’i bir ‘mikrop ve ur’ olarak niteledi.

YAPICIOĞLU: “FAİZSİZ TÜRKİYE SÜRECİ BAŞLATALIM!”

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Van İl Başkanlığı 5. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, faizin oluşturduğu tahribata değinerek ‘Faizsiz Türkiye Süreci’ başlatılması çağrısında bulundu.

Yapıcıoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bütçede aslan payının eğitime ya da sağlığa ayrıldığı söylenir ama gerçekte en büyük pay faize gider. Dünyanın en büyük ekonomisi Amerika 35 trilyon dolar borçlu, Çin borçlu, Türkiye borçlu. Peki alacaklı kim? Tefeciler ve faizciler. Türkiye'de yetişkin vatandaşların yüzde 81'i bankalara borçlu durumda. Faiz sadece enflasyonun değil, faiz işsizliğin, faiz gelir dağılımındaki adaletsizliğin, faiz aynı zamanda toplumsal çürümenin de sebebidir. Faiz bütün iktisadi hastalıkların anasıdır. Bu sömürü düzeni değişmeden emekçiler rahat edemez. Gelin, 'Faizsiz Türkiye' sürecini başlatalım. Ayağımızı yorganımıza göre uzatalım. Borçlanmaktan vazgeçelim. Ve inşallah bu faiz belasından zaman içerisinde kurtulalım."

“ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA OLMAMALI"

Vatandaşın sırtındaki vergi yüküne ve geçim sıkıntısına dikkat çeken Yapıcıoğlu, toplanan vergilerin yüzde 65-70'inin dolaylı vergilerden oluştuğunu belirterek adil bir ücretlendirme sistemi talep etti. Yapıcıoğlu, "Asgari ücretin tanımına sadece işçiyi değil, aileyi de dahil etmeliyiz. Asgari ücret, en az 4 kişilik bir ailenin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olmalı ve açlık sınırının altında kalmamalıdır. En düşük emekli maaşı da asgari ücrete eşitlenmelidir. Bunun için Meclis'e kanun teklifimizi sunduk ve bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

“5 ÇOCUĞU OLANA TOKİ KONUTLARINDA ÜCRETSİZ EV TAHSİS EDELİM”

Ailenin korunması ve "Aile 10 Yılı" projesi kapsamında iktidara somut çağrılarda bulunan Yapıcıoğlu, evlilik kredisinin yetersizliğine vurgu yaptı. Gençlere kredi yerine hibe şeklinde çeyiz yardımı yapılması gerektiğini savunan Yapıcıoğlu, "Aileyi güçlendirmek ve çocuk sayısını artırmak istiyorsak, 3 çocuğu olana TOKİ konutlarında öncelik verelim; 5 çocuğu olana ise o evi ücretsiz tahsis edelim. Gençlerin evliliğe nasıl cesaretlendirildiğini o zaman hep birlikte görürüz." dedi.

"KAMU GÖREVLİSİ UYUŞTURUCU SATIYORSA CEZASI KATLANMALI"

Toplumu ifsat eden uyuşturucu belasıyla mücadele edenlere teşekkür eden ancak adliye ve emniyet içindeki yozlaşmış bazı örneklere dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Uyuşturucu ticareti para için insanları yavaş yavaş ölüme terk etmektir, en kötü cinayet biçimidir. Eğer bu suçu işleyen kamu görevlisiyse cezası katlanarak artırılmalıdır. Bunun için de Meclis'e kanun teklifi verdik." şeklinde konuştu.

Mukaddesata yönelik hakaretlere karşı verilen cezaların da yetersiz olduğunu belirten Yapıcıoğlu, inanca ve kutsal değerlere küfredip ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılanların toplumsal barışa dinamit koyduğunu ifade ederek, cezaların mutlaka artırılması gerektiğini söyledi.

"GAZZE'Yİ GÜNDEMDEN DÜŞÜRMEYELİM"

Konuşmasında Filistin'de devam eden soykırıma geniş yer ayıran Yapıcıoğlu, Gazze'nin unutulmaması çağrısında bulundu.

Ateşkes ilan edildiği iddialarına rağmen katliamların sürdüğünü, yardım tırlarının kısıtlandığını ve kış aylarının yaklaşmasıyla derme çatma çadırlardaki mazlumları daha büyük felaketlerin beklediğini vurgulayan Yapıcıoğlu, ümmetin sınıfta kaldığını belirterek, "Her birimiz Gazze için kendi yaptığımızı yetersiz görerek, daha fazla ne yapabilirimin arayışında olmalıyız." dedi.

“ÖNERGEMİZE BİRTÜRLÜ SIRA GELMİYOR; SOYKIRIM SUÇUNA İŞTİRAK EDEN KİM VARSA YARGILAYALIM”

Soykırım suçu işleyen çifte vatandaşların Türkiye'de yargılanması, vatandaşlıktan çıkarılması ve mal varlıklarına el konulması için Meclis'e verdikleri kanun teklifinin bekletilmesine de tepki gösteren Yapıcıoğlu, "Soykırım suçuna iştirak eden kim varsa, eğer çifte vatandaşsa onu çağıralım, yargılayalım. Gelmiyorsa vatandaşlıktan çıkaralım. Bütün malına da el koyalım diye genel kurula inmesi için önerge verdik. Önergemize 8 parti destek verdi, genel kurula indi, fakat bir türlü sıra gelmiyor. Ondan sonra verilen yüzden fazla kanun teklifi kanunlaştı, bizimki bekliyor. Hepsinin acelesi var ama Gazze'deki mazlumların dayanacak gücü daha varmış gibi davranılıyor. O yüzden bir türlü sıra gelmiyor bu kanuna." diyerek sitemini dile getirdi.

Kaynak: Haber Merkezi