Küreselleşen dünyada insanlığın kuşanmışlığı, etki gücü her şeyin üzerinde. Artık ideolojilerin, ideallerin yenik düştüğü bir zaman. İdeolojisizlik, yani düşüncesizlik, içi boşluk, kofluk yeni insan tipleri oluşturuyor. Dengeler yitti iyice. Okumaya dayalı, bilgili, sezgili geleceği olan bir gençlikten söz edemiyoruz ne yazık ki.

Sosyal medya savrukluğunda insan tiplerini, karakterlerini çok rahat gözlemleyebiliyoruz. Üslupları, konuşmaları, tavırları ürkütücü boyutta. Çünkü zihinler öylesine doluyor ki ve öylesine bir yanılma içinde savruluyor ki onların karşısında ister istemez insan pes ediyor.

Sosyal medya üzerinden birkaç cümle karalayanlar ne çok şey biliyorlar, ne çok bilmiş kesiliyorlar. Bizler ne çok şey bilmiyoruz duygusu ağır basıyor ister istemez susuyoruz.

Günümüz gençliğinin sorunu büyük. Etrafımıza bakmamız, sosyal medyadaki kimi çeşitli kesimleri izlememiz yeterli. Gençlik bir bütün olarak artık çok küfürbaz. Ağızların dengesi kaçık. Buna Müslüman’ım diyenleri de ekleyebilirsiniz. Çünkü tahammülsüzlük had safhada. Kimse ağız tadıyla tartışmayı bilmiyor. En kolayı, karşısındakine küfretmede, aşağılamada buluyor. Bir arada olmak ya da yüzleşmek gibi bir durum kalmıyor. Bu topraklar üzerinde değil, sosyal medya düzleminde nefret, öfke ve tahammülsüzlük ile uçurumlar daha büyüyor. Sosyal medya üzerinde yazışanların üslubuna dikkat edilse bu rahatlıkla görülebilir.

Muhafazakâr iktidara ve onun tabanına bakmamız ise bir başka açıdan önemli. Muhafazakârlar genç tabanı neden yitiriyor Neden Kürtler daha çok terör yanlısı bir partiye hızla kayıyor Neden orta Anadolu veya muhafazakâr gençlik ve hatta İslâmcılar daha çok Türk ırkçısı psikolojisine yöneliyor Neden büyük kentlerde ve üniversitelerde liberal, batıcı bir yöne kayıyor. Neden gençlik daha çok çıkarcı olabiliyor Bunlar elbette önemli sorular. Muhafazakâr taban hızla kayıyor. Partizanlık gençliği bir yerde tutmaya yetmiyor. Düşüncenin olmadığı, bilginin önemsenmediği, üstad Necip Fazıl ile başlayan Sezai Karakoç ve sonrası kuşağın önde gelenlerin eserlerinin ve fikirlerinin önemsenmediği gerçeği ortada. Öte yandan gazeteci kalemşorların çok şey bildiği, hamaset ile körü körüne iktidar gücüne yaslanarak kimi durumları ters yüz ettiği durumlar kime ne kazandırıyor Çok bağıranlara ve goygoyculukta bulunanlara itibar edildiği bir dönemdeyiz ne yazık ki.

Bizim kuşağın önemli öncüleri, dergileri vardı ve dikkate alınıyordu. Medya bu kadar liberalleşmemişti, çıkarcılık bu kadar öne çıkmamıştı. Büyük Doğu’dan, Diriliş’e, Edebiyat’a, Mavera’ya, Yönelişler’e, Yeni Devir ve Milli Gazete’ye kadar samimi bir dil vardı. Gençlik bilgiye açtı, idealizmi ve ideolojisi vardı.

Bugünün muhafazakâr gençliği sokağa, bulvara ve sosyal medyaya, çıkara ve siyasal iktidarın olanaklarına yenik düştü. Muhafazakâr kesimin gerek görsel, gerekse yazılı medyasının karşı tarafın medyasından hiçbir farkı yok. Banka reklâmlarının yoğun yer aldığı medya hangi İslâmî duyarlığa sahip olabilir ki. Faizi savunan bir duygu oluşmuyor mu dersiniz Örneğin Batıcı medyanın masonik kanadı ile muhafazakâr iktidar yanlısı çok renkli gazetesi arasında nasıl bir fark var Ya da son zamanlarda yaygınlaşan muhafazakâr kesimin çok renkli, görselliği göz alıcı moda dergileri ile Müslüman idealist genç bayan karakterleri nasıl oluşacak Başörtülü, sıkı giyimli frapan görünümlü güzel bayan fotoğraflarının pazarlanması ile nasıl bir gençlik oluşacak

Tabiî şu soruyu da sormak durumundayız Gençlik neden İslâmî duyarlığa inanca yönelmiyor Neden iktidar kaybettiği bölgelerde seçimi bir daha kazanamıyor Neden genç bir kadro ile iktidara gelen bir siyasi parti gençlerden oy almada üçüncü sıraya gerileyebiliyor Neden onca vakıf, gençlik teşkilatları dertlere derman olamıyor

Şimdilik Anadolu Gençliği bunun dışında tutuyoruz.

Evet, ah bu gençlik, ne oluyor bu gençliğe

Not: Kurban bayramınızı tebrik ediyorum. İyilikler, güzellikler ve hayırlar getirmesini diliyorum. Müslümanların bağımsızlığına, kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum.