Geçmişi çözümlemek ve geleceği öngörmek için vaktin çocuğu olmak gerekiyor. Bu yolculuk; bilmek, bulmak ve olmaktır! Bunun için sahip olduğumuz “dünya görüşü”nü yeniden ifadelendirmek, yaşadığımız çağ ve hayatla yüzleş-tir-mek kaçınılmazdır. Çünkü nereye gittiğimiz, nereden geldiğimizden çok daha önemlidir. Geçmişin acı-tatlı tecrübelerinden ders, duruş-ihtişamlarından cesaret alarak geleceğe odaklanmalıyız.

Çözüm arayışının arttığı günümüzde, ifadelerden istifadelere kapı aralamak adına üç boyutlu bir bakış açısına ihtiyaç var: Yorum, görüyorum, öngörüyorum! Birinci boyut olan yorum, sonuçlara sebep uydurmaktır. Hâlbuki önemli olan, sorunların gerçek sebebini görmektir. Çünkü ancak gerçek sebepleri görenlerin öngörüleri gerçek çözüm olabilir. Medya ve mecralarda konuşanların çoğu tespit yapmak zorunda çünkü sorunun sebebini bilmeyen ya da gizlemek isteyen sadece yorum yapabilir.

İkinci boyut ise “görüyorum”dur. Hem tespit hem de teşhis içeren ifadelere odaklanır. Çünkü teşhis, gerçek sebebi görmektir. Teşhisi doğru yapılmayan bir sorunun çözümü de doğru belirlenemez. Önerilerinin havada uçuştuğu ancak ayaklarının yere basmadığı bir dönemde, tespitleri de teşhisleri de dikkate alarak “öngörüsü” olanlarla yol almalıyız. Çünkü tedavi, öngörmektir!

Her yeni duruma uygun yeni arayışlar, duruşlar ve yöntemler öngörmemiz gerekiyor. Hep aynı şeyleri yaparak, her defasında farklı sonuçlar beklemek hiçbir zaman çözüm olmamıştır. Geçmişi, şimdinin içinden süzerek geleceğe taşımak zorundayız. Çünkü tecrübenin, samimiyetin ve gayretin çözemeyeceği bir mesele yoktur. Tarihi ve coğrafi olarak öncülük görevinin kendine düştüğünü bilenler bunun farkındadır! Ve durduğu yeri, gideceği yönü ve çözüm metodunu bilenlerin öngörüleri her zaman tutmuştur, tutmaya da devam edecektir.

O halde; yaşanan olayları ve çözüm yollarını sorumlularına “acil kodu” ile bildirme çabamızı artırmalıyız. Bu çaba; “önce ahlâk ve maneviyat” kodu ile zihniyet ve hak anlayışının farkındalığını ortaya çıkarmalıdır. Bu farkındalık “yaşanabilir Türkiye” koduyla ekonomik ve teknolojik imkânlarına odaklanmalıdır. Bu odaklanma “yeniden büyük Türkiye” koduyla sosyal ve sivil boyutlarıyla coğrafyasına umut olmalıdır. Bu umutla ve “yeni bir dünya” koduyla yapılacak öngörülerle insanlığı üçüncü boyuta davet etmek mümkündür. Bu davet; “canım kardeşim” diyerek ve “acı gerçekleri tatlı tatlı göstererek” hedefine elbette varacaktır.