Oğuzhan Asiltürk ağabeyin ardından hep güzel şeyler söyleniyor, rahmetle anılıyor. Allah hepimize böyle bir son nasip etsin. Cenazesi on binlerle defnedildi, günlerdedir dillerde Oğuzhan Asiltürk ağabey var. Bu arada bir tek çatlak ses çıkıyor olsa da sahiplerini meczup olarak gördüğüm için ciddiye almıyorum. Sadece o tiplere eğer Müslüman iseler Müslüman gibi davranmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü o kadar güzel değerlendirmeler ve yorumlar medyaya yansıyor, karşılaştığımız dostlardan hep güzel değerlendirmeler dinliyoruz.

Oğuzhan Asiltürk ağabeyin vefatının ardından ilk yazımda duygularımı aktarmıştım. Bugün ise İbrahim Halil Çelik ağabeyin oğlum aracılığı ile ulaştırdığı değerlendirmesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü bu değerlendirmeyi bana emanet edilmiş bir görüş olarak görüyorum. İbrahim Halil Çelik ağabeyimin ”Bir Devrin Tarihi Hafızası: Oğuzhan Asiltürk de Hakk’a Yürüdü” başlığı alında kaleme aldığı yazısını ana hatları ile aktarmak, siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum:

“Oğuzhan Asiltürk bir devrin tarihi hafızası ve o devrin Dev Dava Adamı Erbakan Hoca’nın iki numaralı ismi idi. Vefa örneği, verdiği sözü tutan ve de dostuna ölümüne bağlı dosttu. Yalçın dağlar gibi başı dik, gönlü ovalar kadar engin idi. Asla inancından taviz vermez, namazına çok dikkat ederdi. Namazı toplu olarak kılmaktan zevk alırdı. O anahtarı olmayınca açılması zor bir hazine idi. Anahtarı olunca da saatlerce sohbeti dinlenen derya idi. Sözün kısası o zor fakat zer bir insandı.

Yıllarca birlikte Milli Görüş davasında omuz omuza hizmetlere koştuk. Yılmadık, asla pes etmedik. O hocaya gelecek tüm tariz oklarının önünde bir kalkan gibi durdu. Rahmetli hoca şimdi öbür tarafta kabinesini toplar halde beklemektedir. Dostları onu birer birer takip etmekteler. Önden gidenlere rahmet, geride kalanlara sıhhat ve afiyetler dilerim. Selam olsun tüm önden gidenlere. Zira ölüm inkâr edilemez bir gerçektir. Her canlı bunu tadacaktır. Yeter ki, Hak ve hakikat adına yiğitçe bir mücadele içinde bu perdenin inmesini bekleyelim.

Oğuzhan Asiltürk; Cumhuriyet tarihinin ilk kırılma noktasında, Deniz Baykal ile Cumhuriyet Halk Partisi ve Milli Selamet Partisi’nin koalisyonunu gerçekleştirerek Cumhuriyet’i kuran İttihatçı iradeyi aklıyla yenen zattır. Dün o koalisyon çok tenkit edilmiş olmasına rağmen o çabanın ürünleri bugünleri doğurmuştur. Türkiye’de iki zıt kutup bir araya gelmiş ve hükümeti kurmuşlardı. Bu hükümet CHP ile Milli Selamet’in; Bülent Ecevit ile Necmettin Erbakan’ın Türk siyasi tarihinde en büyük olayıdır. Bu hükümet ile gerek maddi gerek manevi yönden yapılan işlerin başlangıç noktası olmuştur. İmam hatiplerin açılışları bununla hız kazanmıştır. Süleyman Demirel’in yıllarca yaptığı popülist politika artık yerini realist politikaya bırakmıştı. Türkiye gerçeği bu iki genel sekreterin iki siyasi deve: Karaoğlan Ecevit ve Mücahit Erbakan’ın damgasını vuracağı alana dönüşmüştür Türkiye. Bu koalisyon; şeflik dönemini yıkan Ecevit ile merdiven altı inanç dönemini kamu alanına hâkim kılmaya çalışan Erbakan’ın dönemi olmuştur. Müminler kalorifer odalarından bakanlık katlarına, inananlar cami kürsülerinden üniversite kürsülerine hatta Meclis’in kürsüsünde hakkı haykıran aslanlara döndüler. Parya oldukları yurdunda yeniden hakkın hâkim olması için ev sahibi oldu.

Milli Görüş’ün lideri Erbakan Hoca ile onun altın kadrosunun bugünkü siyasi iklimde çok emekleri vardır.

Başta kederli ailesine, Milli Görüş camiasına ve tüm seven dostlarına Allah’tan sabırlar dilerim. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.”