Dünya çok ciddi bir tehlike ile karşı karşıya. Ne var ki,

bu tehlikenin kaynağı ileri ülkeler olunca geri kalanları da bu konuda ya hiç

ses çıkarmamak ya da çıkarsalar bile sadece kendilerinin duyabileceği bir ses

tonu ile yetinmek durumunda kalıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Mersin Limanı nda

ele geçirilen ve GDO lu olduğu ileri sürülen ABD den ithal 23 bin ton pirinç

olayı bazı tartışmaları gündeme getirdi. Medyada çıkan haberlerin satır

aralarını okuyanlar GDO lu ürünlerin aslında biyolojik terör olarak nitelendirilmesi

gerektiğini gördüler. Yani ha GDO lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)

ürünleri piyasaya sürüyorsunuz ha düşmanlarınıza karşı biyolojik silah

kullanıyorsunuz arada çok önemli bir fark yok.

Bu arada genetiği ile oynanmış (GDO) ürünlerin adeta

salgın bir hastalık gibi bulaşıcı olduğunu da öğrenmiş olduk. Bir ABD li Tarım

Bakanlığı yetkilisi bir gemide eğer GDO lu bir ürün taşınırken aynı geminin cep

telefonu gibi bir yükü de varsa, kontrollerde cep telefonlarının da GDO lu

çıkmasının mümkün olduğunu söylüyor ki, sanıyorum esas üzerinde durulması

gereken husus böylesine zararlı olan GDO lu ürünler niçin üretilir, niçin

piyasaya sürülür sorusudur.

Bu arada Türkiye de ithal edilmiş bir üründe GDO tespit

edilmiş olması ve bu ürünlerin piyasaya sürülmesinin engellenmesi karşısında

ABD nin bundan rahatsız olması dikkat çekicidir. Bir yandan Türkiye ye satılan

pirinçlerde, GDO yok, bulaşma var deniyor, öbür taraftan bulaşma bile olsa

Türkiye nin tedbiren bu pirinçlerin piyasaya sürmemesinden rahatsızlık

duyuluyor. ABD li yetkililer tepkilerini öylesine ileri götürüyorlar ki, Sizin

testler trilyonda 1 toz zerreciği bile olsa GDO var diyorlar diyerek bundan

vazgeçilmesini istiyorlar. Yani GDO lu ürünler konusunda bu kadar titiz olmayın

demeye getiriyorlar.

Bu noktada ABD li yetkilinin açıklamalarından kısa bir

alıntı yapmak istiyorum:

ABD de GDO lu pirinç üretimi söz konusu değil. Ama şunu

bilin, zerre miktardaki bulaşıklığın önlenmesi de mümkün değil. Örneğin ABD de

Kuzey Batı da elma ağaçları bu dönemde çiçek açar. Eğer o bölgeden başka ürün

yüklü kamyon geçerse, o ürüne polenler rahatlıkla bulaşır ve bu da kolayca

tespit edilebilir. Eğer o üründe Türkiye ye geliyorsa bu durum ABD den

Türkiye ye GDO lu ürün giriyor anlamına gelemez.

Peki, ne anlama gelir diye sorsak verilecek cevap var

mıdır Mademki, GDO lu ürünler biyolojik terör anlamına geliyor ve polenlerle

bile sağlıklı ürünlere bulaşabiliyor o zaman ABD ve diğer ülkeler niçin bir

takım ürünlerin genleri ile oynamaya devam ediyorlar Esas mücadele edilmesi bu

değil mi Yoksa nükleer silahlara bazı ülkelerin sahip olma hakları bulunduğu

gibi bazı GDO lu ürünler yoluyla dünyayı tehdit eme hakları mı var

Yani dünya üzerinde güçlülerin hâkim olduğu, onların

istediklerini yapabildiği bir orman kanunu mu hüküm sürüyor

Bu noktada ABD li yetkiliden kısa bir alıntı daha

aktarmak istiyorum:

Bir ülkeye GDO lu mısır ve soya taşıyan gemilerin,

sonraki yükü Türkiye ye getirilen pirinç olabilir. Bulaşma çok yaygın ve

önlenemez.

Açıklamadan da görülüyor ki ABD de GDO lu mısır ve soya

bolca üretiliyor ve bunlar dünyanın çeşitli ülkelerine satılıyor. Ülkemize de

ABD den GDO lu mısır ve soya ithal edildiği de biliniyor. GDO lu mısırdan şeker

elde ediliyor, özellikle tatlıların yapımında kullanılıyorsa ne gibi sonuçlar

doğuracaktır Bu arada şeker fabrikalarımızın işlemez hale getirilmesi,

çiftçimizin ekmeği ile oynanması da işin bir başka boyutu.

Lafın kısası bugün gelinen noktada nükleer silahlara

karşı gösterilen tepkinin daha fazlasının GDO lu ürünlere de gösterilmesi

gerekiyor. Hem de geç kalmadan.