Umudu yaşatmak, doğan güneş için hazırlık yapmak, gelecek güzel günlere doğru koşmak, yorulsak da ayaklarımızda derman kalmasa da yolda kalmaya devam etmek ne kadar zor. Yangın yerine dönmüş bir dünyada hâlâ iyi ve güzel için gayret eden, adaleti ayakta tutmaya çalışanlar olmasa herhalde kıyamet çoktan kopardı.

Gazze. Yerle bir olmuş mekânlarda insanların hâlâ yaşamaya devam ettiği mübarek topraklar. Sokaklarda yemek yapılıyor, çaylar demleniyor. Çocuklar top oynamaya devam ediyor. Hâlâ umut ile yaşam kol kola geziyor Gazze sokaklarında. Bu arada zevk, eğlence ve haz kültürü tüm hızıyla dünyanın dört bir yanında kol gezmeye devam ediyor. Bir yanda savaşın acı yüzü, patlayan bombalar ve parçalanan bedenler diğer yanda sıcacık evlerinde gerçek hayatta yaşanan acıların oyunlarını dijital dünyada yaşayan çocuklar. Bir tarafta açlık ve yokluk devam ederken diğer tarafta israf akıl almaz bir hızla devam ediyor. Bu dünya, bu bildiğimiz yalan dünya hep mi böyleydi acaba? Hep böyle mi devam edecek acaba?

Gazze bütün dünyanın gözleri önünde yok edilirken diğer ülkelerde tek bir insanın bile herhangi bir şeyden şikâyet etmesini aklınız alıyor mu? Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda, bir elimiz lahmacunda, diğeri çiğ köftede ve dağda domuzumuz eksikken bu nasıl bir bakış ve bu nasıl bir yaklaşımdır. Küçücük bedenler gözlerimizin önünde parçalanırken, şikâyetçi olduğumuz şeylere bakar mısınız! İnsanın gerçekten aklı almıyor.

Modernizme, popülizme, hedonizme teslim olmuş hayatlar. Anlamsız bir zevk ve sefa sürgününde gibiyiz. Gazze’den servis edilen sosyal medya paylaşımları ile anlık yaşanan hüzünlerle harmanlanan bir keşmekeş içerisinde yaşayıp gidiyoruz. Dualarla yuvarlanıp giden bir duygu seline kapılmışız. Duygular dünyasında gözyaşlarımız sel olup akıyor. Somut olarak yapabildiğimiz herhangi bir şey de yok gibi. En azından Gazze’de yaşanan katliamları gündemden düşürmemek gibi bir sorumluluğumuz olması lazım. Bu anlamda gayret eden herkesten Allah razı olsun. Kilometrelerce uzaktan kardeşlerimizi unutmayanlara binlerce selam olsun.

Gazze halkının öğretilerine kulak vermek her insanın farkında olması gereken bir hakikat olarak karşımızda duruyor. Bu acılar Batı dünyasının bizden çok daha fazla etkiledi gibi gözüküyor. Bizlerin de kendimize gelmemiz için karşımıza çıkan bu büyük fırsatı değerlendirmemiz şart olsa gerek. Gazzeli Müslümanlar adeta bütün dünyaya insanlık ve Müslüman’ca duruş dersi veriyor. Böylelikle insanlar gerçek İslâm’ın ne olduğunu da anlamaya başlıyor diye düşünüyorum. IŞİD, Bokoharam ve benzeri saçma grupların oluşturduğu dezenformasyondan sonra Gazze halkı adeta Hızır gibi imdadımıza yetişmedi mi? Herkese insanlık dersi vermiyorlar mı? Esir takasında bile hakiki bir Müslüman tavrı ve duruşu nasıl olması gerektiğini göstermediler mi?

Artık bu saatten sonra şuur derslerine, uzun uzun fetih programlarına, cihat ruhunu anlatmaya gerek yok. Gazze mücadelesinden kısa videolar izletmek, Gazzeli mücahitlerin yazdığı destanı okutmak fazlasıyla yeterli olacaktır. Yaşa Filistin, çok yaşa Gazze, var olun, sağ olun Gazze’nin koca yürekli aslanları.