Geçtiğimiz hafta sonu iki gün sokağa çıkma yasağı uygulanması üzerine çok şey yazıldı ve söylendi. Özellikle bazı iş yerlerinin, gerek insanların hazırlıksız yakalanması sebebiyle, özellikle de marketlerin ve fırınların önlerinde uzun kuyrukların oluşması ister istemez salgının yaygınlaşmasına yol açacağı endişesini gündeme getirdi. İki günlük sokağa çıkma yasağı süresinde marketlerin ve fırınların önlerinde panik sonucu oluşturulan uzun kuyrukların anlamsızlığı açıkça görüldü. Ancak, bu noktada sadece paniğe kapılarak özellikle ekmek ve bazı tarım ürünlerini alma yarışına girenleri suçlamanın anlamı yok. Çünkü açıklama eksik yapılmış, son ana getirilen yasak ilanı ister istemez bazı kimselerde telaşa yol açmıştı. Yani, tek başına kuyruklara koşanları suçlamak eksik bir değerlendirme olurdu. Geçmişe dönük sözü daha azla uzatmanın anlamı yok. Ancak, bu hafta sonu için de sokağa çıkma yasağının ilan edilmiş olması ve bundan sonra da ihtiyaç duyuldukça ilan edileceği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması ile netleşmiş bulunuyor. Bizim için genel bir sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi ile edilmemesi değişmiyor. Çünkü işin başından beri 65 yaş üzerindekilere uygulanan yasak kapsamında günlerimizi evimizde geçiriyoruz.

Fırsat buldukça evde sokağa çıkma yasağı olmayan aile fertleri market alışverişlerini yapıyorlar. Ayrıca bu sokağa çıkma yasağı ile birlikte evde ekmek yapılmaya da başladı. Bunun için alınmış bir 10 kiloluk un, ekmek ihtiyacını karşılamaya yetiyor. Bu bakımdan bizim evin fırın ve marketlerin kapanmasından kısa süreli bir sıkıntı oluşmuyor. Ancak, evimize yakın iki gazete bayiinin de geçen hafta sonu ilan edilen sokağa çıkma yasağı sebebiyle kapalı olması gazetelere ulaşmamızı engelledi. Her gün başta Milli Gazete olmak üzere 10 gazete alan, günün sabah bölümünü gazete okumakla geçiren birisi için ciddi bir sorun oldu. O güne kadar fazlaca hissetmediğim can sıkıntısına yol açtı. Bazı okuyucularımın bu hali yadırgamaları söz konusu olabilir. Ancak, 50 yılı aşkın bir süreden beri çoğu zaman matbaadan ilk baskıdan alarak eve gitmeye alışmış, daha doğrusu hayatının bir parçası haline gelmiş bir alışkanlık engellenince insan bir eksiklik hissediyor. Elbette herkesin benim gibi  her gün 10 gazete okuma  alışkanlığı olan birisi gibi bir gün gazetelere ulaşamamış olmasının yadırganacak bir yanı olmayabilir. Ancak, 1974 yılının ortalarından beri her gün aldığım Milli Gazete’ye ulaşamamak ister istemez insanı üzüyor. Bu noktada geçen yıllar boyunca darbe sabahları bir ya da iki gün gazeteme ulaşamamıştım. O günlerde de öğleden sonra sokağa çıkma yasağı kalktığı için gazetemizi alabilirdik. Bu arada yanlış hatırlamıyorsam, darbe sabahları bile gazeteler bayilerin önüne bırakılırdı. Ancak, bayiler yasak sebebiyle sokağa çıkamadıklarından gazete satışı yapamamışlardı.

            Sözü uzatmadan önümüzdeki hafta sonları da salgının gidişatına göre sokağa çıkma yasağı gündeme gelebileceğine göre, hiç olmazsa önümüzdeki hafta sonu gazetelerin okuyucuları ile buluşmaları engellenmemeli diye düşünüyorum. Ancak, sokağa çıkma yasağı her yaştakilere kapsayınca bu nasıl sağlanabilir bilemiyorum. Belki, bazı gazetelerin oluşturduğu elden dağıtım yapıları önceden ilan edilerek bu işi yapabilirler diye düşünüyor ve bir teklif olarak sunuyorum.

    İnsanların sanal âlemde günlerini geçirdiği bir ortamda benim böyle bir hassasiyet sergilemem yadırganabilir ama şahsen gazeteyi elime alıp, sayfalarını çevire çevire okumadan sanal âlemde okumaktan zevk almıyorum. Bu bakımdan benim gibi düşünenlere tercüman olmak istedim.