Her mesleğin kendine göre zorlukları var Ekmek parası kolay kazanılmıyor. Ekmeğini taştan, çöpten çıkaranları da biliyoruz, toprağın yedi kat dibinden çıkaranları da Gazeteciler de bundan yıllar önce çıkarılan, meslekte herkesin 212 olarak bildiği yasayla "ağır işçi" statüsüne konulmuşlar

Gazetecilikten başka bir işle uğraşmayan Fikir İşçilerini kuşatan bu yasayla, bazı haklara kavuşmuşuz. Mesela, sigortamızın farklı bir statüde ödenip, 20 sene çalışıp, 5 sene yıpranma payı hakkı kazanmak gibi. Mesela, Başbakanlık Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü nün imzasını taşıyan Sarı Basın Kartı na sahip olup, ufak tefek avantajlar yakalamak gibi. Gerçi, son dönemde cebimizde taşıdığımız Sarı Basın Kartı nı, Başbakanlık ın kaşesi olmasına rağmen, kimlik olarak kabul eden bile yok zaten. Çünkü gittiği her basın kuruluşunda patronunun borazanı gibi yazılar yazan Fatih Altaylı ve onun gibi düşünenlerin baskısıyla, bu kartın birçok avantajı yok edildi. Mesleğin yüz karası bu tiplerin baskısıyla, şimdi bu kartları sadece belediyelerin toplu ulaşımlarında kullanabiliyoruz. Ve bu tipler hala bu hakkın da tırpanlanması için bağırıyorlar. Meslekte daha yeni, ama çalışmalarıyla Sarı Basın Kartı na sahip olmuş bir muhabirin bir olaya yetişebilmek, bir habere gidebilmek için toplu taşıma araçlarından yararlanması onları pek ırgalamıyor.

Zira, beyzadeler, 4x4 lerle gezdikleri, yanlarında koruma ordularıyla dolaştıkları, patron tetikçiliği yaptıkları dönemde ceplerine indirdikleri milyon dolarcıkların hesaplarını bile yapamadıkları ve ömürleri boyunca toplu taşıma araçlarına binmenin ne demek olduğunu bilmedikleri için, havaya konuşuyorlar. Ve tüm gazetelerin imkanlarının da devletten ihale bağlayarak, karşılıksız veya sıfıra yakın faizle teşvik alarak rantlanan, beslenen, palazlanan, pazar günleri iki kilo gazete verebilecek kadar işi büyütmüş medya takip merkezleri gibi zannediyorlar. Nereye geleceğiz

Zaten, çeşitli dönemlerde birilerinin gözüne battığı için kevgire dönen 212 üzerinde AKP hükümetinin de bir çalışması olduğu kaydediliyor son günlerde. Kabaca deniliyor ki, gazetecilerin yıpranma hakları da ellerinden alınacak. Yani, bundan böyle biz de 25 sene çalışmadan emekli olamayacağız. 212 ile kazanılmış yıpranma payımız olan 5 seneyi iç etmeyi planlıyormuş birileri.

Hükümetin ilk dört senelik dönemde de, daha güçlü işbaşına geçtiği son dönemde de siz hangi kesime, "Size hak vermek için mücadele ediyoruz" dediğini duydunuz. Mezarda emeklilik çıktı Şimdi, gazetecilerin de haklarını gaspetmek için kollar sıvandı. Bizim anlamadığımız konu, bu çetrefilli konuda bizim kendilerine olmadık sıfatlar taktığımız ve meslekteki geçmişi dolayısıyla duayen lakabıyla andığımız anlı şanlı gazetecilerimiz neden bu konuda tek kelam etme gereği duymuyorlar. Bugün, eski Bab-ı Alî yokuşunda bir yürüyüş yapılacağı duyuruldu. Sanatçı Fan Kulüpleri nden daha işlevsiz Gazeteciler Cemiyeti acaba, hükümetin bu çalışması karşısında dik duruş sergileyebilecek mi Ya da, bu garabet karardan geri adım atılması sağlanabilecek mi

Bekleyip göreceğiz.