Beşinci yüzyılın
müceddidi olarak anılan Gazali nin üç önemli yönü ve misyonuna temas etmek
mümkündür. Bunlardan birincisi, tasavvufu merkeze alması, ikincisi, filozoflara
cevap vermesi, üçüncüsü ise, kâh Talimiye ve kâh Batiniye olarak anılan
İsmailiye ve türevlerine reddiye yazması ve yanlışlarına parmak basmasıdır. Gazali nin tasavvufi yönü ve filozoflara
yönelik cevapları inceden inceye tetkik edilmiş ve irdelenmiştir. Bu yönleri
arasında Batinilere yönelik cevaplarının işlenmesi sanki eksik kalmıştı.
Haşhaşilerin kurucusu Hasan Sabbah ın ekolü Rodos, Malta Şövalyeleri gibi
şövalyelere benzetilebilir. En önemli özellikleri ölüm mangalarının veya
fedailerinin esrar ve haşhaş kullanmaları ve onun dışında suikastçı
yapılarıdır. Bundan dolayı hem Haşşaşin hem de Assassins olarak anılmışlardır.
Bu iki terkip birbirine karışmıştır. Hatta bazıları esasında onların asıl
vasıflarının Assassins yani fedailer veya suikastçılar olmasına rağmen zamanla
harf değişikliğiyle Haşşaşin adının üzerlerine yapıştığını söylerler. Tarihe
Haşhaşiler olarak geçmişlerdir. Evliya Çelebi nin rüyasında şefaat diyeceğine
seyahat deyivermesi gibi. Elbette anlattığımız Haşhaşin-Assassins karması
şefaat-seyahat değişikliği gibi masum bir şey değildir. Bugünkü tabirle Gazali
felsefeyi reddederek hem erken veya kadim batılılaşmaya hem de batinileşmeye
karşı çıkmıştır ve batinileşmeyle alakalı birkaç eser kaleme almıştır.
Gazali nin bu önemli yönü biraz gölgede kalmış ve araştırmacıların
ilgilenmedikleri yahut derinleşmedikleri bir saha olarak kalmıştır. Bununla
birlikte Gazali nin en önemli fikir cephelerinden biridir. Bu cephe biraz ihmal
edilmiştir. Gazali felsefenin ve Batiniliğin temellerini yıkmış ve ihlâs
üzerine kaim olarak gördüğü Sünnilik üzerine müesses tasavvufu yüceltmiştir. Gazali nin
bu yönünü vurgulayanlardan birisi de Ankara ilahiyat çevrelerinden İbrahim Agah
Çubukçu dur ve Gazali ve Batinilik kitabını telif etmiştir.
*
Gazali den sonra
filozofları savunanlar çıktığı gibi batinileri de savunanlar çıkmış ve onların
sahasını savunmuşlardır. Maalesef bu hususlarda serbest atışlar da yapılmıştır.
Bunlardan birisini Gezi Parkı İmamı İhsan Eliaçık yapmıştır. Bağdat tan veya
dört yıl rektörlük yaptığı Nizamiye Medresesi nden kaçışını vicdan azabına
bağlamıştır. İhlâsın azlığı ve dinin dünyevi maksatlara alet edildiği ortamdan
değil de güya Batiniler konusunda devlete alet oluğu için vicdan azabına
dayanamamış ve kaçmış! Bu Gazali ye, fikri bir suikasttır. Aynen Batinilerin
geçmişte yaptıkları gibi. Güya Gazali tasavvufi nedenlerden ve içe çekilme
ihtiyacından dolayı değil de Muztazhiri nin ısmarladığı Fedaih el Batiniye gibi
kitapları yazmasından dolayı vicdan azabına dayanamayarak Bağdat ı terk ederek
Şam ve Kudüs e gitmiştir! Bunu bırakın bir ilim adamı hiçbir akil adam söyleyemez.
Gazali sonraki kitaplarında ve Tus a döndüğünde Fedaih ve diğer kitaplarının
hilafına bir satır mı yazmıştır Onlardan teberri mi etmiştir Şam ve Kudüs
boylarında yazmış olduğu İhya gibi kitaplar göstermektedir ki, Bağdat tan ayrılışı iç dünyasını imar içindir
ve bu konuda tasavvuf erbabıyla istişare ettikten sonra hareket etmiştir. Hicri
484 yılında başladığı rektörlükte dört yıl kaldıktan sonra hacca gideceğini
söyleyerek Bağdat tan ayrılmış ve seyri sülûke yani manevi iç yolculuğuna
başlamıştır. Hacca gideceğini söyleyerek ilmiye ve saltanat çevresinden izin
alması kolay olmuştur. Bundan sonra şahsiyetini gizlemiş ve derin bir iç
tecrübe yaşamıştır. 11 yıl sonra tekrar zuhur ettiğinde yeni bir Gazali olarak
ikinci doğuşunu yaşamıştır.
*
Gazali nin
Batiniliğe veya Haşhaşilere getirmiş olduğu en temel itiraz onların dailer
vasıtasıyla gizli bilgiye ve gizli imama çağırmalarıdır. Bu bir kandırmacadır
ve gizli imam falan yoktur. Sadece safsata vardır. Ne On İkinci İmamların
Muhammed Hasan Askerisi gerçek bir şahsiyettir ne de Haşhaşilerin çağırmış
oldukları gizli imamlar gerçek şahsiyettir. Gazali gizli değil açık ve yegâne
masum imamın Hazreti Peygamber olduğunu söylemiştir. Bize bıraktığı miras da Kur an ve sahih
sünnetidir. Onu da Şeriatı nakzeden gizli tevillerle değil içtihat usulleriyle
ve imali fikirle anlayabiliriz. Batiniler i mal-i fikri kaldırmış ve onun
yerine batini tevilleri sapmışlardır. Kuralsız tevillerle birlikte şeriat
binasını yıkmak istemişlerdir. Bugün dünyada zengin bir topluluk olsalar da
gittikçe eriyip gitmektedirler. Bu tayfa zenginlik ve iç dayanışmayla ayakta
kalan bir topluluk olarak varlığını sürdürmektedir. Oların gizli bilgi ve imamlarla ilgili
algıları kendileriyle sınırlı kalmamış bilakis tortu olarak kimi başka fırka
veya meşreplere de sinmiştir veya sirayet etmiştir.