Evet, Arda Turanlı Atletico Madrid bu defa da Şampiyonlar Ligi finali için Real Madrid’in karşısına çıkıyor. İspanya’da, “Kralcılar ve Cumhuriyetçiler” bazında bile 100 yıldır süren bu büyük rekabetin ilk defa böylesine büyük bir kupada son maçı oynayacak olmaları çok ama çok önemli...
Bir tarafta büyük bütçeli ve yıldızlı Real, diğer tarafta ise kısıtlı bütçeli ve neredeyse yıldızsız Atletico... Ama bunlardan ikinci yazdığım İspanya’da Barcelona ve Real’in elinden lig şampiyonluğunu kazanan taraf. Nasıl mı Müthiş bir mücadele gücü, bunun içinde takım olarak hareket etme ve sahaya yerleşme, oyunun temposunu sık sık değiştirme gibi çok önemli ve çarpıcı nitelikleri var Atletico’nun... Arda da işte bu saydığım özellikleri sayesinde bu takımın aranan, sevilen ve güvenilen oyuncusu oldu. Yani Arda’nın takımının rakibine göre en büyük avantajları bunlardır. Real ise daha ağırlıklı olarak yıldızlarının patlamalarına endeksli bir takım. Ronaldo gibi özellikle topla müthiş dripling atan ve çok etkili vuran bir yıldız var. Bail’in deparları, taşıyıcılığı dikkat çekici. Benzema kaçırır da, atar da tipi bir uç adamı. Orta alan isimleri, savunma bloğu bence Real’in daha takım gibi davranan yerleridir. Buradan bakınca, oyunun Arda’nın takımı tarafından önce bloke edileceği ve kollamalarla sonucu arayacağı gibi bir eylem planı ortaya çıkıyor. Real ise takım gidiş geliş akordeonunu rakibi kadar olumlu yapamıyor. İki takımı bundan bir buçuk ay önce Madrid derbisinde canlı izlemiştim. Maç 2-2 bitmişti. Atletico’nun verilmeyen iki net penaltısı vardı. Bir önemli nokta daha var. Real, ligden sonra bunu da kaybederse neler olur bilemem. Atletico kaybederse, elinde en azından Real ve Barcelona gibi takımları geride bırakarak 16 yıl sonra yakaladığı şampiyonluk var. Yani Ardalar daha rahat olacaklar.
Bizden
Köln’den önceki gün bir okurum sormuş; “Sivas ve Eskişehir, UEFA’nın ceza dosyasına girdi de, Trabzon neden yok...” Yani diyor ki okur, Avrupa Kupaları’na katılmaları kesinleşen iki takıma ceza yolda da neden bir diğeri olan Trabzon’a yok. Hem de 3 Temmuz dosyasında ismi geçmiş olmasına rağmen. Şimdi iki cevap... Birincisi komik. Şu: Demek ki UEFA’da Trabzon’un torpili çok. Kim bilir belki de Trabzon kökenli birileri de vardır. İkincisi biraz ciddi. Şu: Demek ki, Trabzonspor’un yapılan inceleme ve değerlendirmelerde şikeyle ilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Mesela 22 tır hamsi falan gibi trajikomik Fenerbahçe iddialarına rağmen...
Devam edelim. Mevlut Erdinç için ne kadar menajer varsa hepsi Ünal Aysal’a gelmişler. Ben de bu satırları yazmadan iki gün önce hemen hemen en sağlam kanaldan Mevlut işinin bir buçuk ay önce bittiğini öğrenmiştim. Hayırlı olsun. Yerli ve 25 yaşında... Hatta haberimin kaynadığı şu anda Fransa’nın takımıyla ünlü bir kentinde... Ne mi yapıyor Bilmem...
Efendim son not Meireles’ten... Fotomaç uzun bir söyleşi yapmış. Portekizli oyuncunun bir sözü çok dikkatimi çekti. Demiş ki Meireles, “Şampiyon olmamıza rağmen Şampiyonlar Lig’ine biz değil başka takım direkt katılacak... Bu herkes için büyük bir utanç...” Yüzde yüz haklı... Haklı da, utanç duyması gerekenler listesinin başında kim olabilir ki sizce Sayın Kölnlü vatandaş