Bismillâhirrahmanirrahîm!

DÜNYADA “etkili olmak” isteyen ülkeler uzun vadeli proje ve planlara sahip oluyorlar. Olaylara “bütüncüllük” üzerinden bakıyor; adım adım hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Günübirlik yaşayan, günü kurtarmaya çalışan ülkeler ise çok kere “büyük plan”ın bir parçası oluyor; varlıklarını emperyalistlerin insafına bırakıyorlar. Büyük düşünen, büyük idealleri olan ülkeler, emperyalist tuzaklardan kurtuluyor; “oyun kurucu” durumuna geliyorlar.

Siyonizm’in planları 5.780 yıl öncesine dayanıyor. Önce İsrail devletini kurdular; şimdi de Nil’den Fırat’a uzanan topraklara sahip olmak, Arz-ı Mev’ud’a ulaşmak istiyorlar. ABD’nin Afrika Planı 1940’lı yıllara dayanıyor. 2003’ten bu yana da Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) hayata geçirme peşindeler. Avrupa, sömürgecilikle varlığını sürdürmeye çalışıyor. Hıristiyanların Bizans’ı canlandırma, Rumların “Pontus İmparatorluğu”; Ermenilerin “Büyük Ermenistan” idealleri de bu emeller arasında!

Bugün dünyadaki asıl büyük tehlike Siyonizm’in varlığıdır. İsrail’in uyguladığı kan, öldürme, soykırım, savaş, işgal, saldırı gibi eylemlerin hepsi, onların sapkın inançlarının bir gereğidir. Muharref Tevrat’ta yazılanlara bakın: “O zaman Rab, bütün milletleri önünden kovacak ve sizden daha kuvvetli bütün milletlerin mülkünü alacaksınız! Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden (Lübnan), ırmaktan (Fırat Irmağı) ‘Garb Denizi’ne kadar olacaktır.” (Tesniye Bl., 12/25)

Siyonizm’in hedeflerini bilmeden; Filistin, Suriye, Irak ve Libya’da yaşananları; Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’sunda yaşanan terör olaylarını; Trump’ın Ortadoğu gezisinin iç yüzünü kavrayamazsınız!

SURİYE ÇIKMAZI

ERBAKAN Hoca, insanlığın karşısındaki en büyük tehlikenin Siyonizm olduğu konusunu dünyaya anlatmıştı. Bencil Siyonistler, kendilerini “üstün ırk” olarak görüyor; dünyanın jandarmalığını yapmanın ve sömürmenin kendi hakları olduğuna inanıyorlar. Hedeflerine ulaşmak için dünyadaki işbirlikçi yöneticileri kullanıyorlar. Hem de, “Ben mi? Ben, hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim!” türküsünü söylete söylete!

İslâm dünyası 19 Haçlı Seferi’ni göğsünde söndürdü ve onların emellerine ulaşmasına engel oldu. İkiz Kuleler’in vurulmasından sonra, ABD’nin o dönemdeki başkanı Bush şöyle demişti: “Bu bir Haçlı Seferi’dir; Tanrı beni bu iş için görevlendirdi!” ABD, 20. Haçlı Seferi’ni ilân etmiş; İslâm dünyasını yok etmek istediğini açıklamıştı. İşbirlikçiler ise Haçlı-Siyonist İttifakı’nı yürütenlere hâlâ “dostum”; “stratejik ortağım”; İsrail ve ABD ile normalleştim” diyerek gezip dolaşıyorlar.

İsrail, Filistin’de ne kadar işgalciyse, Suriye’de de aynı oranda işgalcidir. Filistin’de halkın açlığa terk edilmesi, soykırım yapılması gibi insanlık dışı olayların son haddine gelmiş olması Suriye’de yaşananları unutturmaktadır. Suriye ve ona bağlı olarak Türkiye’yi bekleyen tehlike Filistin’den daha az değildir.

Haçlı-Siyonist ittifakı, Suriye’deki işgalin altyapısını oluşturmak için her düzenlemeyi yapmaktadır. Suriye’deki petrolün İsrail’e aktarılmasını amaçlayan bir diplomasi işlemektedir. Azerbaycan petrolünü Türkiye üzerinden İsrail’e aktaran SOCAR firması, Suriye için de devrededir. Millî Gazete, 14 Nisan 2025 tarihindeki manşetiyle Suriye ve İslâm dünyasını uyarmıştı.

TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ

SİYONİZM’İN sinsi planlarını avucunun içi gibi tanıyan Erbakan Hoca, işgalci İsrail’in yapmak istediğini daha Körfez Savaşı başlamadan önce açıklamış; İslâm dünyasını, “birlikte” tedbir almaya çağırmıştı. Irak’tan sonra sıranın Suriye’de olduğunu hatırlatarak, “Bir gün konu Suriye olursa, bilin ki, asıl hedef Türkiye’dir” uyarısı yapmıştı. Bazı manevralara rağmen, bundan sonra sıranın İran ve Türkiye’de olduğundan şüphe yoktur.

Yaklaşmakta olan tehlike apaçık belliyken, İslâm dünyasının yeterli ölçüde tedbir almaması düşündürücüdür. ABD’nin Türkiye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, “Suriye’nin barış için değil; emperyal kazanç için bölündüğünü” itiraf etti. Batı’nın bir asır önce Ortadoğu’yu haritalar, manda yönetimler ve çizilmiş sınırlarla böldüğünü kabul etti. (26 Mayıs 2025)

Erbakan Hoca, Suriye’nin toprak bütünlüğünü Türkiye’nin güvenliğinden ayrı tutmazdı. Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Zeki Aktürk, haftalık bilgilendirme toplantısında, “Suriye’de tek bir silâhlı yapı olarak Suriye Hükûmeti bulunmalıdır. Suriye’de huzur ve barışın tesisi için atılan adımları destekliyoruz” açıklamasını yaptı. (29 Mayıs 2025) Bu sözler, diplomatik girişimlerle somutlaştırılmalıdır.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan; Suriye’nin, tarihimizin en büyük güvenlik sorunu haline dönüştüğü (29 Kasım 2024) hatırlatmasını yapmıştı. 28 Mayıs 2025’teki ESAM konuşmasında ise “Irkçı emperyalizmin günümüzdeki adı Siyonizm’dir” diyerek net konuştu: “Dünyanın huzuru Millî Görüş’le olur. Yeryüzündeki bu zulüm düzenine boyun eğmeyeceğiz.”