Nisa suresinin 34. ayetinde: Erkekler, kadınların
koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün
kılmıştır.
Aynı ayetin devamında, evlilik yükümlülüklerini yerine
getirmeyen kadınlar için de: Önce onlara öğüt verin, olmadığında
yataklarında yalnız bırakın, bunlar da fayda vermez de mecbur kalırsanız onları
hafifçe dövün deniliyor.
Bu ayet-i kerimenin mealinden yola çıkarak, İslam dini,
şiddeti ve kadın dövmeyi teşvik ediyor propagandalarını pervasızca
sürdürülüyor.
Önce, hafifçe dövün ifadesi üzerinde duralım.
Arapçada darp kelimesinin pek çok anlamları vardır.
Bunlardan bazıları: Çıkarmak, çarpmak, acıtmak,
koparmak, bırakmak, uyarmak, azarlamak, boşaltmak, toplamak, kazmak, dövmek,
göstermek, getirmek, terslemek, atmak, çırpınmak, temizlemek
Kur an meali yazanlar, bu kelimeler içerisinde en çok
dövme kelimesini kullanmışlardır.
**
İkinci ve esas mesele, Peygamber Efendimizin metodudur.
Efendimizin hayatı bağlayıcı ve örnek teşkil etmektedir.
Bu ayeti kerimeyi en iyi anlayan ve uygulayan şüphesiz ki
odur.
Kesin olarak tüm dünya biliyor ki Efendimiz, ömründe bir
defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır.
O Yüce Peygamber: Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz
değildir diyendir.
Yine başka bir hadisinde: İçinizden biri, karısını köle
döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi diyerek karı-koca
ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğini vurgulamıştır.
Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesi nde çok
can alıcı konulara temas etmiştir.
Bu hutbesinde, kadınların haklarının gözetilmesini ve bu
konuda Allah tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır.
Kadının evlilik sorumluluklarını yerine getirmek,
kocasının onurunu korumak ve ailenin mutluluğunu temin etmek birinci derecede
kadına aittir.
Bir kadın, kurulu aile düzenini tehlikeye sokacak
davranışlar sergilediğinde de İslam dini bununla ilgili tedbirler almıştır.
Nisa suresinin 34. ayeti de bununla ilgilidir.
Ayette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de
çok istisnai bir durumdur.
***
Yüce Yaratan, en kıymetli varlık olarak insanı yarattı.
İnsan olmaları
hasebiyle erkek ve kadın arasında herhangi bir fark koymadı.
Allah ın Resulü: Muhakkak kadınlar, erkeklerin bir
parçasından başka bir şey değildir diyerek kadın-erkek arasındaki ayrımcılığı
ortadan kaldırmıştır.
İnsanlık, erkekle başladı ama kadınla devam ediyor.
Müslümanlıkta
kadın sultandır.
Dinimiz kadına çok
değer vermiş, erkeğe de çok mesuliyet yüklemiştir.
Atalarımız:
Yuvayı dişi kuş yapar demişler.
Bundan maksat,
yalnızca evin maddî bakımdan dirlik düzenini sağlamak değil, aynı zamanda
ailenin moral değerlerini canlı tutan kadındır.
Kadın ve erkek neslin devamını sağlamaları açısından her
biri insan olarak aynı ve birbirinin tamamlayıcısıdır.
Yani ikinin gücü dür.
***
İnsanlar içerisinde en saygı duyulacak kişilerin
anneler olduğunu Peygamberimiz meşhur hadisinde bildiriyor: Cennet annelerin
ayakları altındadır diyerek kadının lâyık olduğu en yüksek mertebeyi
vermiştir.
Allah ın Resulü
başka bir hadisinde: Dünya nimetlerinin en hayırlısı, iyi bir kadındır. Ona
baktığında kendini ferahlatır, kendisine kızdığında seni kollamaya çalışır
buyurarak kadına verilen değeri ortaya koymuştur.
Kadına ve aileye bu kadar değer veren İslam dini,
olumsuzluklar ve yanlışlar karşısında elbette müeyyideler koyacaktır.
Günümüz modern dünyasında da pek çok ülkeler,
insanlarının huzuru için çok katı tedbirler almışlar ve uygulamaktadırlar.
Bir cihan nizamı olan İslam ın olumsuzluklar karşısında
bir takım tedbirler alması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
İnsanoğlu, nefsine karşı olan düşkünlüğü yüzünden
istediği gibi serbest hareket etmek ister.
Oysa her şeyin bir müeyyidesi bir kuralı vardır.
Müeyyideler, insanlara zor gelebilirler ama sonunda rahat
edecek olan yine insanlardır.
Feminist kadınlar meseleyi bu açıdan düşünebilseler,
onlar da rahat edip mutluluğu yakalayabilirler.