Fare, kimine göre sevimli kimine göre tiksinti duyulacak bir hayvan. Masallara, hikâyelere, romanlara, oyunlara, filmlere hatta çizgi filmlere konu olmuş hayvanlardan birisi… Fareli köyün kavalcısının hizaya soktuğu, insanlardan korkan ama insanların kadınlarının kendisinden, erkeklerinin de kadınlardan korktuğu sarmalın ara öğesi. Bilgisayarların olmazsa olmaz parçalarından birisidir fare aynı zamanda.

Biliyor musunuz, fareler de çeşit çeşittir. Deney fareleri vardır mesela. Bunlar, insanlık için yararlı hayvandırlar üstelik! Özellikle bilimsel çalışmalarda oldukça faydalı olurlar. Yeni geliştirilen bir hastalığın tedavisi ya da bulunan bir ilaç önce onların üzerinde denenir. Bu yüzden deney fareleri insanlık için vazgeçilmez bir ihtiyaç olmuştur.

Gemi farelerini bilirsiniz. Bunlar gemilerde yaşarlar ve geminin başına bir şey geldiğinde hemen gemiyi terk etmeye başlarlar. Hatta “gemiyi en önce fareler terk eder!” diye halk arasında manidar bir söz bile söylenegelmektedir. Bir başka tür ise tarla fareleridir. Mahsule zararı da yararı da olur bunların. Her deliğe kolaylıkla girdiklerini ve kemirgenliklerini de unutmamak gerekir.

Bu kemirgenlerin bir çeşiti de siyasi farelerdir. Bunlar bir siyasi partiye çöreklenirler. İşler iyi giderken keyiflerine diyecek yoktur. Ama oy oranları düşmeye ve o parti su almaya başladığında hemen ayrılırlar o siyasi oluşumdan. Bu anlamda gemi farelerine çok benzerler aslında. Gemi farelerinden kendilerini ayıran en önemli özellik ise bir yandan partiyi terk ederken bir yandan da sürekli eleştirerek, kötüleyerek diğer siyasi yandaşların da moralini bozmalarıdır. Bir siyasi oluşumda oylar düşmeye başladığında eleştiri ve ayrılık varsa bilin ki orada siyasi fareler göçe başlamışlardır.

Bir başka fare çeşidi olan Rant farelerini de unutmamak gerekir! Bunlar koku alma becerileri sayesinde yüksek gelir getirecek yerleri çok hızlı bir şekilde tespit ederek hemen oraya çöreklenmenin bir yolunu ararlar. Tarla fareleri gibidirler. Sürekli mahsulü yani Rantı kemirir dururlar. Tarla farelerinden farkları ise bunların zararları hemen fark edilmeyip uzun yıllar sonra ortaya çıkmasıdır.

Eğitim fareleri vardır pek fark etmesek de! Eğiten ve eğitilen diye ikiye ayrılırlar. Eğitenler hak etmedikleri mevkie gelmek için intihal yaparlar eserlerinde ve kendilerininmiş gibi sahip çıkarlar o eserlere. Eğitilenler de kimi parayla kimi de itibarla sınıflarını geçer, hak etmedikleri diplomaya sahip olurlar.

Medya fareleri vardır bir de… Bunlar bir medya kuruluşuna kapağı attıklarında yağdanlık ve yalakalık vazifesini yaparken kulağa hoş gelen cümleler yazar/söylerler ama bir yandan da sürekli medyayı kemirirler. Sadece medyayı kemirseler belki önemli olmayacak ama değerleri ve kişileri de bu kemirmenin içine katarak zarar verirler topluma.

Memuriyet/makam farelerini de anmadan geçmeyelim… Bunlar bir makama gelebilmek için her türlü yolu denerler. Hatta içlerinde güvercinler gibi takla atanı bile vardır. Amirinin gözüne girebilmek için gammazlık yapan, onu bunu fişleyen türleri de bulunur bunların. Sürekli laf taşıdıklarından bir gün artık kendi cümlelerinin olmadığının bile farkına varamaz olurlar o derece kimliklerini kaybetmeye müsaittirler.

Aman, atama farelerine dikkat edin! Atama fareleri çok tehlikelidirler. Bunlar bir yerlere bir eşinin, dostunun atanması için herkesi devreye sokarlar. Yeter ki o istediği kişi bir makama yerleşsin. Nasıl olsa ondan sonra o makam onların çiftliği olacaktır ve istediği kadar adamı oraya doldurarak orayı ele geçirecektir. Atama gerçekleştikten sonra öbek öbek alımlar başlayacak ve genellikle memleketlilerinin olduğu nice insan devletin/şirketin nimetlerinden istifade etmeye başlayacaktır.

Velhasıl-ı kelâm bir ömür çeşit çeşit fareler etrafımızda cirit atarlar ve toplumu kemirmeye devam ederler ta ki kapan kurulup da kemirgen yakalanıncaya değin… 

Minik bir tebessüm

 

İkinci lisan

Fare bir peynir kokusu duyup, kafasını dışarı uzatmıştı. Fakat bunun kedinin bir tuzağı olabileceğini düşünüp dışarı çıkmadı. Bekledi ve biraz sonra “miyav” diye bir ses duydu. Ertesi gün de peynir kokusunu aldı ve “miyav” sesini duydu, yerinden çıkmadı. Sonraki gün “havhav” diye bir ses duydu ve kedinin ortalarda olmadığını zannederek dışarı çıktı. Çıkmasıyla pençe yemesi bir oldu. Kedinin tuzağına düşmüştü. Kedi yerde baygın yatan fareyi yanındaki yavrusuna gösterip izahat verdi…

-Bak yavrum, sana dememiş miydim, ikinci lisan gibisi yok diye…

İlgilisine Notlar:

• “Endülüs’ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, bugün çoktan uzayda galaksiler arasında seyahat ediyorduk” Pierre Curie

• “Batılının papyonu için pamuk toplayan Afrikalılar varken kimse köleliğin bittiğini söyleyemez” Prof. Dr. Necmettin Erbakan

• “Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.” Hadis-i Şerif (Tirmizi, Cihâd 3, (1624))

• “Ramazan’da orucunu tutup da Şevval’den de altı gün tutan kimse bütün sene oruç tutmuş gibidir.” Hadis-i Şerif (R. Salihin, 1259)

• Yeni çıkan Tahammül Şeridi, Yasak Bölge ve Açık Saatler kitaplarını gönderen Şair Yazar Cafer Keklikçi’ye teşekkürler. Kitap iyi bir dosttur. Dostluğunuzu pekiştirin!

• Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı tebrik eder; ülkemize, İslam âlemine huzur, barış, saadet ve birlik beraberlik getirmesini niyaz ederim.