Bundan önceki yazımın sonunda ifade ettiğim üzere, “FAİZ meselesi/musibeti önemli mesele, bir yazı ile daha devam edelim” dedim…

Dediğimi yapalım, devam edelim ama ÇÖZÜM üzerinde de duralım.

Sömürü sermayesi bu “vergi” sistemini, bu “FAİZ” sistemini, akılsız koyunlar gibi davranan ülkemizdeki ve bütün dünyadaki insanlara dayatmıştır ve hâlen de bu sömürüsünü devam ettirmektedir. Necmettin Erbakan’ın uyarıları bile insanları uyandırmamış ve akıllandırmamıştır. Zamanla akıllanırlar diyelim.

Biz diyoruz ki; bu “FAİZLİ ZALİM SÖMÜRÜ DÜZENİ”nde hiçbir işletme kârını ve zararını hesaplayamaz, “kâr ettim” diye yalandan beyanda bulunur; ona kredi veren banka da işte bu “yalan beyan” üzerine payını alır.

Oysa dikkat edin, bütün “katılım bankaları”nın bile “kâr payı” dedikleri şey olarak o yılın “FAİZLERİNİ” yani “faiz oranlarını” dağıtmaktadırlar. Bunun böyle olduğunu ekonomiyi iyi bilmeyenler ve maalesef cevazına fetva verenler bilmez ama katılım bankalarında çalışan her görevli bunu bilmektedir.

Prof. Dr. Sabahattin Zaim bir vesileyle anlatmıştı; “İslâm Bankası’nın tüm sözleşmelerini İngilizler hazırladı, bankayı da onlar idare ediyor!” Ben yanlış anlamıştım, biz de çalışıyoruz sanmıştım; ‘yanlış anladın, onlar yönetiyor’ dedi.

Cenabı Allah Kur’an’da bu durumu açıklıyor ve diyor ki; onlar inanmadıkları halde inandık diyorlar, Allah’ı ve müminleri kandırmak istiyorlar, kendilerini kandırıyorlar ama farkında değildirler. (Bakara Sûresi; 8-9. âyetler)

FAİZ MESELESİ, FAİZ MUSİBETİ böylesine bir bela, böylesine büyük bir ekonomik sorun, hattâ bu köşede hep hatırlattığım üzere, çağımızda var olan “SOSYAL TUFAN”ın ana müsebbiplerinden biri de; “ÇÖZÜM” yok mudur

Elbette vardır. Allah her derdin devasını da vermiştir. Her hastalığın şifası da vardır. Nitekim yarım yüzyıldan beri söylediklerimizle, yazdıklarımızla, yaptıklarımızla, kitaplarımızla; özellikle de son yıllarda sabır ve sebatla bu köşede dile getirdiklerimizle “ADİL DÜZEN VE ADİL EKONOMİK DÜZEN” olarak bu “ÇÖZÜMLERİ” halkımıza ve ilgililere iletmeye çalışıyorum...

“O halde neler yapılacak, neler yapılmalı ” sorusunun cevabına bakalım.

Her şeyden önce “banka” değil, önce “kooperatif/ler” kurulacak, “faizsiz işletmeler” oluşturulacaktır. Yarım asırlık “Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi”nin teorik ve pratik çalışmaları Allah’ın insanlığa ihsanıdır. Tüm saldırılara rağmen, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ndeki yargılamalara rağmen, bu kooperatifimiz yarım asırdır ayaktadır. Necmettin Erbakan’ın dediği gibi; o bir okuldur. Şimdi yeni kooperatifler kurmaktayız. Onlar asıl olacaktır. Gelin, insanlığın kurtuluşu için bu çalışmalarımıza katılın. Şeytanla beraber olanların sizleri yönetmesine müsaade etmeyin. Gelin, halk olarak “Adil Düzene, Adil Ekonomik Düzene göre kooperatifler kuralım”, önce halk olarak biz değişelim ki sonra iktidar/lar da mecburen değişsin... Bu arada sömürü sermayesi de değişecektir, değişmek zorundadır, çünkü o da malı bizden alacaktır, malı bize satacaktır, dolayısıyla sonunda onlar da ister istemez bize teslim olacaklardır...

Bu seferlik de bu kadar! Mevlamız cümlemize iki cihan saadeti lütfetsin.